anatomi.gen.tr https://www.anatomi.gen.tr Anatomi, Anatomi Türleri ve Özellikleri tr-TR hourly 1 Copyright 2019, anatomi.gen.tr Wed, 18 Nov 2015 00:00:00 +0000 Sun, 21 Jul 2019 00:00:00 +0000 60 Ayak Bileği Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/ayak-bilegi-anatomisi.html Fri, 12 Oct 2018 09:36:16 +0000 Ayak bileği anatomisi, ayak bilekleri iki ayak üzerinde yürüyüşe uygun yapıdadır. Her iki taraf yürüyüş için tüm vücut ağırlığımızı bağımsız olarak desteklemektedirler. Çok sayıda kemik, ligament, kas ve tendon Ayak bileği anatomisi, ayak bilekleri iki ayak üzerinde yürüyüşe uygun yapıdadır. Her iki taraf yürüyüş için tüm vücut ağırlığımızı bağımsız olarak desteklemektedirler. Çok sayıda kemik, ligament, kas ve tendonlar çeşitli aktivitelerde uyum içinde çalışır. Ayak bileği anatomisini inceleyecek olursak ayak, arka ayak, orta ayak ve ön ayak olmak üzere üç üniteye bölünebilir. Ayak bileği anatomisi, oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Ayak yapısı ayak bileği, ayak tarağı ve parmaklar olmak üzere üç bölümden oluşur. Özellikle ayak bileği üst üste binmiş iki eklemden oluşmaktadır. Ayak bileği eklemi tibianın dıştan ve üstten oluşturduğu, fibulanın dıştan oluşturduğu yatakla ve talusun yuvarlak olan tavanı arasında kalan bir eklemdir. Yani üst tarafta bacağın kemikleri ile alt tarafta ayak bileği kemiklerinin en üst kısmında bulunan eklemidir. Bu eklem ayak bileğinin aşağıya ve yukarıya hareket etmesine  kolaylık sağlamaktadır. Ayak bileği anatomisi, eklemlerin alt kısmında bulunan kemiklerin ikincisi kalkaneus yani topuk kemiği ve talus kemiği arasında yer alan subtalar eklemdir. Ayak bileği ekleminin kısıtlı bir hareketi bulunmaktadır. Ayağı sadece yan taraflara hareket ettirmeye yarar. Ayaktaki tüm kemik yüzeyleri eklem kıkırdağı ile kaplanmıştır. Ayak bileğini sabit tutan ve burkulma gibi sorunlarda ayağı koruyan bağlarda bulunmaktadır. Dış kısımdaki bağlar ayağın içe doğru hareket etmesini engeller. Aynı şekilde iç bağlarda ayağın dışa doğru hareket etmesini engeller. Ayak bileği anatomisi, insan anatomisinde ayak bileği eklemi, ayak ile bacağın birleştiği kısımda oluşmuştur. Ayak bileği, veya talocrural eklem menteşe tipi bir eklemdir. Tibia ve talus arasındaki eklem, fibula ve talus arasındaki eklemden daha fazla ağırlık taşıyabilir. Ayak bileği eklemi, ayak parmaklarını yukarı kaldırıp sadece ökçenin üzerinde duruş veya ayak parmaklarını aşağı doğru hareket ettirip sadece parmaklar üzerinde duruş gibi hareketlerinden sorumludur. Ayaktaki eklemlerin maksimum hareketlerini yapmasını sağlar. Kendi ekseni etrafında dönemezler.

Ayak bileği eklemi; Gerçek ayak bileği eklemi; tibia ve fibulanın distal uçları ve talusun trokleası arasında bulunan eğer şeklinde menteşe tipli bir eklemdir. Vücut ağırlığının çoğu tibiadan talusa aktarılmaktadır. Anterio kompartmanda, tibialis anterior ekstansör hallusis longus, ekstansör digitorum longus ve peroneal tertius kasları tendonları superior ve inferior ekstansör retinakuli tarafından aşağı bağlanmaktadır. Ayak bileği hareketi dorsifleksiyon ve plantar fleksiyonu içerir. Hareketin ekseni yaklaşık malleol hizasından geçmektedir. Gastroknemius ve soleus kasları ayak bileğinin en önemli plantar fleksörleridir. Tibialis anterior ve ekstansör digitorum longus kasları önemli bir dorsifleksörlerdir.

Subtalar eklem; Subtalar eklem talus ve kalkaneus arasında yer almaktadır ve üç tane yüzü vardır: ön, orta ve arka. Sıkı kapsülü çok az sinovyal genişlemeye izin vermektedir. Yaklaşık 30 derece ayak tabanı içe döner ve 10-20 derece ayak tabanı dışa dönebilir.

Midtarsal eklem; Midtarsal eklem, talonaviküler ve kalkaneokuboid eklemlerin birleşiminden oluşur. Kuboid ve naviküler genelde fibröz dokuyla bağlanmaktadır. Midtarsal eklem subtalar eklemde inversiyon ve eversiyon hareketlerine katkıda bulunurlar. Ayrıca ayak 20 derece orta hatta doğru döner ve 10 derece orta hattan uzağa döner.

Metatarsofalangeal eklemler; Metatarsofalangeal (MFT) eklemler parmakların perdelerinden yaklaşık olarak 2 cm proksimalde uzanan elipsoid sinovyal eklemlerdir. Kapsülleri her iki taraftan kollateral ligamentlerle ve plantar yüzde plantar ligamentle güçlendirilmiştir. 

]]>
Diz Eklemi Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/diz-eklemi-anatomisi.html Fri, 12 Oct 2018 23:54:39 +0000 Diz Eklemi Anatomisi, Diz vücudun en büyük sinoviyal eklemidir. Diz eklemi doğal olarak belirsizdir. Çünkü eklem hareketleri onu meydana getiren kemikler tarafından kısıtlanmaz. İki tibiofemoral ve bir patellofemoral kompartman Diz Eklemi Anatomisi, Diz vücudun en büyük sinoviyal eklemidir. Diz eklemi doğal olarak belirsizdir. Çünkü eklem hareketleri onu meydana getiren kemikler tarafından kısıtlanmaz. İki tibiofemoral ve bir patellofemoral kompartmandan oluşmaktadır. Tibiofemoral eklem kondiler bir eklemdir, patelloferal eklem ise kayan tipte bir eklemdir. Proksimal tibiofibular eklem, lateral tibial kondil ile fibula başı arasında olan düz sinoviyal bir eklemdir. Tibiofibular eklem kapsülü ön kısımda daha sıkıdır; anterior ve posterior talofibular ligamentlerle desteklenmektedir. Alt ekstremite yönünde ve ayak bileği hareketlerinde bu eklemde küçük hareketler meydana gelir. Dizin kapsül ve sinovyumu ile proksimal talofibular eklemler yetişkinlerin %10'unda hareket halindedir.

Diz Eklemi Stabilitesi
Yuvarlak femoral kondiller ile düz tibial plato arasında şekilsel uyum olmaması, tibiofemoral eklemin ayrılmasına engel olmak için yumuşak doku yapısıyla stabilizasyonunu gerekli kılmaktadır. Değişik diz ligamentleri, diz eklem kapsülü ve menisküsler, diz eklemini kontrol eden statik stabilizörler olarak görev üstlenirken çevredeki kaslar dinamik stabilizör olarak davranırlar. Kapsül fasya lata, iliotibial bant ve tendonlardan gelen bantlarla güçlenirler. Arka yüzde oblik ve arkuat popliteal ligamentler kapsüle destek olurlar. Femoral troklea ve patellanın alt yüzünün birbirleriyle uyumu patellofemoral eklem stabilitesine katkı sağlar. Diz fleksiyon ve ekstansiyonu sırasında patella hareketi, özellikle de vastus medialis olmak üzere, kasların dinamik stabilize edici kuvvetleri aracılığıyla kontrol edilir. Diz ekleminin açıkta oması ve koruyucu yağ ve kas katmanlarının bulunmaması, dizi travma şeklindeki yaralanmalara açık bırakır. Diz ekleminin iki uzun kemiğin arasında bulunması da çok fazla yüklenmeye maruz kalmasına yol açar.

Diz Eklemi Anatomisi Ve Patellar Hareket
Normalde femur başı merkezi, diz ekleminin merkezi ve ayak bileği merkezi koronal planda aynı çizgi üzerindedirler. Adduktör kas kitlesi normalde yukarıdan aşağı alt ekstremitenin göreceli düz medial kısmını oluşturur. Femur boynu, femur gövdesini kalça ekleminden uzak yere taşıdığı için femur gövdesi tibia ile birleştiğinde açı yapar. Bu ilişkinin patellofemoral eklem biyomekanik işlevleri üstünde önemli etkisi vardır. Kuadriseps kası kontraksiyonu tibial tüberküle iletilirken, kasın çekme açısına bağlı olarak patella lateral taraflı güce maruz kalır. Patellaya vastus lateralisten daha distalde tutunan vastus medialis kası bu güce dinamik olarak direnir. Lateral femoral kondilin, medial kondile göre daha önde olması da kuadriseps kasıldığında patellanın lateral dislokasyonunu önlemede yardımcı olur. Kuadriseps kasının çekme yönü ve tibia gövdesi arasında olan açıya kuadriseps açısı ya da Q açısı denmektedir. Supin pozisyonunda erkeklerde 8-14 derece, kadınlarda ise bu değerler biraz daha fazladır fakat ölçüm hataları 5 dereceyi bulabilmekte ve normalin üst sınırları için görüş birliği bulunmaz.
]]>
Pelvis Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/pelvis-anatomisi.html Sat, 13 Oct 2018 17:59:58 +0000 Pelvis anatomisi;  Pelvis kemiği  belirleyici olarak kalça kısmında ve bel kısmında kuyruk sokum unun biraz üst kısmında yer alan kaslı bir kemiktir. Pelvis  kemiğinin omurgayla ve bacakların arasındaki bağı oluşturar Pelvis anatomisi;  Pelvis kemiği  belirleyici olarak kalça kısmında ve bel kısmında kuyruk sokum unun biraz üst kısmında yer alan kaslı bir kemiktir. Pelvis  kemiğinin omurgayla ve bacakların arasındaki bağı oluşturarak  yük taşıyıcılığını üstlenen kemiktir.  Pelvis  kemiği sayesinde oluşmuş  pelvis boşluğu kadınlarda  doğum yolunu bütünleyen bir kavramı oluşturmaktadır.  Tabanı yukarıya bakar şekilde üst  tarafı aşağıya dönük olarak  bir huniye benzer.  Arka tarafında tam orta çizgisinin üst kısmında  kuyruk sokumu kemiği ve kuyruk kemiği ile her iki tarafında da pelvis  kemiğinin ortasındaki eklemler leğen kemiği iskeletini bütünleştirir. Uyluk kemiklerinin üstündeki omurgayla eklem yapmaktadır. Pelvis  kemiği bacaklarda ve vücudun hareketlerini, etkenliğini oluşturan kaslar bulunur. Pelvis  kemiğinin üstünde bulunan kısma büyük pelvis alt kısımdaki  de küçük pelvisi tamamlar.  Pelvis  kemiği vücudun iskeletini ve vücudun  ayakta olması için önemli bir kemiktir. Küçük pelvis ve de büyük pelvis biri birinden promontorium ve simfizis pubis ile ayrılır. Büyük olan bu duvarlar ile küçük duvarların kaslarla bağlantısını  tamamlamaktadır.  Pelvis kemiğinin boşluğu daralarak, üstünde oluşan pelvisin üstündeki darlık altında bulunan kısmına pelvis alt darlığı denmektedir.Büyük  ve küçük pelvis olarak ayrılır. 

İki pelvis kemiğini birbirinden ayıran sınır, arka ve ortada, beşinci bel ve sakrum omurgaları arasındaki çıkıntılar ve promontorium dur.

  • Yan taraflardaki, sakrum ve üium parçaları adı ile iki temel parçadan oluşan terminal çizgi
  • Ön tarafında  ve ortasında, pubis simfizinin üst kısmındaki kenar kısımları

Genel olarak bakıldığında yayık gibi görünen bir oyun kağıdına benzetilir kupa modelinde, ancak şekil olarak ve büyüklüğü kişinin cinsiyetine göre farklılık göstererek pelvis üst darlığındaki önüne ve aşağı tarafa bakan bir düzlem üstünde duran, yatay düzlem arasındaki derecesi 60'lık açıdan oluşur.

Büyük pelvis; Üst darlık pelvisi üstünde duran ve kalça çukuru ile sakrum'un yan parçaları durağan çizginin üzerinde duran parçaları aralığında oluşan boşluktur.

Küçük pelvis; Leğen pelvis adı  ile de bilinen küçük leğen, tüm pelvis kemiği boşluklarının alt tarafında duran parçadır. Alt darlık adı ile piyeste main biçimine benzer bir darlıkla sınırlı kalır.

Pelvisin görevleri nelerdir;

Leğen kemiği omurganın ve bacaklarımızın aralığında halkaya benzer  kemiktir. İçeriğinde organlarımızı oluşturmakta,  organları koruyabilmek ve omurgadan gelecek vücudun ağırlığını bacaklara vermektedir. Pelvis  kemiği  altında pelvis omurgası ile yürümemize olanak sağlar. Örneğin; Kalmak, oturmak, yürümek gibi günlük hareketler.

]]>
Kemik Pelvis Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/kemik-pelvis-anatomisi.html Sun, 14 Oct 2018 05:01:51 +0000 Kemik Pelvis Anatomisi, Kadın üreme organları, iç üreme organları ve dış üreme organları olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. İç üreme organları bel kemiği ve leğen kemikleri tarafından oluşturulan kemik çatının (pelvi Kemik Pelvis Anatomisi, Kadın üreme organları, iç üreme organları ve dış üreme organları olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. İç üreme organları bel kemiği ve leğen kemikleri tarafından oluşturulan kemik çatının (pelvis) içinde karın boşluğunda bulunmaktadır. 

Kemik Pelvis Anotomisi Yapısı 

Yetişkin insan pelvisi dört kemikten meydana gelmektedir. Yan taraflarda ve önde iki tane kalça kemiği, arkada bulunan sakral kemik ve koksigeal kemiğin birleşmesi sonucu meydana gelir. Pelviste 3 önemli düzlem vardır ve bu düzlemlerde de önemli çaplar vardır. Bu düzlemler 
  • Pelvis girişi 
  • Orta pelvis 
  • Pelvis çıkışı 
Doğumda bebek %95 baş geliş pozisyonunda bulunur. Bebeğin başının pelvis minordan geçebilmesi için bebek başının çapları ile pelvis çaplarının birbirine uygun durumda olması gerekir. Bebeğin kafa tası kemikleri henüz birbiri ile kaynaşmamış olduğundan, doğum esnasında kemiklerin birbiri üzerine geçmesi ile kafa çapı biraz da olsa küçülebilir. Böylece eğer pelvis çaplar ile bebek kafasının çapları arasındaki uyumsuzluk fazla değil ise, doğum vajinal yoldan gerçekleşebilir. Fakat daha ciddi bir uygunsuzluk durumu söz konusu ise bebek kafası pelvisten geçemez ve doğum normal yoldan gerçekleşmez. Bu sebeple pelvis çaplarının ve pelvis tipinin doğumdan önce öğrenilmesi önemlidir. 

Pelvis Tipleri 
  • Android pelvis: Erkek pelvisine benzer. Kadınların %20’sinde görülür. Doğum açısından uygun değildir. 
  • Anthropoid pelvis: Ön-arka çap transvers çapdan daha uzundur. 
  • Gynecoid pelvis: Klasik kadın tipi pelvistir. Kadınların %40 kadarında bulunur. 
  • Platypelloid pelvis: Yassılaşmış bir gynecoid pelvisdir. 
Türkiye de yapılmış klinik çalışmalarda Türk kadını için en sık rastlanan pelvis şeklinin gynecoid, ikinci olarak en sık rastlanan tipin ise platypelloid olduğu belirlenmiştir.

İç Genital Organlar: 
  • Fallop Tüpü: Kadın rahminin iki yanında simetrik şekilde bulunan boru şeklindeki bu tüplerin dış uçları, yumurtlama sırasında yumurtalıktan çıkan yumurta hücrelerinin kanal içerisine geçmesini sağlayarak rahime taşırlar. Fallop tüpünde ilerleyen yumurta hücresi buradan gelen spermle buluştuğu zaman döllenme meydana gelir.
  • Over (yumurtalık): Rahimin iki tarafında bulunan ve kadınlık hormonu ile az miktarda erkeklik hormonu üreten organlardır. Fallop tüpleri yardımı ile overlerden çıkan yumurtalık hücreleri rahime gelir. 
  •  Rahim: Rahim şekil itibariyle ters duran bir armuda benzeyen çok kaslı bir organdır.İç bölümü sümüksü bir tabaka ile kaplıdır. Döllenmiş yumurta fallop tüpleri yardımıyla rahime girdiğinde bu sümüksü yapı kalınlaşarak yumurtayı korumaya ve beslemeye hazır duruma gelir. 
 Dış Genital Organlar:  
  • Dış (büyük) dudaklar: Vajina girişini sağlı sollu kaplayan, vulvanın dış sınırını belirleyen, cilt kıvrımlarının dışta kalan alanlarıdır. 
  • İç (küçük) dudaklar: Sağlı sollu dış dudakların iç kısmında yer alan, klitorisin üst bölümünden başlayıp  idrar deliğini kaplayan ve vajina girişinin altına doğru uzanan kıvrımlı yapılardır. 
  • Klitoris: Erkekteki penis başının kadında bulunan karşılığıdır. İki küçük dudağın ön kısımda birleştiği yerdedir. Bu organ kadın cinsel organında en duyarlı bölgedir. Uyarı ile sertleşir ,kan damarları bakımından oldukça zengin bu yapı kadın orgazmında oldukça önemli görevler üstlenir.
  • Vajina girişi: İç dudakların devamında bulunan ve kızlık zarına kadar devam eden 1-2 santimetrelik bir bölümdür. Kızlık zarının yırtılmasından sonra vajina ile birleşir. 


]]>
Anatomi Konu Anlatımı https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-konu-anlatimi.html Sun, 14 Oct 2018 23:50:48 +0000 Anatomi konu anlatımı, Öncelikle anatomi; insan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve bu yapıyı veya yapıları oluşturan organları, organlar arasındaki ilişkiyi araştıran ve inceleyen bilim dalıdır. Çok eski Anatomi konu anlatımı, Öncelikle anatomi; insan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve bu yapıyı veya yapıları oluşturan organları, organlar arasındaki ilişkiyi araştıran ve inceleyen bilim dalıdır. 

Çok eski zamanlarda insan yapısını bilmek için insan yapısının incelenmesi gerektiği biliniyordu. Bu yüzden kadavralar üzerinde araştırmalar yapılmıştır. Çok iyi bir ressam olan Leonardo Da Vinci'nin ilgilendiği bir çok konudan biri de bu alanda yaptığı çalışmalardır. Bu zeki dahi döneminde kilise papazının yaptığı yasaklara ve aforozlara rağmen bu alandaki çalışmalarını gizliden de olsa yapmıştır. Da Vinci çalışmalarında çeşitli insan ve hayvan kadavralarını incelemiş ve bunları resmetmiştir. Yaptığı bu çalışmalar sayesinde sağlık alanındaki çalışmalara ön ayak olmuştur. Ve anatominin gelişmesinde büyük katkısı olmuştur.
Anatomi incelemesinde anatomik pozisyonun önemli bir yeri vardır. Burada anatomik pozisyonu açıklayacak olursak anatomik pozisyon;  Ayakta dik bir şekilde duran, omuz ve baş kısmı dik, yüz karşıya dönük olacak şekilde, gözler karşıya bakan, ayaklar bitişik şekilde kollar iki yana aşağıya doğru sarkık, avuç içleri karşıya bakan insan pozisyonudur.
    
 Anatomide yön bildiren anatomik terimlerde vardır.
  • Süperior: Üstte
  • İnferior: Altta
  • Anferior: Önde
  • Posterior: Arkada
  • Medial: Orta hatta yakın
  • Lateral: Orta hattan uzak
  • İnternal: Hacmin içindeki
  • Eksternal: Hacmin Dışındaki
  • Dextra: Sağ
  • Sinistra: Sol
  • Proksimal: Gövdeye yakın üst uç
  • Distal: Gövdeye uzak alt uç şeklindedir.
Anatomide ''Sistemler'' konusundan söz edilecek olursa;
  • Hareket Sistemi (Lokomotor Sistem)
  • Kemik
  • İskelet
  • Eklem
  • Kas
  • Kemik: Os
  • Kemikler: Ossa
Kemikleri inceleyen dala osteoloji denir.
  • Kemikler periost adı verilen zarlar ile örtülüdür.
  • Bu zar kemiklerin ekleme katılan kısmında bulunmaz.
  • Eklem yüzeyleri kısımları dışında kemiği saran bu zar beslenme ve büyümede önemli role sahiptir.
]]>
İnsan Vücudu Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/insan-vucudu-anatomisi.html Mon, 15 Oct 2018 02:25:25 +0000 İnsan Vücudu Anatomisi, İnsan vücudunu oluşturan organ ve oluşumların normal yapısını şeklini ve sınırını bunlar arasındaki fonksiyonel ilişkiyi bağlantıyı inceleyen bilim dalıdır. İnsan v İnsan Vücudu Anatomisi, İnsan vücudunu oluşturan organ ve oluşumların normal yapısını şeklini ve sınırını bunlar arasındaki fonksiyonel ilişkiyi bağlantıyı inceleyen bilim dalıdır. 

İnsan vücudu anatomisi bölümleri ise şunlardır.

Makroskobik Anatomi; Gözle görülebilen organ ve oluşumların biçimlerini birbirleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalıdır. Vücudu oluşturan yapıları bölgelere ayırarak inceler. Kafa bölgesi yüz bölgesi ense bölgesi alt uzuvlar ve üst uzuvlar gibi. Bunun dışında insan vücudunu sistemlere ayırır. Hareket sistemi dolaşım sistemi sindirim sistemi endokrin sistem duyu organları gibi.

Mikroskobik Anatomi; Gözle görülmeyen yapıları inceleyen bilim dalıdır. Dokular ve hücreleri mikroskop aracılığı ile inceler.

Gelişim Anatomisi; İnsanın oluşumundan yani döllenme evresinden başlayarak ölümüne kadar geçen tüm gelişim evrelerini inceleyen bilim anatomi dalıdır. Bunlar doğum öncesi anatomisi çocukluk dönemi yetişkinlik dönemi ve yaşlılık dönemi olarak ayrılır.

Patolojik Anatomi; Makroskobik veya mikroskobik olarak insan dokusunun normal olmayan yapısını inceleyen anatominin bir dalıdır.

Fonksiyonel Anatomi; Doku ve organların çalışmalarını bir bütün içinde ele alıp inceleyen anatomi dalıdır.

Radyoloji Anatomisi;Vücuttan çeşitli yöntemler ile elde edilen görüntü kesitlerinin incelenmesi ile ilgilenen anatomi dalıdır.

Karşılaştırmalı Anatomi; İnsanlar ile hayvanlar arasındaki benzer hücre doku ve organları karşılaştırma yaparak inceleyen anatomi dalıdır.

Vücudun Bölümleri
  • Baş
  • Boyun
  • Gövde
  • Uzuvlar (Alt ve üst uzuvlar)
Anatomik Duruş

Baş ve omuzlar dik alın önde kollar yan tarafta sarkık avuç içi hafif öne dönük ayak ve topuklar birleşik ayak uçları öne doğru bakan ve ayakta durularak yapılan pozisyona anatomik duruş denir. Anatomik duruş hastadaki omurga boyun eğriliklerini düzlem kaymalarını ve fizyolojik bozuklukları daha rahat görmeye ve fark edilmeye yarayan bir duruştur.
]]>
Anatomi Nedir https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-nedir.html Mon, 15 Oct 2018 11:47:42 +0000 Anatomi Nedir, Anatomi bir bilim dalıdır. Anatomi canlıların yapı ve özelliklerini inceleyen bilimdir. Yunan alfabesinden alınan açmak, kesmek ve ayırmak kelimelerinin birleşmesinden türemiş bir kelimedir anatomi.Anatomi ala Anatomi Nedir, Anatomi bir bilim dalıdır. Anatomi canlıların yapı ve özelliklerini inceleyen bilimdir. Yunan alfabesinden alınan açmak, kesmek ve ayırmak kelimelerinin birleşmesinden türemiş bir kelimedir anatomi.Anatomi alanına göre üç koldan incelenmektedir. Anatominin ayrıldığı bu üç bilin dalı olarak birince sırada insan anatomisi, ikinci olarak hayvan anatomisi(zootomi) ve son olarak bitki anatomisi (fitotomi)dir. Anatomi bütün canlıların özelliklerini ve yapılarını araştıran bilim dalıdır. Anatomi incelenen bölümün tek taraflı değilde bütünü ile incelenmesidir. Anatomi biliminde özellikle incelemeler göz ile yapılmaktadır. Anatomi dalı kendi içinde ayrılan dalları bulunan bir bilimdir. Örnek verecek olursak hastalık durumunda olan veya bozulmuş organları araştırmak tanıma ve hastalık nedenlerini bulmak gibi çeşitli araştırmaların yapılmasına da anatomide patolojik anatomi dalı denilmektedir. Anatomi incelemeleri her ne kadar gözle yapılsada bazı durumlarda mikroskopda kullanılarak yapılmaktadır. Ayrıca anatomi canlı bütün varlıkların yapı taşlarını inceleyen tıp dalıdır. Anatomi tıp alanında eğitim adı altında alınan en önemli derslerden biri olarak öğrencilere sunulan bir derstir. Anatomi insan anatomisi adı altında iki ana dal olarak hayvan ve bitki anatomisi olarak incelenmektedir. Tıp dünyasında insanların vücudunda bulunan organların tanınması ve özellikle özelliklerinin ortaya çıkarılması ve biçim, şekil, büyüklük gibi özelliklerinin bulunması ve tanıtılması ve bu bulguların hekimlik uygulamalarında bilimsel olarak uğraşılan tıp alanıdır. Birde anatominin hayvan anatomisi ve bitki anatomisi dışında birde bu anatomilerin alt bölümleri bulunmaktadır. Şimdi sizlere anatominin alt bölümlerinden bahsedelim.

Anatominin Alt Bölümleri Nelerdir

  • Patolojik anatomi
  • Topografik anatomi
  • Mikroskobik anatomi
  • Radyolojik anatomi
  • Gelişimsel anatomi
  • Klinik anatomi
  • Karşılaştırmalı anatomi
  • Nöroanatomi

Patolojik Anatomi (anatomopatoloji); Hastalıklı olan organları incelemektedir.

Sistematik Anatomi; Vücut yapısını organların bir araya gelmesi ile meydana gelen organ sistemleri düzeyinde ele alan anatomi dalıdır.

Topografik Anatomi; Vücut yapılarını bölge, bölge inceleyen anatominin alt dalıdır. 

Gelişimsel Anatomi; Ebriyoloji

Klinik Anatomi; Vücut yapılarının hastalıklara karşı tanı koyma aşamasındaki rollerini ortaya koyan alt uğraş dalıdır.

Mikroskobik Anatomi; Histoloji

Nöro Anatomi; Sinir sistemi anatomisi ile alakalı dalıdır.

Radyolojik Anatomi; Radyografi sonucunda meydana gelen radyogram da organ yapıları ile organlar arası ilişkilerin incelenmesidir.

Karşılaştırmalı Anatomi; Başka canlılar ile insanların vücut yapılarındaki benzer ve farklı tarafları karşılaştırılmalı olarak ele almakta olan ve bunu insan anatomisinin daha iyi anlaşılması için kullanılan anatomi dalıdır. Veteriner hekimlerin eğitiminde kullanılmaktadır. 

]]>
Hayvan Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/hayvan-anatomisi.html Mon, 15 Oct 2018 23:56:28 +0000 Hayvan anatomisi, ek hücreli amiplerden, Afrika filine kadar olan bütün hayvanları kapsamaktadır. Bütün bu hayvanlar, gereksinimlerini sürdürebilmek için, gerekli olmayan zararlı maddeleri dışarı ata, hareket etme, çoğalma, dı Hayvan anatomisi, ek hücreli amiplerden, Afrika filine kadar olan bütün hayvanları kapsamaktadır. Bütün bu hayvanlar, gereksinimlerini sürdürebilmek için, gerekli olmayan zararlı maddeleri dışarı ata, hareket etme, çoğalma, dış ortamlara tepki göstermek zorundadırlar. 

Omurgalıların Genel Karakterleri:
  • Suda yaşayan omurgalılarda 2 adet yüzgeç bulunur. 
  • Karada yaşayan omurgalılarda ise arka ve ön bacak olarak, hareket organları bulunur.
  • Her omurgalı da kıkırdaktan yapılmış iç iskelet bulunmaktadır.
  • İç iskelet sistemi, vücuda destek verir, sinir sistemini korur, kaslar için bağlanma yeri olduğu için, hareketlenmeye yardımcı olmaktadır.
  • Bazı omurgalılar hariç, çoğunlukla diş olan çift çene bulunmaktadır.
  • Vücutları deri ile kaplıdır. Derinin üzeri ise pullar, kıllar ve tüyler ile bezenmiştir.
  • Bütün omurgalılarda duyu organları vücutlarının ön taraflarında bulunur. Beyin de vücutlarının ön taraflarında bulunmaktadır. 
  • Sinir sistemleri, omurilik, beyin,sinirler ve ganglionlardan oluşmaktadır.
  • Çok iyi gelişmiş olan başka bir sistem ise, endokrin sistemidir.
  • Sindirim sisteminde bulunan tutak, bağırsaklar, mide, yemek borusu farklılık göstermektedir. 
  • Gaz çıkarabilmek için sudaki omurgalılara solungaçlar, karadaki omurgalılara ise akciğerler yardımcı olmaktadır.
  • Sadece omurgalılar için boşaltım organları,mezonferoz, metanefroz ve proefroz tipindedir.
  • Dolaşım sistemleri kapalı olmak üzere, damarlar ve yürekten oluşmaktadır.
Omurgalıların Sınıflandırılması:
  • Çenesizler (agnatha)
  • Kemikli balıklar (osteichthyess)
  • Kurbağagiller (amphibia)
  • Sürüngenler (reptilia)
  • Memeliler (mammalia)Hayvanlarda 
  • Kıkırdaklı balıklar (chondrichthyes)
  • Fosil ced balıklar ( placodermi)
Hayvanlarda Duyu Organları: Hayvanlar duyu organlarıyla, kendi iç ortamlarından gelen kıpırtıları, uyarıları çok çabuk hissederler. Bu özellikleri her hayvanda bulunmaktadır. Hayatta kalabilmek için en önemli özellikleri duyu organlarının çok hassas olmalarıdır. 

Hayvanlarda Üreme Sistemleri: Omurgalı hayvanların hepsinde üreme sistemi gametleri ileten kanallar, yardımcı yapılar ve gonatlardan oluşmaktadır. Gonatlar üreme hormonlarını ve hücrelerini oluşturmaktadır. Üreme sisteminde yardımcı olan yapılar, spermlerin birikmesine yardımcı olurlar.

Hayvanlarda Sinir Sistemi: Sinir sistemi, ortamdan gelen uyarıların bilinmesini, gerekli bilginin, gerekli olan organa iletilmesini sağlayan organlardan oluşmaktadır. Omur ilik dokusu ve beyin, yardımcı hücrelerin ve sinir hücrelerinin birleşmesinden oluşmaktadır. 

Hayvanlarda Boşaltım Sistemi: Her canlıda olduğu üzere, bazı pigmentlerin dışarıya atılması, vücuttaki birikmiş sıvıların atılması, yaşamak için gereklidir. Omurgalı hayvanların böbrekleri boşaltım sistemi için gerekli organlardır. 

Hayvanlarda Solunum Sistemi: Omurgalılarda solunum sistemi, dış ortam ile organizma arasındaki gaz alışverişini sağlamaktadır. Solunum sisteminde 3 temel özellik  bulunmalıdır. Kan ile dış ortam arasındaki gaz alışverişini kılcal damarlar üzerinde bulunmasıdır. Ve bu geniş bir alan kaplamaktadır. Nemli ve sıcak bir ortam, gaz alış verişi için gereklidir. Suyun ve havanın solunumda sürekli bir akım halinde olması gerekmektedir. 

Hayvanlarda Kan Dolaşımı: Omurgalıların kan dolaşım sistemleri, kan damarları ile yürekten oluşmaktadır. Kanı kalpten dokulara ve organlara getiren damarlara atar damar damar denir. Dokulara ve organlara götüren damarlara da toplar damar denir.
]]>
Kafa Kemikleri Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/kafa-kemikleri-anatomisi.html Tue, 16 Oct 2018 15:38:56 +0000 Kafa Kemikleri Anatomisi: Kafatası iskeleti anatomisi hakkında şunlar anlatılabilir. Kafa tasının içerisinde değişik yerlere ait olmak üzere erişkin olmayan ve normal gelişimin henüz tamamlamış bireylerde toplam olarak 29 kafata Kafa Kemikleri Anatomisi: Kafatası iskeleti anatomisi hakkında şunlar anlatılabilir. Kafa tasının içerisinde değişik yerlere ait olmak üzere erişkin olmayan ve normal gelişimin henüz tamamlamış bireylerde toplam olarak 29 kafatası kemiği bulunur. Bu rakam içerisinde 7 adet beyin bölümünde 15 tanesi yük kısmında ve her iki kulakta olan küçük kemikler de dahildir. Aynı sürede, fonksiyonel bir beraberlik içinde görüldüğü zaman müstakil bir kemik halinde boyun bölümünde yer alan kemiklerde kafatası iskeletini oluşturan kemikler içerisine dahil olurlar. Bu durumda,yukarıda da bildirildiği gibi toplam da 29 kafa tası kemiği anatomisi oluşur. Fakat erişkin kafatası iskeleti anatomisi ile yeni doğmuş çocuğun kafatası iskeleti anatomisi arasında bazı yapısal olarak farklılıklar oluşur. Bu sebeple her ikiside ayrı ayrı incelenir. Cranium'u yapan kemikler, bulundukları yerlere göre iki ana kısma ayrılırlar. Beyin bölümü ile alakalı olan ve bu kısmı koruyacak şekilde eklemleşme yapmış olan kemiklere osso cranii ismi verilir.

Kafa Kemikleri Anatomisi Nevileri,

Yüz bölümünde viscerocranium bulunan, bazı çok önemli duyu organlarınıda koruyan kemikler ise osso faiei ismini alır. Baş kısmı kemiklerinin yapısal şekilleri ve eklemleşme biçimleri, bir taraftan beyin kısmını diğer yandanda önemli duyu organlarınıda korumaya yöneliktir. Yüz bölgesi ve kafa kemiği anatomisi ise konuşma ve fonasyon ile alakalı önemli görevleri ve işleri de vardır. Yüz bölgesi kemikleri arasında olan açıklıklar ve yollar ile hava vede yemek ihtiyacıda karşılanmış olur. Neorocranium'u yapısını oluşturan kemikler, aralarında bazı çok sıkı bağlar ve eklemler yapılırlar. Bu küçük çocuklarda bu dahada yumuşaktır erişkinlerde yani büyüklerde ise boşluklu ve daha katı alanlar kafa kemiği anatomisinde var olduğu da biliniyordur. kafatası iskeleti anatomisinde kemiklerden bir tanesinin bağ kurmaması demek vücudun diğer kısımlarındaki eksikliklere benzemez insan vücudunun emir aldığı beynin olduğu kısım olduğu için büyük önem taşır. Kafa kemikleri anatomisi ile alakalı bunlar söylenebilir. 
]]>
Larinks Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/larinks-anatomisi.html Wed, 17 Oct 2018 14:10:27 +0000 Larinks anatomisi, Larinks (gırtlak) iki farklı taslaktan gelişir. Trakeobronşial tomurcuktansa glottis, bukkofarengeal tomurcuktan supraglottis ve subglottis gelişim gösterir. Bu farklı gelişimin klinik önemi bulunmaktadır. Larinks anatomisi, Larinks (gırtlak) iki farklı taslaktan gelişir. Trakeobronşial tomurcuktansa glottis, bukkofarengeal tomurcuktan supraglottis ve subglottis gelişim gösterir. Bu farklı gelişimin klinik önemi bulunmaktadır. Postnatal gelişme devam eder. tiroid ve krikoid kıkırdak 20, aritenoid 30 yaşlarda kemikleşmeye başlar ve 65 yaş civarında bu kemikleşme biter.

Yetişkin ve çocuklarda larinks anatomisi: 

Yetişkin insanda larinksin üst sınırı tiroid kıkırdak üst kenarı ya da 3. servikal vertebranın korpusunun alt kenarından geçen yatay bir plan ile alt sınırı krikoid kıkırdak alt kenarı ya da 6. servikal vertebra korpusunun alt kenarından geçen yatay plan arasında, hyoid kemikle trakea arasında yerleşmiştir. Yeni doğmuş çocuktaysa üst sınırını Atlas’ın alt kenarı, alt sınırını ise 4. servikal vertebranın korpusunun alt kenarı oluşturmaktadır. Birey yaşlandıkça yavaş yavaş aşağıya iner ve buluğ çağında yetişkindeki yerini alır. Vokal kordların düzeyine göre larinks üç kompartmana ayrılır:


Larinks kompartmanları:

  • Subglottik bölge:Vokal kordların altında kalan ve 1. trakea halkasına kadar olan kısımdır.
  • Glottik bölge: Vokal kordların bulunduğu kısımdır. Her iki vokal kord, arka ve ön komissür ile Rima Glottis’den oluşur. Vokal kord yapısında vokal ligament, m.vocalis ve mukoza katları bulunur. Vokal kordun uzunluğu yeni doğanda 1,7 cm, kadınlarda 1,6-2 cm ve erkeklerde 2-2,4 cm. kadardır.
  • Supraglottik bölge: Vokal kordların üstünde kalan kısımdır. Supraglottik bölgede epiglot, ariepiglottik plikalar, aritenoidler, bant ventriküller (yalancı vokal kordlar) ve larengeal ventriküller bulunur.  

Larinks kıkırdakları:

Tek kıkırdaklar: Tiroid kıkırdak, Epiglot kıkırdak, Krikoid kıkırdak,

Çift kıkırdaklar: Aritenoid kıkırdaklar, Kuneiform kıkırdaklar, Kornikülat kıkırdaklar, Sesamoid kıkırdaklar.

  • Krikoid kıkırdak: Larinksin alt bölümünde tam halka şeklinde bir kıkırdaktır. Hyalen yapıdadır.
  • Tiroid kıkırdak: Larinksin ön ve üst parçasını oluşturur. En geniş kıkırdaktır. Larinksin yumuşak dokularını taşımaktadır, hava yolunun açık kalmasını sağlar.
  • Aritenoid kıkırdaklar: Üç yüzlü piramide benzer hyalen bir kıkırdaktır. Krikoid kıkırdakla beraber larinksin fonksiyonları açısından önemli yapılarıdır.
  • Epiglot kıkırdak: İnce, yumuşak bir yaprak şeklinde fibroelastik bir kıkırdaktır. Dil köküyle hyoid kemiğin arkasındadır. Larinksin üst ön duvarının bir parçasını oluşturmaktadır.
  • Kuneiform kıkırdaklar: Wrisberg kıkırdağı da denir. Kornikulat kıkırdağın hemen önünde olup klinik açıdan önemli bir fonksiyonu bulunmaz.
  • Kornikulat kıkırdaklar: Santorini kıkırdağı da denir. Aritenoidin apeksine oturan bu kıkırdağın insanlarda fonksiyonu yoktur.

Larinks eklemleri:

  • Krikoaritenoid eklem: Krikoid kıkırdakla aritenoid kıkırdaklar arasında bulunur. Dışa aşağıya veya içe yukarıya kayma hareketi yapar, plika vokalisleri birbirine yaklaştırır yada uzaklaştırır.
  • Krikotiroid eklem: Krikoid kıkırdak posteromedial parçası ile tiroid kıkırdak inferior kornusu arasında yer alan küçük bir eklemdir. Rotasyon ve çok az öne arkaya kayma hareketleri yapar.

Larinks ligamentleri:

  • Hyoepiglottik ligament: Epiglotun ön yüzüyle hyoidin arka üst parçası arasında yer alır.
  • Farengoepiglottik bağ: Epiglotun yan kenarlarından yanlara farenks fasyasına doğru uzanır ve farengoepiglottik plikayı yapar.
  • Krikotrakeal bağ: Krikoid ile 1. trakea halkası arasındadır.

Larinks kasları:

Ekstrensek larinks kasları

  • Larinksi alçaltanlar: Omohyoid kas, Sternohyoid kas, Sternotiroid kas. 
  • Larinksi yükseltenler: Tirohyoid kas, Mylohyoid kas, Genioh]]> Humerus Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/humerus-anatomisi.html Wed, 17 Oct 2018 17:55:31 +0000 Humerus Anatomisi, Humerus oldukça kalın bir kemiktir. Kolda dirsek ve omuz arasında yer alan kalın ve tek kemiktir. Humerusun gövde bölümü corpus humerus, üst uç tarafı carput humeru olarak tanımlanır. Humerus kemiği üst Humerus Anatomisi, Humerus oldukça kalın bir kemiktir. Kolda dirsek ve omuz arasında yer alan kalın ve tek kemiktir. Humerusun gövde bölümü corpus humerus, üst uç tarafı carput humeru olarak tanımlanır. Humerus kemiği üst uç olan carput humeru ile omuz eklemine bağlanır. Bağlantı yerinde klavikula ile skapulanın ucu, ocrimon ile komşuluğu bulunur. Humerus kemiğinin alt ucu, dirsek eklemi ile bağlantı yapar. Humerus kemiğinde en çok kırık carput humeru bölümünde rastlanır. Düşme, darbe gibi hallerde kolun omuz eklemine yakın olan kısımları daha çok kırılmaya yatkındır. Bu nedenle omuz bölgesini korumak kolun kırıktan korunmasına da yardım eder.

    Humerus Anatomisi: Humerus, kol üst tarafın en büyük kemiği olup tipik bir uzun kemik yapısındadır. Üst ve alt uçlar (Epiphysis proximalis et distalis) ile bir cisme (Diaphysis) ayrılarak incelenmektedir.

    Üst uç: Üst uç, caput humeri olarak isimlendirilen, geniş, yuvarlak bir baş ile bu başın dış yanında yer alan iki çıkıntı (Tuberculum majus et minus) bulunmaktadır. Caput humeri, scapula’nın cavitas glenoidalis’ine oturur; çıkıntılar ise omuz etrafındaki kaslara yapışma yeri oluşturur. Tuberculum majus et minus arasında bulunan olukları pazı kası (M.biceps brachii)’nin uzun başının kirişi geçmektedir. Baş ile tüberküller arasındaki dar kısma anatomik boyun (Collum anatomicum), tüberkülller ile cisim arasındaki geçiş kısmına da cerrahi boyun (Collum chirurgicum) denir.

    Cisim (Diaphysis): Alt bölümü önden arkaya hafif yassı, üst bölümü silindirik bir yapıdadır. Anatomik olarak üç yüzlü kabul edilmektedir. Cismin ortalarına doğru arka yüzde iç yandan dış yana, yukarıdan aşağıya doğru uzanan spiral bir oluk, dış yüzde ise  deltoid tüberkül (Tuberositas deltoidea) bulunur. Bu oluk n.radialis’in basısı ile oluştuğundan sulcus nervi radialis olarak isimlendirilir.

    Alt uç: Humerus’un alt ucu, ön kol kemiklerinin üst uçları ile eklemleşecek biçimde bir yapıya sahiptir. Bu yapılar topluca condylus humeri (L.condylus=lokma) şeklinde adlandırılır. Kondilin ulna’nın çentiği ile etkileşen bölümüne trochlea humeri (L.trochlea=makara), radius’un başındaki çukurlukla eklemleşecek bölümüne capitulum humeri (L.capitulum=başçık) denilmektedir. Alt ucun ön yüzünde lokma çıkıntıların üzerinde iki çukurcuk (Fıossa coronoidea, fossa radialis) vardır. Alt ucun arka yüzündeyse trochlea’nın üst tarafında, ulna’nın çıkıntısının girdiği fossa olecrani olarak isimlendirilen büyükçe bir çukurluk yer alır.

    Condylus humeri’nin üst bölümünün iç ve dış yanında görülen çıkıntılara epikondil (Epicondylus medialis et lateralis) denilmektedir. Bu çıkıntılar birçok ön kol kasına yapışma yeri teşkil eder. İç epikondil’in arka yüzünde, ön kolun iç yanında seyreden n.ulnaris’in geçişi sırasında oluşmuş bir oluk (Sulcus nervi ulnaris) vardır.

    ]]>
    Yüz Kasları Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/yuz-kaslari-anatomisi.html Thu, 18 Oct 2018 06:56:06 +0000 Yüz Kasları Anatomisi, İnsanların ilk olarak görünen yeri yüzüdür. Yüzündeki ifade bir çok duyguyu ele verir. Bunu sağlayan ise yüz kaslarıdır. Yüz kasları çok çabuk kişinin ruh halini yansıtır.Yüz kasları anat Yüz Kasları Anatomisi, İnsanların ilk olarak görünen yeri yüzüdür. Yüzündeki ifade bir çok duyguyu ele verir. Bunu sağlayan ise yüz kaslarıdır. Yüz kasları çok çabuk kişinin ruh halini yansıtır.Yüz kasları anatomisi: İnsanın çiğneme, konuşma, üfürme gibi birçok hareketlerini yapan yüz kaslarını anatomik olarak tanımak maksadıyla uzmanlar araştırmalar yaparak oluşabilecek komplikasyonlara müdahale edebilmektedirler.

    Üst Yüz Kasları

    Frontal kas: Oksipitofrontal kasın ön bölümüdür. Tek fonksiyonu kaşların yukarı kaldırılmasıdır. Bu hareket yüze şaşırma ifadesi verir ve alın çizgilerinin oluşmasına sebep olur. Kas istirahat halindeyken kaşlar normal pozisyonundadır. Fasiyal sinirin temporal dalı tarafından innerve edilir.

    Orbikülaris okuli: Bu sfinkter benzeri kas göz kapaklarının altında adeta orbital açıklığı çevreleyerek ve lateralde temporale uzanır. Orbita lateralinde üst dudak ve yanak elevatörlerinin üzerinde seyreder. Göz kapağı kapanması kasın farklı bölümlerinin çalışmasıyla ortaya çıkar. Tam ve sıkı kapanma tüm bölümlerin bir arada çalışması sayesinde olur. Fasiyal sinirin temporal ve zigomatik dallarıyla innerve olur.

    Corrugator süpercilii: Frontal kemiğin orta alt kenarından başlayıp üst laterale doğru fan biçiminde açılarak ilerler. Frontal ve orbikülaris okuli kaslarının altında yer alır. Kasılması kaşları medial-aşağı çeker ve kaşlar arasındaki vertikal çizgilerin oluşmasına sebep
    olur. Fasiyal sinirin temporal dalıyla innerve olur.

    Procerus: Nazal kemiğin üst orta kısmından başlar, vertikal olarak glabellada corrugatorların arasında ilerlemektedir. Bu kasın kasılması burun kökünde horizontal çizgilerin oluşmasına neden olur. Fasiyal sinirin temporal dalıyla innerve olur.
    A. Rr. temporales için tehlike zonu B. Rr. zygomatici ve Rr. buccales için tehlike zonu C. Rr. marginales mandibulae D. Parotis bezinin yüzdeki izdüşümü: Angulus oculi lateralis, Commissura labiorum oris ve Parotis bezinin ön köşesi şeklindedir.

    Orta Yüz Kasları

    Orbikülaris oris: Ağız orifisini çevreler. Derin ve yüzeyel bölümleri vardır. Derin bölüm dudakların sıkıca kapanmasını sağlar. Yüzeyel bölüm ise yüzün mimik kaslarına katkı yapar ve alt dudağın retraksiyonunu sağlar. Fasiyal sinirin marginal mandibular ve bukkal dallarıyla innerve olur.

    Zigomatik majör: Zigomatik kemikten başlar ve ağız köşesinde biter. Kasılması ağzın köşelerinin yukarı kalkmasını sağlar. Fasiyal sinirin bukkal ve zigomatik dallarıyla innerve olur.

    Buccinator: Çiğneme ve üfleme gibi ağız hareketlerinde yanakların molar dişlere doğru bastırır. Fasiyal sinirin bukkal dallarıyla innerve olur.

    Zigomatik minör: Zigomatik majörün medialinde yer alır. Zigomatik kemiğin lateralinden üst dudağın kenarına uzanır ve üst dudağın yukarı doğru çekilmesini sağlamaktadır. Nazolabial sulkusu derinleştirir. Fasiyal sinirin bukkal ve zigomatik dalları tarafından innerve edilmektedir.

    Levator labii superioris alaeque nasi-Levator labii superioris: Maksillanın frontal çıkıntısından başlayarak burun kenarından üst dudağa inen iki kastır. Levator labii superior infraorbital foramenin üstünden başlar ve infraorbital sinir ve damarın üzerinde seyreder. Üst dudağın yukarı kaldırılmasını sağlarlar. Levator labii superioris alaque nasi aynı anda burun deliklerinin genişlemesini sağlar.

    Levator anguli oris: İnfraorbital foramenin altından başlayıp dudak köşesine uzanır ve dudak köşesinin yukarı kalkmasını sağlar.

    Risorius: Dudak köşelerini yukarı çeken kaslardan biridir. Fasiyal sinirin bukkal dallarıyla innerve olur.

    <]]>
    Ayak Altı Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/ayak-alti-anatomisi.html Thu, 18 Oct 2018 22:01:30 +0000 Ayak Altı Anatomisi, kemikler ve eklemler, kaslar, damar ve sinirlerden oluşan oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir.  Ayak bileği, ayak tarağı ve ayak parmakları ayağın yapısını oluşturur. Ayak bileği üst üste binmiş 2 ekl Ayak Altı Anatomisi, kemikler ve eklemler, kaslar, damar ve sinirlerden oluşan oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir.  Ayak bileği, ayak tarağı ve ayak parmakları ayağın yapısını oluşturur. Ayak bileği üst üste binmiş 2 eklemden oluşur.  Bu eklemlerin ilki bacağın 2 kemiğiyle, alt tarafta ayak bileği kemiklerinin en üstte bulunan eklemidir. Bu eklem kısıtlı hareketleri olan bir eklemdir. Sadece ayağı yan tarafa hareket ettirmeye yardımcı olur. Ayaktaki tüm kemik yüzeyleri eklem kıkırdağı ile kaplıdır. Ayrıca ayak bileğini sabitleyen ve koruyan bağlar vardır. Dış tarafta bulunan bağlar ayağın içe doğru hareketini engellediği gibi, iç taraftaki bağlar da ayağın dışa hareket etmesine engeller.

    Ayak Anotomisi

    Kemikler ve Eklemler; Ayak kemikleri bilek, tarak ve parmak kemikleri olmak üzere 3'e ayrılır. Ayak yapısında eklemler talus ile başlar, tibia ve fibula kemikleri ile ayak bileğini oluşturur. Ayağın ara tarafını oluşturan topuk, subtalar eklem ile birleşir. Subtalar eklem yanlara doğru, ayak bileği eklemleri yukarı ve aşağı doğru hareketi sağlar. Ayak bileğinden daha aşağıda tarsak kemikler denilen 5 tane uzun kemik vardır. Bu kemikler grup olarak hareket eden kemiklerdir. Tarsal kemiklerin ucunda yürümeye yardımcı olan falankslardan oluşan parmak eklemleri vardır. Ayak kemikleri, ayak bileği kemiği, ayak tarak kemiği, ayak parmak kemikleri olarak sınıflandırılır.

    Kaslar;Ayağın yaptığı hareketlerin çoğu bacak altındaki ligamentler ve kaslar sayesinde olur. Koşma, durma ve atlama gibi hareketler kasların kasılması ile olur. Bunun haricinde kemiklerin arasında bulunan küçük kaslar konumlarıyla ayak tabanında döşeme vazifesi görür. Kaslar 2 gruba ayrılır, bunlardan ilki ayak sırtı kasları ve ikincisi ayak tabanı kaslarıdır.

    Damar; Ana kan kaynağı olan ve ayağın sırtında yer alan Anterior tibial arter, aynı isme sahip sinirle birlikte yol alır ve bu damardaki nabız atışı elle hissedilebilir.

    Sinirler; Tibialis posterior isimli damarla aynı adı taşıyan ve ayak bileğinin iç çıkıntısından giren sinir, ayak tabanı ve parmaklar duyu sağlar. Ayrıca ayakta bulunan irili ufaklı sinirler, duyu ve motor işlevi görür.
    ]]>
    Yüz Kemikleri Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/yuz-kemikleri-anatomi.html Fri, 19 Oct 2018 04:11:58 +0000 Yüz kemikleri anatomisi kas ve kemiklerden oluşmaktadır. Kemikler, omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan, kemik dokusundan meydana gelen ve çeşitli büyüklüklerde olan sert ve dayanıklı parçalardır. İnsanın ve omurgalı hayvan Yüz kemikleri anatomisi kas ve kemiklerden oluşmaktadır. Kemikler, omurgalı hayvanlarda iskeleti oluşturan, kemik dokusundan meydana gelen ve çeşitli büyüklüklerde olan sert ve dayanıklı parçalardır. İnsanın ve omurgalı hayvanların çatısını oluşturan her türlü etkiye dayanıklı organların genel adıdır. Yüzde bulunan pek çok kemik kolaylıkla görülebilir. Ama eğer yüzde herhangi bir travma meydana gelmişse dokularda oluşan şişlik kemiklerin yapısının incelenmesini zorlaştırabilir. 

    Yüz kemikleri anatomisini açıklayacak olursak; Yüz bölgesinde 14 adet kemik vardır. Bunlardan bazılarına yani önemli duyu organlarını koruyanlara osso faiei denir. Baş bölümü kemikleri, bir yandan beyin bölümünü bir yandan da önemli duyu organlarını korumaktadır. Yüz bölgesinde yer alan kafa kemikleri ise konuşma ile ilgili önemli görevleri vardır. Yüz kemikleri bölgesinde bulunan açıklıklar, hava ve yemek ihtiyacını karşılamaktadır. 

    Yüz kemiklerini sıralayacak olursak;
    • Üst çene kemikleri (2)
    • Alt çene kemiği (2)
    • Elmacık kemikleri (2) 
    • Burun kemiği (2)
    • Damak kemikleri (2)
    • Sapan kemiği (2)
    • Boynuzcuk kemikleri (2)
    Yüz kemikleri anatomisindeki kemikleri bir de; alın kemiği, kafatası yan kemiği, şakak kemiği, art kafa kemiği, temel kemiği, kalbur kemiği, çene kemiği, elmacık kemiği, üst çene kemiği, yumru, korona yumrusu, mastoid çıkıntısı, dış işitme kanalı ve burun kemiği şeklinde de sıralayabiliriz. Bunlardan bazılarını açıklayacak olursak; 
    • Alın kemiği: Kafatasının ön üst bölümünde bulunan göz yuvalarının ve alının şekillenmesini sağlayan kemiktir.
    • Art kafa kemiği: Kafatasının arka tarafını oluşturan tek kemiktir. Tabanında kafatası boşluğu ile omurga kanalını birbirine bağlayan bir kemiktir. 
    • Şakak kemiği: İşitme ve denge organını taşımaktadır. Aynı zamanda bazı damar ve sinirlerin geçişine imkan sağlayan kemiktir. 
    • Üst çene kemiği: Yüz kemikleri arasında bir nevi anahtar görevi yapan kemiktir. Ağız boşluğunun tavanını, burun boşluğunun tabanını oluşturmaktadır. 
    • Alt çene kemiği: Yüz kemiklerinin en büyüğü ve en sağlamıdır. Ayrıca baş iskeletinin tek hareketli kemiğidir. 
    • Elmacık kemiği: Üst çene kemiğinin üzerinde yer almaktadır. Yanak olarak adlandırdığımız bölümdür. 
    Görüldüğü gibi yüz kemikleri anatomisinde kemiklerin her birinin farklı oluşumu ve işlevi vardır. Bunlar yaşa ve cinsiyete göre değişmektedir ve hepsi birbirine sıkı bir şekilde bağlıdır. 
    ]]>
    Ön Kol Kasları Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/on-kol-kaslari-anatomi.html Fri, 19 Oct 2018 15:35:11 +0000 Ön kol kasları anatomi, Önkol fleksör ve ekstansör yapıda kaslardan oluşmaktadır. Bunlar parmaklara ve önkola  hareketlerin yapılmasını sağlar. Ayrıca pronator ve supinator denen ön kolun çevrilmesini sağlayan k Ön kol kasları anatomi, Önkol fleksör ve ekstansör yapıda kaslardan oluşmaktadır. Bunlar parmaklara ve önkola  hareketlerin yapılmasını sağlar. Ayrıca pronator ve supinator denen ön kolun çevrilmesini sağlayan kaslar da bulunmaktadır. Anatomik duruşta önkolun arka kısmında yer alan kaslar daha ziyade extansör özelliklidir ve radial sinir tarafından kontrol edilir. Ön kısım ise flexor kas ağırlıklıdır, ulnar sinir ve median sinirce kontrol edilir.

    Ön kol kasları anatomi: Kol bölgesinde yer alan kaslar arka ve ön olmak üzere iki gruba ayrılarak incelenir. Ön grupta bulunan kaslardan M.brachialis ön kolun esas fleksör kasıdır. Pronasyon halindeki ki ön kola fleksiyon hareketini yaptırır. M.biceps brachii kası ise  adından da anlaşılacağı üzere iki başlı bir kastır. Ön kola fleksiyon ve süpinasyon yaptırır. Ayrıca uzun başı kolun fleksiyon yapmasına da yardımcı olur. Kolun ön kısmında yer alan üçüncü ve son kas M.coracobrachialis kasıdır, bu kasta  kola fleksiyon ve addüksiyon  hareketlerini yaptırır. Ön grupta yer alan üç kas N.musculocutaneus tarafından innerve edilir. Kolun arka bölümünde yer alan M.triceps brachii ve M.ancenous kasları, ön kola ekstansiyon hareketini yaptıran kaslardandır ve N.radialis tarafından innerve edilmektedir.

    Ön kol kasları ön ve arka olmak üzere iki gruba ayrılır,

    Ön grupta kendi arasında yüzeyel, orta ve derin olmak üzere üç grupta incelenir. Yüzeyel katmanı kaslarından M.pronator teres, N.medianus tarafından innerve edilir ve ön kola dolayısıyla da ele pronasyon hareketini yaptırır. M.palmaris longus ve M.flexor carpi radialis  ele fleksiyon yaptıran kaslardandır ve her ikisi de N.medianus tarafından innerve edilirler. Yüzeyel grupta yer alan son kas M.flexor carpi ulnaris ise N.ulnaris siniri tarafınca innerve edilerek ele fleksiyon yaptırmaktadır. Orta grupta bulunan tek kas, M.flexor digitorum superficialis N.medianus tarafından innerve edilir. Fonksiyonu 2-5. parmakların phalanx media’larına ve dolayısıyla da ele fleksiyon hareketini yaptırır. Derin bölümde yer alan kaslar; M.fleksor pollicis longus, M.fleksor digitorum profundus, ve M.pronator quadratus’un her üçünü birden N.medianus innerve eder.

    Ön kolun arka bölümünü yine yüzeyel, orta ve derin olmak üzere üç gruba ayrılarak incelenir. M.brachioradialis, ön kola fleksiyon yaptırmakta, M.extensor carpi radialis longus ise ele ekstansiyon yaptırmaktadır. Her iki kasta N.radialis tarafınca innerve edilir. M.extensor carpi radialis brevis, M.extensor digiti minimi, M.extensor carpi ulnaris, M.extensor digitorum, M.supinator, M.extensor pollicis longus, M.abductor pollicis longus, M.extensor pollicis brevis,  M.extensor indicis kaslarıda ön kolun arka kısmında yer alan kaslardır ve tamamı N.radialis’in dalı ola N.interessous posterior tarafınca innerve edilir.

    ]]>
    Böbrek Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/bobrek-anatomisi.html Fri, 19 Oct 2018 19:19:21 +0000 Böbrek anatomisi, incelemesinden önce böbreklerin vücudumuzdaki yerine ve işlevine kısaca bir göz atalım. Böbrekler omurgalılarda bulunan boşaltım organlarıdır. Şekil olarak fasulyeyi andırırlar. Boyları 9 ile 13 cm civarınd Böbrek anatomisi, incelemesinden önce böbreklerin vücudumuzdaki yerine ve işlevine kısaca bir göz atalım. Böbrekler omurgalılarda bulunan boşaltım organlarıdır. Şekil olarak fasulyeyi andırırlar. Boyları 9 ile 13 cm civarındadır. Böbrekler başta üre olmak üzere vücudumuzdaki zararlı atıkları süzerek bu atıkları idrar yolu ile vücuttan atmaya yarar. Böbrekleri inceleyen bilimin adı nefrolojidir. Adını böbrek kelimesinin Yunancasından alır (nephros). Böbreklerin içindeki süzme birimlerine 'nefron' adı verilir. Toplamda iki böbreğimizde bir milyon nefron bulunur. 

    Böbreğin işlevi,

    Metabolizma atık ürünleri olan üre, ürik asit, kreatinin, ilaç ve toksinlerin vücuttan atılımını sağlar. Vücudun sıvı ve elektrolit dengesini sağlar. Vücudun kan basıncı dengesini yapar ve alyuvar yapımını ayarlar.
    Böbrekler yapım ve yıkım sonucunda oluşan bazı atık maddeleri özelliklede protein yapımı ve protein yıkımı sonucunda oluşan üre ve nükleik asitlerin yapım ve yıkımı sonucunda oluşan ürik asidi ve suyu vücuttan dışarıya atar. Böbreklerin çalışmama durumunda bu atıklar vücuttan atılamayacağı için hastalıklar oluşur. Böbrekler vücut dengesinin sağlanmasında önem taşır. Asit ve baz dengesinin sağlanması, kan sıvısının elektrolit derişimlerinin düzenlenmesi, kan basıncının ayarlanması, kan hacminin düzenlenmesi önemli işlevleri arasındadır.
    Böbrekler bu görevlerini diğer bazı organlar ile (kalp, iç salgı bezleri, karaciğer gibi) birlikte gerçekleştirir. Böbrekler kandaki pH, proton, bikarbonatın derişimini ayarlayarak küçük bir aralıkta tutar ve bu işi akciğer ile birlikte eş güdümlü olarak gerçekleştirir. Kan sıvısının toplam derişimindeki değişiklikler hipotalamustaki derişim alıcıları tarafından algılanır. Hipotalamusun uzantısı olan hipofiz bezinin arka bölümü sıvısındaki derişimin artmasından dolayı vazopressin salgılar. Bu da böbreklerin toplama kanallarını etkileyerek suyun geri emilimini arttırır ve idrarın daha farklı oluşmasına neden olur. Böbrek hipofiz bezi ile eş güdümlü çalışarak kan sıvısının hacmini dengede tutar. Böbrekler alyuvar yapımını uyaran hormonu salgılar ve etkin durumda olmayan vitamin D yi etkin hale getirir. 

    Böbrekler süzülmemiş kanı karın bölgesi aorttan ayrılan sağ ve sol böbrek atar damarları yolu ile alırlar. Böbrekten dönen süzülmüş kan ise sağ ve sol böbrek toplar damarlar yolu ile alt ana toplar damara döner. Böbreğe giden kan kalbin pompaladığı kanın üçte birine ulaşmaktadır.

    Böbreğin anatomisi: 

    Böbrekler, karın bölgesinin arka bölümünde yani karın zarının arka bölgesinde yer alırlar. Böbreklerin sağda olanı diyaframın hemen altında ve karaciğerin arkasında, soldaki ise diyaframın altında ve dalağın arkasında bulunur. Böbreklerin ikisinin de üstünde böbrek üstü bezleri bulunur. Sağda bulunan böbrek soldakine göre bulunduğu yerden dolayı 1 - 2 cm daha aşağıda yer alır. Karın zarı arkasında bulunan böbreklerin boyutları 9 ile 13 cm arasında değişir. Genel olarak sol böbrek sağ böbreğe göre biraz daha büyüktür. Onikinci göğüs omuru ile üçüncü bel omurlarının arasında bulunurlar. Böbreklerin üst bölümleri 11. ve 12. kaburgalar tarafından korunmaktadırlar. Böbrek üstü bezleri ile birlikte böbrekler yağ dokusuyla çevrelenir ve buna pararenal yağ denilir. Bu yapıdaki böbrek zarı renal fasiya olarakta bilinir ve bütünüyle sarılmış durumdadır. 
    ]]>
    Karın Duvarı Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/karin-duvari-anatomisi.html Sat, 20 Oct 2018 07:04:48 +0000 Karın duvarı anatomisi; Karın insan vücudundaki en geniş hacimli bölüm olup içinde birden fazla hayati organı barındıran bir kafes niteliğindedir. Kaburga kemikleri üst sınırı olan en dışında deri, derinin dibinde ya Karın duvarı anatomisi; Karın insan vücudundaki en geniş hacimli bölüm olup içinde birden fazla hayati organı barındıran bir kafes niteliğindedir. Kaburga kemikleri üst sınırı olan en dışında deri, derinin dibinde yağ tabakası, yağ tabakasının dibinde ise karın boşluğu ve bu boşluk içerisinde iç organları barındıran ve koruyan kas tabakasına karın duvarı denilmektedir. Karın duvarı karın boşluğu içerisinde bulunan organları göğüs kafesi kadar dış darbelerden koruyamasa da kaslar ve yağ tabakasıyla göğüs kafesinin işlevini yapmaktadır. Karın duvarının yapısı dıştan içe doğru cilt, yüzeysel fasya, kas ve kas fasyaları vardır.

    Karın duvarı anatomisi yüzeysel yapısı ve dokusu
    • Camper fasyası; Cilt dibindeki yağlı dokuya verilen isimdir. Karın alt kısmında daha kalın üst kısmında ise daha incedir. Yüzeysel fasyanın üst tabakası konumundadır.
    • Scarpa fasyası; Çok az yağ yapısı içeren yada hiç yağ içermeyen zar yapısına scarpa fasyası denilmektedir. Uyluktan devam evden ve göbeğin altından başlayan bir yapıya sahiptir. Yüzeysel fasyanın en derin tabakasıdır.

    Karın duvarının topografik bölgeleri;
    Karının içinde bulunan organların yerleşmesi amacıyla tanımlanması  ile karın ön duvarının topografisini bilmemiz gerekmektedir. Karın ön duvarı aşağıdaki oluşumlar  tarafından 9 parçaya ayrılır. 

    Düzlemler; 

    Horizontal düzlemler;

    • Planum transpiloricum: Symphisis pubisin üst tarafı ile incissura jugularisin arasındaki mesafenin tam ortasından geçen enine çizgi yapısına denir. Bu düzlem pylordan, 9.kıkırdak kostanın ucundan, L1. Vertebranın uzunluğundadır. 
    • Planum intertuberkülare: Bu düzlem crista iliacanın üst tarafından 6.lumbal vertebranın arasından geçer. Bu iki parça karnı üç bölgeye ayırır bunlar aşağıdan yukarıya  doğru subcostal, umbilical ve hypogastric bölgeleridir.
    Anlatılan bu düzlemleri sagittal olarak iki adet düzlemin birleştiği yer kabul edilir. Bu düzlemler ise vertical yatay yöndedir.

    vertical düzlemler;Bu bölümler her iki tarafta linea medioclavicularislerden geçmektedirler. Bu düzlem lig.inguinaleyi ve claviculayı tam ortadan ikiye böler. Bu sagittal ve vertical düzlemler karnı ve karın duvarını dokuz bölgeye ayırırlar.

    Subcostal ana bölgenin üst sınır bölgesi processus xyphoideusun üzerinden geçen ve diyaphragmanın projeksiyonuna uyan yanlarda aşağı doğru uzananve yay şeklinde eğrilen bir çizgidir. 
    Burası bu çizgi sayesinde üç bölgeye ayrılmış olur. Ortada kalan  Regio epigastrica, yanlarda kalan Regio hypohondrica dextra ve sinistra denir. Umbilical ana bölgesi üç bölgeye ayırılır. Ortada olan regio umbilicalis, yanlarda kalan regio lumbaris(colica) dextra ve sinistra denir.
    Hypogastric ana bölgesi üç bölgeye ayrılır. Ortada kalan Regio hypogastrica, yanlarda olan Regio inguinalis (İliaca) dextra ve sinistra denir.

    ]]>
    Vertebra Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/vertebra-anatomisi.html Sat, 20 Oct 2018 15:50:23 +0000 Vertebra anatomisi; Latince vertebra olarak bilinen kelime türkçe de anlamı omurga olarak geçmektedir. omurlardan oluşan ve içinde omur iliği barındıran yapıya sahiptir.Tam olarak üç bölümde incelenen omurilik yapısı bakımın Vertebra anatomisi; Latince vertebra olarak bilinen kelime türkçe de anlamı omurga olarak geçmektedir. omurlardan oluşan ve içinde omur iliği barındıran yapıya sahiptir.Tam olarak üç bölümde incelenen omurilik yapısı bakımından oldukça karışık fakat aynı zamanda sistemli bir anatomi şekline  sahiptir. Vertebranın  bölümleri yedi tane boyun, 12 tane sırt ve bel omuru bulunur. Bel vertebrasının  altında omurga yapısına ait sakrum kemiği ve onun alt tarafında ise omurga bağlantısına sahip kuyruk sokumu kemiği vardır.Her omurga üst ve altta toplamda dört tane faset eklem ile birbirine bağlanmıştır. Beden ve laniaların arasındaki boşluklardan sinir kökleri ortaya çıkar ve bu sinir kökleri 31 tanedir. Alt tarafta bulunan dört adet bel omurundan çıkan sinir köklerinin bazıları siyatik sinirlerin oluşmasına olanak sağlar ve bu sinirleri meydana getirir. Bu 33 tane kemikten her birine vertebra yani omur adı verilir. Bu omurların bulundukları yere göre şekilleri ve yapıları değişiklik göstermekle birlikte genel olarak anatomileri aynıdır.  Omur kemiklerinin bir araya gelerek meydana getirdikleri omurga, organların tüm motor faaliyetlerini ve duyu organlarının faaliyetlerinin omurilik tarafından yaptırılmasını ve kontrol edilmesini sağlar.

    Omurgadaki kemikleri yani omurları bulundukları yere göre  şekil bakımından beş grupta incelenir;
    • Cervikal Vertebraları, Kafatasının bitim noktasından başlayarak ense köküne kadar uzayan boyun bölgesinde bulunmakta olan 7 adet omurdur. Bu omurlar, duyu ve hareket faaliyetlerinin omurilik tarafından kantrolunun yapıldığı  bölgedir. Bu bölgede oluşa bilecek hasar sonucu bedenin  kollar ve aşağısında kalan bölgeleri felç olmaktadır.
    • Torakal Vertebraları, Ense dibinden başlayıp kaburgaların omurgayla çakıştığı  noktaya kadar olan ve gövde ye ait motor ve duyuları kontrol eden 12 tane omurdur. Bu bölgede hasar meydana gelmesi sonucunda genital bölge ve ayaklar üzerindeki kontrolü ortadan kaldırmaktadır.
    • Lomber Vertebraları, torakal vertebraları sonra bel bölgesini bir arada tutan 5 adet omurgadan oluşan omurilik bölgesine verilen isimdir. Bu bölgede oluşabilecek hasar bacaklar ve aşağısını felç bırakır.
    • Sakral Vertebraları, Kuyruk sokumu ve çevresinde ki bölgede bulunan ve 5 tane omurgadan oluşan bölgeye  verilen addır. Ayakları ve genital bölge işlevlerini kontrol eden bu bölge de oluşa bilecek bir hasar bu işlevlerin son bulmasına ve felç olunmasına neden olmaktadır.
    • Coxygeal Vertebraları, kuyruk sokumunun en uç kısmında ve birbirine yapışık halde bulunan 3-4 tane olan omurgaya verilen addır. Bu omurlar tek başına bir bölgeyi kontrol edemezler ve burada yaşanacak hasarlar hayati önem taşımazlar. Bu bölgede oluşa bilecek hasarlar ayak fonksiyonlarında bozulmalara neden olabilir.
    ]]>
    Bitki Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/bitki-anatomisi.html Sun, 21 Oct 2018 01:12:24 +0000 Bitki anatomisi, şu an yaşamımız için gerekli oksijenin tamamı bitkiler tarafından üretilmektedir. Eğer bitkilerin gerçekleştirdiği fotosentez enzimlerinden bir tanesi bile olmasaydı şuan yeryüzünde hiçbir canlı var ola Bitki anatomisi, şu an yaşamımız için gerekli oksijenin tamamı bitkiler tarafından üretilmektedir. Eğer bitkilerin gerçekleştirdiği fotosentez enzimlerinden bir tanesi bile olmasaydı şuan yeryüzünde hiçbir canlı var olamayacaktı. Bitkilerin canlılara sağladığı en önemli fayda sadece fotosentez değildir. Bunun yanı sıra böcekler, memeli hayvanlar, kuşlar ve hemen hemen tüm yaratıklar için birer besin kaynağı ve birer yuva olmuştur.

    Bitkinin sahip olduğu 3 temel öge vardır. Kök, gövde ve yapraklardır.
    • Bitki anatomisi kök; çimlenmekte olan bitkinin besin gereksinimi kotiledonlarda yada özel dokularda depolanan besinlerden sağlanır. Kök ve gövdenin büyümesi büyüme noktalarındaki meristamatik dokuların yeni hücrelerin oluşması ve büyüme, farklılaşması ile olur. Yapraksız ve köksüz yapraksı yapıya tallus adı verilmektedir. Bu tür bitkilere detallafita grubu adı verilmektedir.  Tohumlu bir bitki dallanmış eksen içeren bir yapı gösterirse yaprak kök ve gövdeden oluşan yapıya kormus adı verilir. Bu tür bitkiler kormofita grubuna girmektedir.
    • Bitki anatomisi gövde; ikinci temel öge olan gövde, yerine getirdiği fonksiyonlar itibariyle mükemmel bir yapıdır. Bahçelerde sokaklarda koskoca ağaçları görmekteyiz. Devasal bir gövdeleri bulunmaktadır, üzerlerinde de binlerce yaprak bulunmaktadır. Fakat gövde dışarıdan görüldüğü gibi sadece odunsu bir dokudan oluşan basit bir yapıdan oluşmamaktadır. Ağacın gövdesi inanılmaz bir esnekliğe sahiptir. Bu esneklik, rüzgar ve vahşi hayvanların yaptığı dış etkilere karşı bitkinin gövdesinin kırılmasını engellemektedir. Tabii saatte 200 km. ile esen kasırgalar hariç. Suyun yukarı çıkmasına neden olan kuvvet ise osmotik basınç ve emme basıncı ismi verilen iki kuvvettir. Osmotik basınç, hücre içerisindeki iyon ve mineral konsantrasyonu fazla olduğu hallerde ortaya çıkmaktadır. Hücre içerisindeki iyon ve mineral konsantrasyonu yükselince hücre derhal su almaya başlar. Hücrenin bu işlemi yapmasındaki amaç, içerisindeki iyon konsantrasyonunu düşürerek normal seviyeye getirmek istemesidir. Bitki, sahip olduğu mükemmel anatomik yapısı sayesinde suyu rahatlıkla topraktan çeker ve yapraklara kadar iletir.
    • Bitki anatomisi yapraklar; yapraklar bir bitki için vazgeçilmez organlardır. Bir yaprak, bitkinin terleme, fotosentezle oksijen oluşturma, yine fotosentez sayesinde besin üretme, bazı bitkilerde üremeye yardımcı olma ve atmosferle gaz alışverişinde bulunma gibi bir çok fonksiyonunu yerine getirir. Yaprakların içerisinde meydana gelen fotosentez, olağan üstü bir karmaşa ile gerçekleşmektedir. Hücrelerin kendi karmaşaları bir kenara fotosentez için yüzlerce enzim görev almıştır. Bu reaksiyonlarda görev alan en önemli yapı klorofil ismi verilen bir moleküldür. Bu molekül güneşten gelen ışığı soğuyarak kimyasal enerjiye çevirir. Çevrilen bu enerji bir çok kimyasal reaksiyon basamakları için gerekli olan enerjidir. Bitkinin yapraklarında gerçekleşen fotosentez olayında elektron transfer zinciri ismi verilen bir dolanım sistemi sayesinde, su molekülleri, fotosentez reaksiyon basamaklarının birisinde parçalanır. Bu parçalanma sayesinde hidrojen ve oksijen atomları serbest kalır. Serbest kalan bu atomlardan hidrojen atomu bitki içerisinde tekrar kullanılırken oksijen atomları ise atmosfere bırakılır.


    ]]>
    Omurga Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/omurga-anatomisi.html Sun, 21 Oct 2018 02:40:08 +0000 Omurga anatomisi, Bedenimizi ayakta tutan omurgamızın yapısı birbiri ile uyum içinde çalışan üç bölümden oluşur. Bu bölümler bel, sırt ve boyun bölümleridir. Ayrıca omurganın en tepesinde beyincik, onun a
    Omurga anatomisi, Bedenimizi ayakta tutan omurgamızın yapısı birbiri ile uyum içinde çalışan üç bölümden oluşur. Bu bölümler bel, sırt ve boyun bölümleridir. Ayrıca omurganın en tepesinde beyincik, onun altında omurilik soğanı bulunur, devamında omurları başlar. Boyunda yedi adet, belimizde altı adet ve sırtımızda altı adet olmak üzere 19 adet büyük omur kemiği bulunur. Belimizin altında omurgaya dahil sakrum isimli kemik ve devamında omurganın yapısıyla uyum içinde kuyruk sokumu kemiği bulunur. Omurga toplam 33 adet omurdan (vertebra) oluşur. 

    Omur kemiğinin ortasında ki boşluk yetişkin bir insanda ortalama 2 cm. çapındadır. Omurlar birbiri ile birleştiğinde bu başluklar kanal görünümü alır. Bu kanaldan, başlangıç yeri beyincik olan sinirler toplu bir şekilde aşağı doğru ilerler. Faset kemikleri ve vertabra arasında ki boşluklardan sinirler dışarı yani vücudun içine ayrılırlar.

    Omurga içinden geçen sinirler

    Bütün vücudumuzu kontrol eden merkezi sinir sistemini oluşturan sinirler omurganın içinden geçer. Bu nedenle omuriliğin her hangi bir şekilde sakatlanarak sinirlere zarar verilmesi, sinirlerin kontrol ettiği organların da sakatlanması anlamına gelir. Omurlar ve eklemlerin arasında ki boşluklardan otuz bir tane sinir ucu vücuda dağılır. Merkezi sinir sisteminin kontrolü beyincik tarafından sağlanır. Beyincik bu kontrolü vücudun her noktasına kılcal damar gibi dağılmış olan sinirler ile yapar. Beyinciğe bağlı sinirler omurilik soğanını geçerek omurga kemiklerinin oluşturduğu kanalın içinden toplu bir şekilde aşağıda bulunan kuyruk kemiğine doğru ilerlerler. 

    Diskler; Omurlar yer çekimi etkisi ile birbiri üzerine baskı yapar, omurların baskı ile birbirine zarar vermesini önleyen diskler bulunur, diskler omurgaya esneklik kazandırır. 

    Faset kemikleri; Omurlarımız, alt ve üst kısımlarında dört tane faset kemikleri ile eklem yapar ve koplike yapı oluşur. Omurga kemikler vücudumuzun iç tarafına doğru dizilmiştir. Faset (eklem) kemikleri ise dış tarafa yani sırtımıza doğru dizilmiştir. Faset kemiklerinin hassas tırnaklarından ikisi bir omura diğer ikisi bir başka omura kilitlenir. Böylece omur kemikleri faset kemikleri sayesinde zincir gibi dizilir. Bu eklem yarı oynar bir eklem olup, öne doğru yüzde 80, arkaya doğru yüzde 20 açı yaparak hareket edebilir.

    Torakal vertabra; Enseden başlayıp kaburgaların omurga ya bağlandığı yere kadar olan omurlar dır. Toplam 12 adet olup, bu bölge de meydana gelen hasarlar genital bölüm ve ayakların kontrolünün kaybedilmesine neden olur.

    Lomber vertabra; Bel bölgemizde bulunan 5 adet omurdan oluşur. Burada hasar ortaya çıkması sonucu bacaklar ve daha aşağılar hareket kabiliyetinin yitirir.

    Sakral vertabra; Kuyruk sokumu bölgesinde bulunan sinirlerdir. Bu sinirler toplam 5 tanedir. Hasar oluşması ile genital bölge ve ayaklarda kontrol kaybı yaşanır.

    Coxygeal vertebra; Hareketsiz bir birine yapışık 4 kemikten oluşur. Kuyruk sokumunun uç kısmıdır. Bu bölge de yaşanabilecek hasarlar daha çok ayakların öne kayması sonucu kalça üstene düşme sonucu görülür. Çok fazla hasar oluşmaz fakat oluştuğundan ayaklarda geçici hasar yaşanabilir. 
    ]]>
    Omuz Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/omuz-anatomisi.html Mon, 22 Oct 2018 02:10:00 +0000 Omuz Anatomisi; Vücudun en hareketli iki ekleminden biri olma özelliğine sahiptir. İlki kalça eklemidir. Omuz çok kompleksli bir yapıdan oluşur. Bu yapıda 3 adet kemik, 4 adet eklem ve 26 adet kas vardır. İçerisinde özel yapılard Omuz Anatomisi; Vücudun en hareketli iki ekleminden biri olma özelliğine sahiptir. İlki kalça eklemidir. Omuz çok kompleksli bir yapıdan oluşur. Bu yapıda 3 adet kemik, 4 adet eklem ve 26 adet kas vardır. İçerisinde özel yapılarda barındırır. 

    Omuz anatomisi yapısı

    Kemikler:

    Clavicula (Köprücük kemiği): Ana rahminde oluşumu (gebeliğin ilk 5. haftasında) ilk gerçekleşen kemiklerden biridir. Aynı zamanda oluşumu geç süren en geç kemik olma özelliğine de sahiptir. 21 yaşına kadar gelişimi sürer. Bununla birlikte kırılması en kolay kemiktir. Vücudun ön yüzünde, dış tarafta kürek kemiği ile, iç tarafta göğüs kemiği ile eklem yapmaktadır. Ve bunlara çok sayıda kas yapışır.
    Scapula (Kürek Kemiği): üçgen yapıda, yassı görünüme sahip bir kemik olma özelliğine sahiptir. Omuz bölümünde vücudun arka kısmında bulunur. Çok fazla kas üzerine yapışmaktadır. Kol kemiği ile güçlü bir eklem yapma gücüne sahiptir.
    Humerus (Kol Kemiği): Uzun kemik tipine örnektir. Üst tarafta kürek kemiği ile alt tarafta ise ulna ile direkt olarak eklem yapmaktadır. Üzerinde çok fazla kas barındırır.

    Eklemler:

    Art. Acromion Clavicular (kürek kemiği ile köprücük kemiği üst taraf dış kısım arasında): Bu eklem kıkırdak disk ile tamamlanmaktadır. Hareket alanı az da olsa hareket etme özelliğine sahiptir. Ligament bir eklem kapsülü ile desteklenmekte olan bir eklemdir. 
    Art. Sternum Clavicular (Göğüs kemiği ile köprücük kemiği arasında): Göğüs ile omuz arasındaki bütünlüğe katkıda bulunmaktadır. Kemik uç tarafları kıkırdak bir yapıya sahiptir.
    Art. Scapula Toristik (Arka kaburga kemiği ile kürek kemiği arasında): Kürek kemiği kaburgalar ile birlikte vücudun arka kısmında eklem yapmaktadır. Bu kısımdaki eklemin hareketi kayarak yapılmaktadır. Yapılan bu kayma, kolun hareket sisteminde etkili olmaktadır. 
    Art. Glenohumeral (Kol kemiği ile kürek kemiği arasında): Kürek kemiğinin dar yuva kısmı ile kol kemiğinin geniş üst başı arasında bulunan bir eklemdir. Omuzun en hareketli eklemidir. Labrum denilen esnek bir yapısı vardır. Top-yuva adı verilen bir şekle sahiptir.

    Eklem kapsülünün çevresindeki bağ dokuları kemiğin stabil olmasını sağlar. Stabil olmayı sağlayan tendonların en önemli olanı biceps brachii kasının uzun başı tarafındaki tendondur. Kürek kemiği kısmından başlayan 4 adet kas, bağlardaki tendonların birleşip rotator manşet kasının oluşmasını sağlar. Rotator manşet kası üzerinde bir eklem sıvı kesesi bulunmakta olup omuz bölgesinde 8 adet olmaktadır. Bunların oluşturduğu kayganlaştırıcı sıvının omuz hareketlerinde önemli bir yeri vardır.
    ]]>
    Genel Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/genel-anatomi.html Mon, 22 Oct 2018 08:01:08 +0000 Genel Anatomi, Anatomi canlıların yapısını ve organlarının birbiriyle bağlantılarını inceleyen bilim adı verilmektedir. Eski yunanca anatemnein (açmak) ve tome (kesmek, ayrılmak) sözcüklerinin birleşmesinden türemektedi Genel Anatomi, Anatomi canlıların yapısını ve organlarının birbiriyle bağlantılarını inceleyen bilim adı verilmektedir. Eski yunanca anatemnein (açmak) ve tome (kesmek, ayrılmak) sözcüklerinin birleşmesinden türemektedir. İncelenen canlının türüne göre üç ayrı bilim dalına ayrılmaktadır: insan anatomisi, hayvan anatomisi(zootomi), bitki anatomisi(fitotomi). Canlıların yapısı bir bütün olarak açılıp incelenebildiği gibi, günümüz modern anatomisinde, Türkeş işlevleri gören organ kümelerinin yapısal incelemeleri de olanak sağlamaktadır. Bu inceleme biçimine sistematik anatomi adı verilmektedir. Örneğin insan anatomisinde beynin tek başına yapısının incelenmesinin hiçbir anlamı olmamaktadır. Ancak beyinle birlikte beyincik, omurilik ve çevresel sinirler bir bütün olarak organları tanılamak ve hastalığın nedenini bulmak amacıyla inceleyen anatomi dalı ise patolojik anatomi adı verilmektedir. Genellikle gözle yapılmaktadır, ancak gerektiğinde mikroskopta kullanılmaktadır.

    Genel Anatomi Tarihi

    Anatomi ile ilgili ilk çalışmaların izlerine mağara döneminde rastlanmaktadır. Mağaralarda hayvan vücutlarının yapılarını gösteren çizimler ortaya çıkmıştır. 15 ile 10 bin yıl öncesinde kalmış çizimlerin olmasına karşın resimlerdeki hayvanların kalpleri doğru yerde gösterilmektedir. Mezopotamya’da yapılan İÖ 3000’lerden kalma koyun karaciğerlerinin kilden yapılmış modelleri bulunmaktadır. O dönemde kan ve karaciğer ilişkisiyle ilgili bilgiler nedeniyle karaciğerin canlılığın merkezi olduğu sanılmaktadır. Mısır’da mumyalar üzerinde yapılan çalışmalar, İÖ 2000'den günümüze ipuçları verilmektedir. Mumyalanmış olan cesetlerin tüm organlarının dışa çıkarılmış, vücuttaki kalbin ise yerinde bırakılmış olması o dönemde kalbin öneminin bilindiği anlamına gelmektedir. İÖ 1500-1600’lerden kalma papirüslerde insan kalbi, kan damarları ve beyinle ilgili oldukça ilginç bilgiler elde etmektedirler.  İnsan vücudunun 300 kemik, 800 bağ, 500 vücut kası, 300 toplardamar kapsadığına inanılmaktadır. Eski Yunanlılarda ölü de olsa insan vücudunun açılıp incelenmesi yasak görülmekteydi. Bu konuda oldukça sert önlemler alınmıştır. Aristoteles’in anatomi ile olan bilgisini büyük İskender ile gittiği doğu ülkelerinde pekiştirdiği ileri sürülmektedir. Tıbbın babası sayılan hipokrates döneminde bile yunanlılar bu zayıf yönlerini sürdürmüşlerdir. Hipokrates’in kitaplarında anatomi açısından yaptığı yanlışlar bu görüşü desteklemektedir. Günümüzdeki insanlar geliştirilen makinelerle bir canlıyı açıp parçalamadan da organlar hakkında bilgi edinebiliyor.

    ]]>
    Boğaz Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/bogaz-anatomisi.html Mon, 22 Oct 2018 09:21:11 +0000 Boğaz anatomisi, incelendiğinde ağızda başlayarak ulaşılan boğaz vücudumuzdaki bir geçiş bölgesidir. Boğazdan inilerek yutak, gırtlak ve onlardan da yemek borusu ile nefes borusuna ulaşılır. Bu nedenle solunum ve sindirim sist Boğaz anatomisi, incelendiğinde ağızda başlayarak ulaşılan boğaz vücudumuzdaki bir geçiş bölgesidir. Boğazdan inilerek yutak, gırtlak ve onlardan da yemek borusu ile nefes borusuna ulaşılır. Bu nedenle solunum ve sindirim sistemlerinin başlangıç noktası olarak görülür. 

    Boğaz anatomisini inceleyecek olursak; üç bölüme ayrıldığını görebiliriz:
    • Alt boğaz 
    • Orta boğaz 
    • Üst boğaz
    Boğaz kendini koruyabilecek yapıları barındırır. Boğaza iletimdeki rolleri nedeniyle ağız boşluğunun girişindeki dudaklardan itibaren, dil, yanak örtücü yüzeyler, damak, tükürük bezleri Kulak Burun Boğaz'ın (KBB) uzmanlık alanındadır. 
    Alt boğaz dilin arkasında, dil kökünün arkasından ikiye ayrılan bir boruya dönüşür. Bu borulardan öndeki gırtlak, arkadaki ise yutaktır. Gırtlağın üst kısmında kapaksı bir kıkırdak, içinde ses telleri, onlara hareket sağlayan kıkırdaklar bulunur. Gırtlak aşağıda nefes borusu ile devam eder. Yutak ise yemek borusunun girişindedir.
    Orta boğazın her iki yanında bademcikler ve yan duvar, arkada arka duvar yer alır. Borunun öne açılan deliğinin üstünde küçük dil ve yumuşak damak, altında ise dil yer alır. Borunun üst kısmında yumuşak damağın arkasında yer alan üst boğaz bulunur. Boru aşağıda alt boğaz ile devam eder.
    Üst boğaz burnun arkasında yer alır ve boğaz boşluğu aşağı doğru uzanır. Geniz boşluğunda geniz eti ve östaki borusu bulunur.

    Boğaz anatomisi aynı zamanda sindirim sisteminin bir parçasıdır. Doktorlar tarafından ağız 'oral kavite', yutak 'farenks', yemek borusu ise 'özefaj' olarak adlandırılır. Oral kavite; dudaklar, yanaklar, dişler, dişeti, sert damak, yumuşak damaktan oluşur.
    Yutak dokusu üst-orta-alt yutak olarak 3 bölümden oluşur. Üst yutak geniz etinin kulak ve geniz kanalının ağzının bulunduğu, burun arkasındaki bölgedir. 
    Orta yutak, yumuşak damağı, bademcikleri ve dil kökünü içeren, ağzın arkasında konumlanmış bölgedir. Alt yutak ise gırtlağa komşu olan ve hemen gırtlağın arkasında bulunan bölgedir. 

    Bademcik, geniz eti ve bademcik halkası anatomisi: Bademcik halkası boğazı çepeçevre sarmasından dolayıdır. Bademcik halkasını oluşturan parçalar sağ ve sol bademcikleri, orta hatta bulunan geniz eti, dil kökü mini bademcikleri, yutak yan bankları ile yutağa dağılmış, özellikle yutağın üst bölümünde östaki borusunun ağzını çevreleyen, diğer mini bademciklerdir. Bademcikler boğazın tam girişindeki bir çeşit nöbetçidirler. Geniz eti ise yukarıda, yutağın tavanında orta hatta tek olarak bulunur. Geniz eti ise burnun tam arkasında burun yolunu yani solunum yolunu kesen nöbetçidir. 

    ]]>
    Anatomi Terminolojisi https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-terminolojisi.html Mon, 22 Oct 2018 15:49:36 +0000 Anatomi Terminolojisi Hekimlik dilinin temeli olma özelliğine sahiptir. Ve uluslararası özellik taşımaktadır. İçerisinde 7500 ile 8000 adet terim taşımaktadır. Bunun %75'i anatomide kullanılmaktadır. Çoğunlukla Latince (Vaseli Anatomi Terminolojisi Hekimlik dilinin temeli olma özelliğine sahiptir. Ve uluslararası özellik taşımaktadır. İçerisinde 7500 ile 8000 adet terim taşımaktadır. Bunun %75'i anatomide kullanılmaktadır. Çoğunlukla Latince (Vaselius tarafından), Grekçe (Hipokrak ve Aristo tarafından), Arapça (İbni Sina tarafından) anatomiye kazandırılmıştır. 

    Anatomi terminolojisi ve tarihsel gelişimi:
    • M.Ö: Hipokrat, Aristo
    • M.S: Celsus, Rufus, Galenos
    19. Yüzyılda 30.000 terim vardı. Tıp terimleri ile uğraşanlar arasındaki terminoloji kargaşası sonucunda:
    • İlk Nomina Anatomica toplantısı Basel'de 1895 yılında yapılmıştır. Ve burada 4500 adet terim yayınlanmıştır. 
    • 1933'te Büyük Britanya'da toplantı yapılmıştır.
    • 1935'te Büyük Almanya toplantısı yapılmıştır.
    • 1955'te 6. Enternasyonel Anatomistler kongresi düzenlenmiştir.
    • Ve bunların sonucunda Anatomi Terminolojisi her ülkede tıp alanında dil birliğini sağlamada önemli rol oynamıştır. 
    • Son olarak Dünya Anatomistler Birliği 1999 yılında Terminologia Anatomica isimli çalışmalarını yayınlamışlardır.
    Anatomi Terminoloji Ve Dilbilgisi Kuralları:

    Terim: Çeşitli bilim alanlarının, meslek ve sanat bölümlerinin özel kelimeleri olarak tanımlanmıştır.
    Terminoloji: Bir sanat veya bilimdeki teknik terimlerin hepsine terminoloji denir.
    Tıp Terminolojisi: Grekçe ve Latince kelimelerinden oluşur.

    Bir Terimde Bulunması Gereken Özellikler:
    • Terimin sadece tek bir karşılığı olmalıdır.
    • Terimin anlamı kesinlikle değişmemelidir.
    • Terim cümle içinde farklı anlamlarda kullanılmamalıdır.
    • Yan anlamlı terimler terim sayılmaz.
    • Tanım ile terim birbirlerinden farklıdır.
    ]]>
    Kulak Zarı Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/kulak-zari-anatomisi.html Tue, 23 Oct 2018 01:32:34 +0000 Kulak zarı anatomisi, kulak zarı anatomisi üç gruba ayrılır. Bunlar iç kulak, dış kulak ve orta kulaktır. Dış kulaktan iç kulağa kadar ses iletimini sağlayan farklı yapılarda vardır. Dış kulak yolu ve kulak kepçesi yardım Kulak zarı anatomisi, kulak zarı anatomisi üç gruba ayrılır. Bunlar iç kulak, dış kulak ve orta kulaktır. Dış kulaktan iç kulağa kadar ses iletimini sağlayan farklı yapılarda vardır. Dış kulak yolu ve kulak kepçesi yardımı ile ses dalgaları kulak zarına ulaşır. Bu durumda kulak zarının titreşimine sebep olur. Titreşen kulak zarı ise orta kulaktaki kemikçiklere titreşim enerjisini iletir. İletilen bu enerji de iç kulağa arttırılarak gelir. Kısacası kulak zarı dış kulak ve orta kulak arasında bariyer görevi görmektedir. Kulak zarında oluşan basit bir delik bile sık sık orta kulak enfeksiyonlarına neden olur. Ayrıca kulak zarındaki bu problemler iç kulak sinir hücrelerinin ölmesine, beyin ve damarlara yayılmasına da neden olur. Kulak zarı anatomisini kısaca şöyle anlatabiliriz.

    İç kulak: Kulak zarı anatomisinin bir parçası olan iç kulak, vücudun en karmaşık parçalarından biridir. Sesi işitme siniriyle beyne taşınan elektrik ayarlarına dönüştürerek işitmezler sağlar.

    Orta kulak: Orta kulak,  hava dolu bir boşluktan ve kulak zarıyla iç kulağı birbirine bağlayarak titreşimleri aktaran üç kemikten meydana gelir. 
    Kulak zarı 8-9mm çapında ince ve yuvarlak bir derindir. Yanları içe doğru ve kıvrıktır. Kulak zarı üç tabakadan oluşur. Bunlarda İç tabaka, dış tabaka ve orta tabaka olarak adlandırılır.

    Dış kulak: Dış kulakta kulak zarı anatomisinin bir parçasıdır. Kıvrımlı, esnek bir kıkırdak olan kulak kepçesi kulak yolunun üçte birlik kısmında oluşur.
    ]]>
    Hareket Sistemi Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/hareket-sistemi-anatomi.html Tue, 23 Oct 2018 10:01:34 +0000 Hareket sistemi anatomi, hareket sistemi kasların ve iskeletin yani kemiklerin meydana getirdiği bir sistemdir. Canlılar, hareket sisteminin oluşturduğu olanakların yardımı ile bulunduğu bir ortamda yer değiştirebilir ve bütün i Hareket sistemi anatomi, hareket sistemi kasların ve iskeletin yani kemiklerin meydana getirdiği bir sistemdir. Canlılar, hareket sisteminin oluşturduğu olanakların yardımı ile bulunduğu bir ortamda yer değiştirebilir ve bütün ihtiyaçlarını giderebilir. Mekanik bir olayın varlığını ancak canlının bulunduğu ortama yer değiştirmesi ve istenilen hareketleri yapması ile mümkündür. Bunun yanında, hareket sisteminin önemli komponenti olan kasların aracığı ile yüzün görünüşünde yani mimiklerde bazı değişikler yapabildiği gibi, insanın konuşması ve nefes alması da fonksiyonun varlığını ortaya koymaktadır. Dikkat edilirse, bütün bu saydığımız faaliyetler hareket sisteminin önemli bir kısmını oluşturan kaslar tarafından gerçekleştirilir.

    Hareket sistemi anatomisinde, insan vücudunun destek yapısını iskelet sistemi oluşturur. Bu sistemi fonksiyonel olarak düşünürsek, kendi içinde eklemler, kemikler ve bağlardan oluşmuştur. Bunların yanında ek olarak, değişik yapılarda olan ve çeşitli eklemlerde yer alan ve çeşitli görevler yüklenen kıkırdakları unutmamak gerekir. Kıkırdak oluşumları ile eklemler birbirlerine uyumlu hale getirilir. Böylece fonksiyonların içinde uyumlu bir bütünlük oluştururlar. Yukarıda belirttiğimiz iskelet sisteminin önemli kısımlarını oluşturan yapılar, hareket sistemi anatomisinde pasif eleman olarak kalırlar. Halbuki, belirli bir kuvvet ile hareket sistemi gerçekleşir. Bu işlemi, hareket sistemi içerisinde önemli bir komponent olarak yer alan kas yapıları tarafından sağlanmaktadır. Böylece kaslar hareket sisteminin aktif elamanını oluşturur. Kasların çalışmaları ile ortaya çıkan kuvvetlerin ilgili kemiklere iletilmesinde kiriş denilen bağlara önemli görevler yüklenmiştir. Bunların yanında, kaslar bazen oldukça kalın bazense oldukça ince yapılar halinde saran örtüler bulunmaktadır. Kaslar sahip olduğu bu kirişler aracılığı ile eklemlere kadar uzanmaktadır. Ortaya çıkan bu kuvvetlerde kemiklere yine bu kirişler üzerinden aktarılır. Aynı zamanda, karşılıklı eklem yapan kemikler, fonksiyonel olarak uyumlu bir organizasyon içine girerler.

    Hareket sistemi anatomisinde, vücut ağırlığının yaklaşık bir değer olarak %50 ile %70 kadarını hareket sistemini oluşturan elemanlar meydana getirmektedir. Bu hareket sisteminde beslenmesi ile ilgili olan, linfa sistemine ve kan damarlarına önemli ölçüde görevler yüklenir. Sinir sistemi tarafından kasların innervasyonları yani uyarılmaları sağlanarak ortaya istenilen hareketler çıkmaktadır.

    Hareket sistemi anatomisini meydana getiren sistemler

    Hayvanlarda olduğu gibi insanlarda da vücuda şekil veren, vücudun dik durmasını sağlayan, iç organları koruyan ve özgürce hareket etmesini sağlayan bir sistem vardır. Biz bu sisteme hareket ve destek sistemi adını veriyoruz. Aynı zamanda iskelet ve kaslarda oluştuğu için de kas ve iskelet sistemi de denilmektedir. Canlıların hareketlerini endokrin sistem ve sinir sistemi denetler ve düzenler. Hareketler kas, eklem ve kemiklerin birlikte çalışmaları ile gerçekleşmektedir.

    • İskelet Sistemi: İnsan vücudunun formu ve büyüklüğü temelde; belirli bir sistem ile bir araya gelmiş ve belirli bir esaslar ile iskelet sistemi oluşmuştur. Vücudun dış görünüşü, başka bir ifade ile vücudun modelajı, hareket sisteminde önemli olan yumuşak dokular ile sağlanmıştır.  Kirişler, eklemler ve kemikler dikkate alınır. Bu elemanların bütününe, aynı fonksiyonları ortaya koymaları için önemli bir destek oluşturma görevlerini üzerlerine yüklemişlerdir.
    • Kas Sistemi: Kasların örtüleri ve kirişleri içi sıvı ile dolu olan bursa diye adlandırılan boşluklarda incelenir. Bazı ekollerde bunları çoğu kez kemikler ve kas hareket sistemi başlığı altında birlikte ele alınırlar. Buradan yola çıkacak olursak, hareket sisteminin aktif elamanlarını kaslar oluşturur. Pasif elemanlarını ise eklemler ve kemikler oluşturur. Bu sistemi vücut yapısı içinde, temel olarak ana rol üstlenmiştir.
    ]]>
    Tme Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/tme-anatomisi.html Tue, 23 Oct 2018 21:08:15 +0000 Tme Anatomisi; Tme, alt çene yada  çiğneme kaslarını tutan ağrı ve fonksiyon bozukluğu sendromudur. Eklem yüzeyi ve disk arasındaki bağ bozulmuştur. Tme vücudun diğer eklemlerinden farklı özellikleri olan kompleks bir yapıdı Tme Anatomisi; Tme, alt çene yada  çiğneme kaslarını tutan ağrı ve fonksiyon bozukluğu sendromudur. Eklem yüzeyi ve disk arasındaki bağ bozulmuştur. Tme vücudun diğer eklemlerinden farklı özellikleri olan kompleks bir yapıdır. Tme' nin yüzeyleri hiyalin kıkırdak yerine damarsız fibröz bağ dokusu ile örtülüdür. Fibröz doku, hiyalin kıkırdağa oranla kuvvetleri daha iyi tolere edebilir. Yaşlanma ve travmalara karşı daha dayanıklıdır ve tamir kapasitesi daha yüksektir. Üst ve alt çene kemikleri özellikle bunların üzerinde yer alan dişleri şekil ve pozisyonları eklemin yapı ve hareketleri üzerinde etkilidir. Bu nedenle tme, sert sonlanma gösteren bir eklem yapısına sahiptir. Dişlerin oklizyonu  eklemin yapısı, hareketlerini etkiler ve yönlendirir. Alt çenenin her türlü hareketi eklemin sağ ve sol eklemin birlikte çalışması ile gerçekleşir. Bu nedenle her iki tme fonksiyon bakımından tek bir eklem gibi çalışmaktadır. Tme arthrodial türde bir eklemdir. Hem dönme hareketi hemde kayma hareketi yapabilir. Yani tme dönme hareketi ile birlikte kayma hareketide yapabilen bir eklemdir. Kayma hareketinin yanı sıra tek düzlemde menteşe hareketi de yapabilir.

    Tme anatomisi,  artiküler yüzeyleri fibröz konnektif dokudan oluşmuştur. diğer eklemlerde ise hyalin kartilaj bulunur. Bu farklılığın iki avantajı vardır. İlk fibröz, konnektif dokunun zamanla oluşan aşınmaya, hyalin kartilaja göre daha az meyilli olup, dejeneratif değişimlere daha dirençli olmasıdır. ikinci fibröz ise, dokunun yenilenme kabiliyetinin hyalin kartilajdan daha iyi  olmasıdır .Bu önemli iki faktör tme' nin fonksiyon ve disfonksiyonlar açısından çok önemlidir. Kraniyomandibular artikülasyon bilateraldir. Her iki eklem ayrı birer fonksiyonel birim gibi hareket etse de, bu iki eklem mandibula ile birbirine bağlı olduğu için hareket yada fonksiyonel değişiklikler diğerini de etkiler. Dolayısıyla tme' nin normal fonksiyonu için bilateral senkronizasyonu şarttır. Vücudun diğer eklemlerden daha komplekslidir.

    Tme' yi diğer eklemlerden ayıran özelliklerden bir diğeri de dişler ile olan ilişkisidir. Tme fonksiyonel olarak aktif değilken yani istirahat pozisyonunda kondiller glenoid fossa içinde gerilimsiz şekilde merkezi bir şekilde konumlanmıştır. Bu esnada alt ve üst dişler freeway space adı verilen interokluzal açıklıkla birbirinden ayrılmışlardır. Dişlerin okluzyona gelmesi ile kondil son konumunu alır. Tme' nin kendine has bir diğer özelliği mandibulanın kemik gelişiminde önemli bir rolü olan eklem kapsülü içinde büyüme merkezi aktivitesini içeren tek eklem olmasıdır. Tme'nin yumuşak doku komponentleri eklem kapülü ve ligamentlerdir.

    ]]>
    Vajina Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/vajina-anatomisi.html Wed, 24 Oct 2018 09:28:02 +0000  Vajina anatomisi yani kadının üreme organları, dış ve iç üreme organları olmak üzere iki bölümde incelenir. Vajina uterusun (rahim) sonunda boru (kanal) şeklinde, ortalama 9-10 cm uzunluğunda olan yapılardı  Vajina anatomisi yani kadının üreme organları, dış ve iç üreme organları olmak üzere iki bölümde incelenir. Vajina uterusun (rahim) sonunda boru (kanal) şeklinde, ortalama 9-10 cm uzunluğunda olan yapılardır. Halk arasında hazne veya döl kanalı (döl yolu) olarak tabir edilir. vajinanın dört önemli işlevi bulunmaktadır. Bunlar: doğum kanalı, cinsel ilişki kanalı, idrar kanalının geçtiği kanal (üretra kanalı) ve adet kanının dışarıya atıldığı kanaldır.

    Vajina anatomisinde dış üreme organları (dış genital sistem) nelerdir

    Dış üreme organları 'vulva' olarak da adlandırılmaktadır. Vulva'da; küçük duvarlar, büyük dudaklar, klitoris (clitoris), kızlık zarı (hymen) ve idrar boşaltma deliği (üretra) bulunmaktadır. Büyük duvarlar vulvanın dış sınırını oluşturmaktadır. Küçük dudaklara göre daha kalın ve daha etlidir. Büyük dudaklar üzerinde yağ salgılayan salgı bezleri bulunmakta ve ergenliğe girdikten sonra üzeri kıllarla yani pubik kıllarla kaplanmaktadır. Küçük dudaklar ise iç kısımda yer almakta ve daha incedir. Genişliği kadından kadına değişmektedir. Vajina girişini kapatacak şekilde önden arkaya uzanmaktadır. Küçük dudakların üzerinde kıl bulunmamaktadır. Bazı kadınlarda küçük dudaklar normalden kalın veya sarkık görünümde olabilmektedir. Bu kadınlar genital estetik ameliyatlara ihtiyaç duyulabilmektedir. Vajina girişi etrafında ilişki sırasında vajen girişinin kayganlığını sağlayan saldı bezleri bulunmakta ve en büyükleri 'bartholin bezi' olarak adlandırılan ve vajen girişinde sağda ve solda iki adet olmak üzere bezler bulunmaktadır. Bu bezlerin iltihabı ağrılı apselere neden olabilmektedir. Vajen girişinde kızlık zarı (hymen) adı verilen bir deri kıvrımı bulunmakta ve bu deri kıvrımı vajen girişini daraltacak şekilde olup cinsel ilişki sırasında yırtılmaktadır. Bu yırtılma sırasında da bir miktar yırtılma kanama gerçekleşmektedir. Daha sonraki ilişkilerde vajen girişi büyüyeceği için kanama meydana gelmeyecektir. İki küçük dudağın ön tarafta birleştiği yerde klitoris bulunmaktadır. Bu organ kadın cinsel organlarında en duyarlı bölge olarak bilinmektedir. Embriyotik olarak erkekteki penise benzer yani uyarı ile sertleşmektedir. Klitoris altında idrar yolu (üretra) kanalının açıldığı küçük bir delik bulunmaktadır. Bu delik sayesinde idrar dışarı atılmaktadır.

    Vajina anatomisinde iç üreme organları (iç genital sistem) nelerdir

    İç genital sistem; vajina (hazne), rahim ağzı (serviks), rahim (uterus), tüpler (fallop kanalları) ve yumurtalıklardan (overler) oluşmaktadır. Yumurtalık sağ ve solda olmak üzere iki adettir. Vajina önde idrar torbası arkada ise kalın bağırsağın son kısmı (rektum) arasında uzanan tüp şeklinde bir yapıya sahiptir. Vajen girişinden rahim ağzına kadar uzanmaktadır. Yaklaşık 10-12 cm uzunluğunda, cinsel ilişki ve doğum sırasında uzunluğu ve genişliği daha da artacak biçimde elastik liflerle çevrelenmektedir. İçerdiği salgı bezleri ile kendi içinin ve vulvanın yağlanmasını sağlamaktadır. Rahim ağzı (serviks) vajina sonunda bulunur ve vajenin rahimle birleştiği bölümdür. Ortasında bir delik bulunan yarım küre şeklinde bir yapıya sahiptir. Salgıladığı özel madde yardımı ile ortasındaki açıklı sperm spermin geçişine izin vermekte ve vajendeki mikropların yukarı yayılmasını engellemektedir. Rahim vajinanın üzerinde karın içine yerleşmiş vaziyette bulunan armut biçimine bir organdır. Uterusun (rahmin) kalın duvarı üç tabakadan oluşmaktadır. Bunlardan en içte olanı endometrium adını almakta, adet siklusu boyunca değişimler göstermekte, eğer gebelik olmazsa dökülerek adet kanaması ile birlikte dışarı atılmaktadır. Gebelik oluşursa döllenmiş yumurtanın büyümesi için ona yatak görevi görmektedir. Ortadaki kas tabakasına myometrium denmektedir. Uterusun en kalın tabakasıdır ve istemsiz çalışan düz kaslardan oluşmaktadır. Bu kaslar adet kanaması esnasında rahim içinde biriken kanı, doğum esnasında ise bebek ve plesantayı  rahim dışına atmak için kas]]> Boyun Kasları Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/boyun-kaslari-anatomisi.html Wed, 24 Oct 2018 21:31:34 +0000 Boyun kasları anatomisi; Boyun, baş ve vücut arasında bir köprü oluşturması, çok sayıda hayati yapı içermesi ve bu yapıların sıkışık bir alanda bulunması dolayısıyla anatomik açıdan karmaşık bir bölgedir. Boynun iki a Boyun kasları anatomisi; Boyun, baş ve vücut arasında bir köprü oluşturması, çok sayıda hayati yapı içermesi ve bu yapıların sıkışık bir alanda bulunması dolayısıyla anatomik açıdan karmaşık bir bölgedir. Boynun iki ayrı yarısında duran bu kaslar baş hareketlerinden sorumludur. Dıştan manşon şeklinde bir deri ile sarılmışlardır. İçeride ise fascia cervicalis ile birbirlerinden ayrılırlar. Omurganın en hareketli parçasını boyun bölümü kasları oluşturur. 

    Boynun başlangıç kası; Sternocleidomastoideus, başa fleksiyon yaptıran kaslardan biridir. Bir taraf kasıldığında yüzü yukarıya ve karşı tarafa çevirir. Trapezius ile birlikte kasıldığında tortikol oluşturur. Boynun iki yanında bulunan bu kaslar aynı anda kasıldıklarında başı kaburgalara doğru büker bu yüzden ''dua kası'' olarak da adlandırılır. Sternocleidomastoideus'un boyunda kapladığı alan ayrı bir bölge olarak incelenir. Boynun yüzeysel topografisi içinde incelenen bu bölge küçük üçgen alt parçalar olarak ele alınır. Boyun kasları anatomisi incelemesi yapılırken öğrencilere bu kaslar disseksiyon sırasında net olarak gösterilir. Deri altı tabakasında az miktarda yağ bulunur. 

    Boynun ön- yan bölüm kasları; İnce yapılı, geniş ve yaygın kaslardır. ''Platysma'' adını alırlar. başın sağa ve sola çevrilmesinde önemli bir yer tutar. Alt dudak ve ağız köşesini aşağı çeker. Tek yanlı fonksiyon göremediği zamanlarda tortikol oluşturur. Sternocleidomastoideus'un alt kısmında damar sinir paketi gibi yer alır. Bölgenin klinik önemi damar sinir yapısını içermesinden kaynaklıdır.  Boyun- damar sinir paketi ince bölmeler ile 3 ayrı kanala ayrılır. Yaşlanmaya bağlı olarak kas tonusunda azalma yaşanır. 

    Boynun arka bölüm kasları; Vertabral kolun önünde yer alırlar. Kaburgaların kaldırılmasına yardımcı olurlar. Baş ve boynun sağa ve sola dönmesinde yardımcı olurlar. 

    Hyoid kemiğini hareket ettiren kaslar; Konuşma ve yutma hareketlerini hyoid kemik gerçekleştirirken hyoid kemiği hareket ettiren 8 adet boyun kası bulunur. Bu kasların 4 tanesi hyoid kemiğin üstünde 4 tanesi de hyoid kemiğin altında yer alır. 
    • Hyoid kemiğinin üstündeki kaslar; M. digastricus, ki karınlı bir kas olup çeneyi aşağı çeker. M. stylohyoideus, İnce bir silindir şeklinde olan bu kas çeneyi yukarı çeker. M. mylohyoideus, Mandiluba'nın kolları arasındaki açıklıkta yer alır. Raphe mylohyoidea, çiğneme, konuşma, emme gibi hareketlerde çeneye hareket sağlar. M. geniohyoideus, Hyoid kemiği öne ve yukarı doğru kaldırır. 
    • Hyoid kemiğinin altındaki kaslar; M. sternohyoideus, yutma, konuşma, esneme sırasında yukarı doğru çekilen hyoid kemiği aşağı doğru çeker. M. sternothyroideus, çiğneme, konuşma ve yutma esnasında yukarı çekilen tiroid kıkırdağı aşağı doğru çeker. M. thyrohyoideus, Hyoid kemik sabit ise tiroid kıkırdağı aşağı doğru çeker. M. omohyoideus, iki karınlı bir kastır. Hyoid kemiği aşağı doğru çeker.  
    ]]>
    Anatomi İskelet https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-iskelet.html Thu, 25 Oct 2018 13:47:49 +0000 Anatomi iskelet; sistemi canlıları ayakta tutan, eklem kısımlarını bağlarla birbirlerine tutuşturulan ve etrafını kaslarla çevrelenmiş olan yapıya denilmektedir. İskelet sistemini işlek olan organizmaya fizyolojik açıdan dayan Anatomi iskelet; sistemi canlıları ayakta tutan, eklem kısımlarını bağlarla birbirlerine tutuşturulan ve etrafını kaslarla çevrelenmiş olan yapıya denilmektedir. İskelet sistemini işlek olan organizmaya fizyolojik açıdan dayanak olan, iç organlara savunma avantajı sağlayan, çoğunlukla minerallerden oluşan bir yapıdır. Ayrıca organizmanın kendine özgü şeklinin meydana getirmesine yardımcı olmaktadır. İskelet uzun, yassı ve az kemik olmak üzere üç tarzda kemik bulunmaktadır.

    Anatomi iskelet ve insan

    İnsanlarda vücudun dayanak yapısını yani çatısını iskelet sistemi meydana getirmektedir. Bu sistem içerisinde eklemler, kemikler ve bağlardan fonksiyonel olarak oluşmuştur. Farklı eklemler ve yapılarda meydana getiren kemiklerin, ince bir kıkırdak tabaka gibi örtülü, artiküle olan yüzleri, özellikle birbirlerine uyumlu olmayana eklemlerin arasında kıkırdak yapı oluşmuştur. Oluşan bu elastik kıkırdaklar sayesinde eklem yüzeyleri birbirlerine uyum sağlamaktadır. Bu şekilde birbirleriyle bütünlük ve uyumluluk gerçekleşmiş olur. Anatomi iskelet sisteminde önemli kısımlarını oluşturan yapılar, davranış sisteminin aktif olmayan elemanlarıdır. Hareketin gerçekleşmesi için bir kuvvete ihtiyaç vardır. Uygulanacak olan bu işlem önemli bir komponent olarak  adale yardımıyla sağlanır. Bu sayede adaleler davranış sisteminin etkin elemanlarını oluşturmaktadır. Bağların yani kirişlerin en önemli görevi adalelerin çalışmasından kaynaklı çıkan kuvveti kemiklere aktarmaktadır. Ayrıca adaleler bazen ince  yada kalın olarak yapılar şeklinde saran örtüleri mevcuttur. adaleler de olan bağlar tarafından eklemlere kadar uzanırlar. Burada oluşan kuvvetler ile tekrardan bu bağlar üzerinden kemiklere aktarılmaktadır. Karşılıklı olarak da eklem kısımlarına getiren kemikler birbirleriyle uyumlu, fonksiyonel bir organizasyon içerisinde bulunur. İnsan vücudunun beden ağırlığının %50-70 civarında davranış sistemini oluşturan elemanlar meydana getirir. Beslenme açısından bu sistem kan damarları  ve linfa sistemi önemli görevler yüklenmektedir. Vücuttaki adaleler innervasyonları sinirsel sistem sayesinde sağlanmaktadır. Yapılması istenilen hareketler böyle oluşmaktadır. 

    Anatomi iskeletin görevleri
    • İskelet iç organları harici etkilerden korumaktadır.
    • Kemikler fosfor ve kalsiyum minerallerini depolar
    • İnsan vücudunun yüksek durmasını sağlar
    • Kan hücrelerinin üretimine yardımcı olur
    • İnsan vücuduna tipik şeklini verir
    • İskelet sayesinde kaslara tutunma ve iç uzuvlara tutunmasını sağlar
    • Kasların yardımıyla vücudun davranış etmesini sağlamaktadır

    Vücudun büyüklüğü ve formu, belli bir düzen ile bir araya gelmiş olana kemikler, bu kısımları birbirine bağlayan kıkırdak yapılardan ve belli bir asallar arasında oluşup ortaya çıkmaktadır. İnsan vücudunun harici görünüşü, modeli, gene davranış sisteminin önemli bir komponeneti ile ortaya çıkan adaleler ve hepsiyle beraber narin doku ile sağlanmaktadır. Davranış sisteminin aktif olmayan elemanların oluşturduğu kemikler; şekil, fonksiyonel ve vaziyet olarak mimaride farklılıklar göstermektedir. Anatomi iskelet yani kemik sistemi koruma amaçlı olarak da düşünülebilir. Omuriliğin ve beynin kemik mimarisi arasında koruma amaçlı olarak bulunduğu gözlemlenmektedir. Bunun gibi koruma amaçlı bulunduğu kısımlar ise kalp, akciğer organları da kaburga destekçesi olan kemiklerin oluşturduğu kafes arasında bulunmaktadır.
    ]]>
    Akciğer Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/akciger-anatomisi.html Fri, 26 Oct 2018 00:07:24 +0000 Akciğer Anatomisi, Akciğerler sağ ve solda olmak üzere birer tane olup, her biri loblara bölünmüştür. Sağ akciğer bölümleri, üst, orta ve alt lob olmak üzere üç loba, sol akciğer ise üst ve alt olmak üzere iki loba ayrıl Akciğer Anatomisi, Akciğerler sağ ve solda olmak üzere birer tane olup, her biri loblara bölünmüştür. Sağ akciğer bölümleri, üst, orta ve alt lob olmak üzere üç loba, sol akciğer ise üst ve alt olmak üzere iki loba ayrılır. Bu her iki akciğerin, köprücük kemiğine kadar yukarı çıkan tepeleri vardır. Bu yüksek tepeler ise diyafram üze­rine yerleştirilmiş tabanları vardır. Diyaf­ram, tahmini olarak onuncu kaburga, ilerde ise sekizinci kaburga düzeyindedir. Bronşlar ve kan damarları, akciğerlere, iç tarakta bulunan ve akciğer taba­nı hilum ismi verilen yerden girerler. Akciğerler, bağ dokusundan oluşan ve esnek bir yapıya sahip olan organlardır. Dış tarafları plevra zarıyla kaplanmıştır. İki akciğeri, mediasten organları yani kalp, büyük damar­lar, yemek borusu ve üstte de soluk borusu, onları birbirinden ayırır. İlk bakışta çok belirğin olmamakla birlikte, akciğer­lerin her bir lobu, bağ dokusu tabakaları yüzünden, iki ile altı bölüme ayrılmıştır. Her bölümün kendi ait bronş ve damarları bulunur. Aldığımız nefes yani solunulan hava, ağız ve burundan girerek farinks yutak, larinks gırtlak ve trakea’ya soluk borusuna gider. Trakea, kıkırdak halkalar tarafından boşluğu sürekli açık tutulan bir tüptür, tahmini olarak 25 cm. boyunda olup, alt ucunda ise sağ ve sol bronşlara ayrılır. Sağ da olan bronş sağ akciğerin üst ve alt loblanna dal verecek şekilde ikiye ayrılır. Sağ akciğerlerin orta da olan lobuna giden dal ise, alt bronş dalından ayrılır. Lob bronşları da git gide daha küçük hava yollarına ayrılırlar. En ufak hava yolları bronşiyol ismindeki, ça­pı 0,2 mm. kadar olan küçük tüplerden oluşur. Sol da olan ana bronş da üst ve alt loblara dal verir ve bunlar da öbür bronşiyollere kadar dallanırlar.

    Akciğer Anatomisi, Pulmoner arter ve ven de akciğer atar ve toplar kan damarı bronşlarıyla birlikte ilerler. Bronşiyollerin son bulması ile, küçük hava kesecikleri görünümündedir ve bu hava keseciklerine ulaşana kadar sayılan hava yolları, hava ulaştırmayla ilgiliyken, bu kesecikler aslında gaz alış ve verişiyle ilgili görevlidirler. Aslında, solunumun asıl amacı olan kandaki oksijen oranını çoğaltmak burada gerçekleşir. Bu hava kese­ciklerinin çevresi bir hücre kalınlığındadır ve alveol diye bilinirler. Alveol du­varının karşısın tarafında kılcal kan damarları vardır. Alveol içi hava aralığı 1 mikro milimetreden daha azdır. Solunum gazlarının alışverişine yapmaya yarayan tüm yü­zey 50 metrekareden çok daha fazladır. Akciğerle­rin asıl işleri, kana oksijen verip, kandan, metabolizmanın artık olan ürünü yani karbon, dioksidi almaktır. Akciğerin işleri ve yapısı göz önünde tutulunca, şaşırtıcı olan bir özellik, atardamarın akciğerlere kirli kan getirmesi, toplardamarın ise akciğer­den temiz kanı alıp kalbe götürmesidir.

    Akciğer Anatomisi ve Solunum Hareketleri: Göğüs kafesinin iç tarafı ve akciğerlerin üstü tarafı plevra za­rıyla kapalı olduğundan dolayı, bu yüzeyler bir ­biri üzerinde rahatça kayabilirler. Ak­ciğer dokusunda olan kas lifleri çok azdır ve bunların işleri, bronş ve bronşiyol açıklığını kontrol etmektir kendi kendilerine hareket etmekten yoksundurlar, tek esnek olduğundan dolayı, göğüs kafesi içindeki olan basınç deği­şikliğine göre hareket ederler. Solu­num hareketleri, göğüs kafesi kasları ve de diyafram ile yapılır.
    ]]>
    Mandibula Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/mandibula-anatomisi.html Fri, 26 Oct 2018 22:06:40 +0000 Mandibula anatomisi, diğer adı alt çene anatomisidir. Alt çene kemiği olan  mandibula kafa ve yüz kemikleri arasında en önemli olanıdır. Mandibula anatomisi 15 ayrı bölümü vardır. Bunlar; condylar (çene eklem) baş, condylar Mandibula anatomisi, diğer adı alt çene anatomisidir. Alt çene kemiği olan  mandibula kafa ve yüz kemikleri arasında en önemli olanıdır. Mandibula anatomisi 15 ayrı bölümü vardır. Bunlar; condylar (çene eklem) baş, condylar boyun kısmı, pterygoid fovea, coronoid process, ramus, oblik çizgi, gonial açılanma, alveolar parça, corpus ya da gövde, mental foramen, mandibula kemiği alt sınırı, mental protuberance, mandibular foramen, üst ve alt mental çıkıntılar, sigmoid (mandibular) notchtur. Mandibula anamisinde ramus ve corpus veya gövde olarak adlandırılan iki önemli kısım bulunmaktadır. Ramus, çene kemiğinin temporal kemik ile eklemini oluşturmaktadır ve çiğnemeye yardımcı olan kasların yapışık halde bulunduğu bölümdür. Corpus ve ya gövde ise dişlerin olduğu ana gövde kısmıdır. Mandibulanın alt dişlerin yerleşmiş olduğu alveolar yapılar yaşla birlikte dişlerin dökülmesiyle kaybolmakta ve corpus atrofiye uğramaktadır. 

    Mandibula anatomisinde gonial açı(Ar-Go-Me) nedir

    Gonial açı (Ar-Go-Me) mandibulanın estetik değerlendirilmesini ifade etmektedir. Bu açı mandibulanın ramusunun arka sınırıyla mandibulanın alt kenar sınırı arasındaki açıdır. Mandibular ramusu ile gövdesi arasındaki ilişkiyi ifade etmektedir. Bu açı erkeklerde 124 derece iken kadınlarda 122 derecedir. Gonial açı nasion -  gonion çizgisi yardımı ile alt ve üst olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Bu açının üst kısmı ramusa alt kısmı ise mandibulanın gövdesine aittir. Gonial açının büyümesi veya küçülmesine göre estetik değerlendirmeler ve tanımlar kullanılmaktadır. Bu açının büyümesine mandibulanın arkaya büyümesi yani posterior mandibular growth, açının küçülmesine ise mandibulanın öne büyümesi yani arterior mandibular growth denmektedir. Mandibulada gonial açının değerlendirilmesinde 7 alanda klinik değerlendirme yapılmaktadır. Bunlar; condylar başın pozisyonu, mandibular kanalın konturu, mandibula alt sınırının şekli, çene konturu ve projeksiyonu, alt ve üst ön kesici dişler açısı ve ön-alt yüz yüksekliğidir.

    Mandibula anatomisinde mandibula kemiği alt sınırı nedir

    Mandibula estetiği değerlendirilmesinde mandibula alt sınır değerlendirilmesi önemli rol oynamaktadır. Bu alt sınır yüz alt kısmını boyundan ayıran sınırdır ve bu alan görsel ve el muayenesi ile değerlendirilmelidir. Mandibula alt sınırını mandibula kemiği ve üzerindeki yumuşak doku belirlemektedir. Mandibula alt sınırını etkileyen üç adet kemiksel faktör vardır. Bunlar; gonial açı, mandibula alt sınırı açısı ve mandibula gövde uzunluğudur. Mandibula alt sınırını etkileyen yumuşak dokuyla ilgili faktörler ise boyunda yağ dokusu ve yüzün alt kısmına ait yumuşak dokulardır. Mandibula gövde uzunluğu, gonion-pogonion mesafesine denmektedir. Bu mesafe normalde erkeklerde 87 mm'dir. Bu mesafenin 70 mm'den küçük olması burada yapılacak operasyon kararını etkilemektedir. Buradaki mesafenin azlığı aslında mandibulanın gövde uzunluğunun % 80'den çok daha fazla azalmasını ifade etmektedir. Mandibular micrognathia (küçük madibula olarak tanımlanmaktadır) mandibula ramusu ve gövdesinden kaynaklanmaktadır. Mandibular hipoplasia ramus veya gövdesini etkilemektedir. Bazı sendromlara bağlı mandibular yetersizlikler ise kısa mandibular ramustan kaynaklanabilir.
    ]]>
    Anatomi Hemşirelik https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-hemsirelik.html Sat, 27 Oct 2018 11:09:07 +0000 Anatomi Hemşirelik, Anatomi, canlı varlıkların biçim ve yapılarını inceleyen, bir temel tıp sağlık bilimleri dalıdır. İnsan sağlığının sürdürülmesi veya bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, ha Anatomi Hemşirelik, Anatomi, canlı varlıkların biçim ve yapılarını inceleyen, bir temel tıp sağlık bilimleri dalıdır. İnsan sağlığının sürdürülmesi veya bozulan sağlığın yeniden düzeltilmesi için uğraşan, hastalıklara teşhis koyma, hastalıkları tedavi etme ve hastalık ve yaralanmalardan korumaya yönelik çalışmalarda bulunan birçok alt bilim dalından oluşan bilimsel disiplinlerin şemsiye adıdır. Hem bir bilgi alanı hem de bu bilginin uygulandığı meslektir. Anatomi, tıbbın temeli kabul edilen ana bilimlerden biri olup, aynı zamanda tıp eğitiminin önemli derslerinden biridir. 

    Anatomi terimi, eski Yunanca ana (=içinden) ve tome (kesmek) kelimelerinin birleşmesiyle oluşmuştur. Keserek parçalama ve ayırma anlamına gelmektedir. Günümüzde, kadavranın bölgelere ayrılması ve bu bölgelerin kesilerek incelenmesi metodu için genel bir ifade olarak disseksiyon terimi kullanılmaktadır.

    Anatomi hemşirelik, Geniş anlamda vücudun normal biçimini, yapısını; vücudu oluşturan organları ve bu organlar arasındaki yapısal, işlevsel ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Biçim bilim anlamına gelen morfoloji kavramı da canlıların biçimsel olarak incelenmesini belirtir. Bir görüşe göre anatomi, morfolojiyle özdeş olarak da kabul edilir. Ancak günümüzde oluşumların sadece şekilsel değil işlevsel  niteliklerinin de önem kazanması, yapılan çalışmalarda hücre içi ögelerin ayrıntılı olarak, moleküler düzeyde incelenmesi anatomi biliminin sınırlarını genişletmiştir. Anatomi eğitiminde kalıplaşmış kurallarla, fonksiyonel bağlantıları dikkate almayan bir metot seçilmesi ezbere dayanan ve edinilen bilgilerin kısa zamanda unutulmasına neden olan bir öğrenme ile sonuçlanır. Herhangi bir yapının fonksiyonlarının ve diğer yapılarla bağlantılarının birlikte öğrenilmesi ise anatominin bir bütün halinde daha kolay anlaşılması imkanını sağlar. Bu sebeple yapıların ayrıntılarından çok hastalıklar veya yaralanmalarla olan işlevsel bağlantılarının öğrenilmesi,  modern tıp anlayışına daha uygundur. Hemşire, Bireyleri, hastalıklardan korunma yolları konusunda bilgilendiren, beden ya da ruh sağlığının bozulması durumunda doktor tarafından verilen tedaviyi uygulayan, hasta bakımını planlayan, denetleyen ve izleyen kişidir. 

    Hemşirenin görevleri:
    • Hastayı kabul eder ve muayeneye hazırlar,
    • Acil durumlarda ilk yardım tedavisi yapar,
    • Hasta bakımını yaparken, solunum, beslenme, boşaltım, hareket ve uygun pozisyon, uyku, dinlenme, uygun giyim, temizlik vb. temel insan ihtiyaçlarını dikkate alır ve uygulama yapar,
    • Ameliyathanede fiziksel ortamı hazırlar, ameliyat ekibine yardımcı olur,
    • Hastaların genel durumları hakkında yazılı rapor tutar,
    • Hasta için öngörülen tedaviyi uygular, takip eder ve düzenli olarak hastalara verilecek ilaçları temin eder, serum takar, enjeksiyon yapar, ameliyat yaralarını temizler, bandajlar, tansiyon ve beden ısısını ölçer,
    • Ana-çocuk sağlığı ve aile planlaması hizmetlerinin yürütülmesini sağlar.
    Tedavide hemşirenin rolü: Hemşire belirtilen görevleri yaparken mutlaka insan bedenini iyi tanımalıdır. Anatomi eğitimi almadan hiç bir birey hasta tedavisinde görev alamazlar. Bu nedenle hemşireler eğitim süresince meslekleri için gereken başta anatomi ve diğer tüm konularla ilgili dersler almışlardır. Tedavinin uygulanabilmesi, ancak nitelikli elemanlarla sağlanabilir.

    ]]> Spinal Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/spinal-anatomi.html Sat, 27 Oct 2018 11:41:42 +0000 Spinal anatomi, kelime anlamı olarak açıklayacak olursak, santral sinir sisteminin uzantısıdır. Beyin sapından başlar ve bel kemiği dediğimiz yerde sonlanır. Merkezi sinir sisteminin en alt kısmını oluşturur. Spinal kord olarak Spinal anatomi, kelime anlamı olarak açıklayacak olursak, santral sinir sisteminin uzantısıdır. Beyin sapından başlar ve bel kemiği dediğimiz yerde sonlanır. Merkezi sinir sisteminin en alt kısmını oluşturur. Spinal kord olarak adlandırdığımız bölüm, yaklaşık 40-45 cm uzunluğunda ve 1 cm çapında olup önden arkaya doğru hafif basık bir silindir şeklindedir. Spinal kordun üst kısmı beyin sapıyla kesintisiz bağlantı gösterirken alt kısım kronik biçimde olup konus medullaris olarak adlandırılır. Boynun en yüksek yeri olan C1 omurgasından başlar ve genellikle birinci omurgada sonlanır. Omuriliğin son bölümü dediğimiz konus medullarisde, omurilikten çıkan sinir lifleri sinir demeti oluşturur ve buna Türkçe isim olarak at kuyruğu denir. 

    Spinal anatomi, spinal kord yani omuriliğin açıklanmasıdır. Omurilik 31 segmentten oluşmaktadır. Her segmentten bir çift spinal sinir çıkar, bu sinirler dallara ayrılırlar ve vücudun farklı bölümlerine ulaşır. Spinal kordun üç temel fonksiyonu bulunmaktadır; 
    • Omurilikte bulunan inen çıkan sinir yolları, beyin ve vücudun sinir sistemi dışında kalan bölümleri arasında iki yönlü iletişim sağlar. 
    • Sinir uyarılarını iletir.
    • Refleksler için merkez rolüne sahiptir.
    Spinal kord ayrıca omurilikten beyne çıkan çıkan yollar duyusal sinir uyarılarını, inen yollar ise kas ve bezlere gönderilen motor uyarıları iletir. Hem duyu hem motor uyarıları taşır ve omurilik ile kol, bacak, boyun arasında iki yönlü iletişim sağlarlar. Boyun bölgesi bel bölgesine göre daha hareketlidir. Spinal kordun sırt bölgesi hareketsiz kabul edilir. Boyun ve belin hareketliliği spinal kordun öne ve arkaya eğilmesini sağlamaktadır. Spinal anatomisinde omurganın korpusu denilen geniş kemik yapıları arasında omurgaları desteklemek için disk yapıları bulunur. Bu disklerin içinde yumuşak nükleus pulpozus bulunur. Dışında ise annulus fibrozus bulunur. 
    ]]>
    Anatomi Ve Fizyoloji Modülü https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-ve-fizyoloji-modulu.html Sun, 28 Oct 2018 07:43:50 +0000 Anatomi ve fizyoloji modülünde yer alan kavramları açıklayalım. Anatomi, insan vücudunu oluşturan organların oluşumlarını, şekil ve yapılarını, bunların birbirleriyle olan fonksiyonlarını inceleyen bilim dalıdır. İnsan an Anatomi ve fizyoloji modülünde yer alan kavramları açıklayalım. Anatomi, insan vücudunu oluşturan organların oluşumlarını, şekil ve yapılarını, bunların birbirleriyle olan fonksiyonlarını inceleyen bilim dalıdır. İnsan anatomisi, insan vücudunu yapan her türlü doku ve organdan bahsetmektedir. Anatominin alt bölümleri bulunmaktadır. Bunlar; Topografik anatomi, sistematik anatomi, karşılaştırmalı anatomi, nöroanatomi, klinik anatomi, gelişimsel anatomi, mikroskobik anatomi, patolojik anatomi ve radyolojik anatomidir. 

    Anotominin Alt Bölümleri,
    • Topografik anatomi: Vücudun bölümlerini kısım kısım incelemektedir. 
    • Sistematik anatomi: Organların bir araya gelmesiyle oluşan sistemi inceler. 
    • Karşılaştırmalı anatomi: İnsanlar ile başka canlıların vücut yapılarını inceleyerek benzer ve farklı yönlerini karşılaştırmaktadır. 
    • Nöroanatomi: Sinir sisteminin yapısıyla ilgilenmektedir. 
    • Klinik anatomi: Hastalıklara tanı koymak için vücut yapısını inceler. 
    • Gelişimsel anatomi: Anne karnında çocuğun gelişimini incelemektedir. 
    • Mikroskobik anatomi: Dokuların hücre yapısını inceler. 
    • Radyolojik anatomi: Organların diğer organlarla ilişkisini inceler. 
    Anatomi ve fizyoloji modülünde yer alan anatominin inceleme alanına giren vücut yapıları şunlardır; Kemikler, kıkırdaklar, eklemler, kaslar, solunum sistemi, dolaşım sistemi, sindirim sistemi, sinir sistemi, endokrin sistem ve deridir. Anatominin tarihçesine baktığımızda ilk olarak milattan önce 500 yıllarında Mısır'da bilgi elde edinilmeye çalışılmıştır. Daha sonra milattan önce 460-377 yıllarında tıbbın babası kabul edilen Hippocrates tarafından incelenmeye başlamıştır. Anatomi öğreniminde organlar ve oluşumları anlatılırken daha iyi öğrenilmesi için karşımızda ayakta duran, yüzü bize dönük, baş ve gövdesi bize dönük, ayakları birleşik ve öne dönük kişiye göre yapılır. Böylece görsel olarak daha iyi kavranması sağlanır. 
    Anatomi ve fizyoloji modülünde fizyolojiyi açıklayacak olursak, insan vücudunu oluşturan organların işlevlerini ve bu işlevlerin ne gibi olay ve değişikliklere yol açacağını inceleyen bir bilim dalıdır. Fizyolojinin temel özelliği, incelediği sistemlerin durağan bir şekilde değil hareketli olmasıdır. Genelde bitki ve hayvan fizyolojisi olarak ayrılsa da incelemeleri tüm canlılar için evrenseldir. Ama dünyadaki tüm canlıların yaşamsal işlevlerini birdenbire incelemek zor olduğundan bölümlere ayrılmıştır. Bu şekilde daha ayrıntılı olarak incelenmektedir. Fizyolojiyi hareketli olarak tanımlamıştık. Çünkü; hücrelerin işlevleri, en yakınındaki değişikliklere bağlı olarak sürekli değişir ve her canlı bu değişikliklerden etkilenmektedir. Bu nedenle fizyolojik tepkimelerin temel amacı, dengenin korunmasıdır ve bu denge, canlıların bu değişiklikleri algılayabilen duyuları aracılığıyla sağlanmaktadır.
    ]]>
    Yüz Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/yuz-anatomisi.html Mon, 29 Oct 2018 05:39:35 +0000 Yüz anatomisi, Yüz bölgesinde viscerocranium bulunur, bazı önemli duyu organlarını da koruyan kemiklerse osso faiei isminalır. Baş bölümü kemiklerinin yapısal şekilleri ve eklemleşme biçimleri, bir taraftan beyin bölüm Yüz anatomisi, Yüz bölgesinde viscerocranium bulunur, bazı önemli duyu organlarını da koruyan kemiklerse osso faiei isminalır. Baş bölümü kemiklerinin yapısal şekilleri ve eklemleşme biçimleri, bir taraftan beyin bölümünü diğer taraftan da önemli duyu organlarını korumaya yöneliktir. Yüz bölgesi kafa kemiği anatomisiyse konuşma ve fonasyon ile ilgili önemli görevleri de bulunmaktadır. Yüz bölgesi kemikleri arasında bulunan açıklıklar ve yollarla hava ve yemek ihtiyacı da karşılanmıştır. Neorocranium'u yapan kemikler, aralarında bazı sıkı bağlar  ve eklemler meydana getirir. Küçük çocuklarda daha yumuşaktır; büyüklerdeyse boşluklu ve daha sert alanlar kafa kemiği anatomisinde mevcuttur. Kafatası iskeleti anatomisinde kemiklerden birinin bağ kurmaması, bedenin diğer bölgelerindeki eksikliklere benzemez insan bedeninin emir aldığı beynin bulunduğu bölüm olduğu için çok önemlidir.

    Yüz anatomisi: Yüz kasları(mimik kasları) bağlantı yerkeri yüz ve boyunun deri tabakalarından alıp yüzde mimik hareketlerinin ortaya çıkmasını sağlayan kaslardır. Bütün yüz kasları 7.kranial sinir olan N.facialis tarafınca innerve edilirler.

    • Kafa derisini hareketini sağlayan M.epicranius kası gerçekte m. occipitofrontalis + m. Temporoparietalis olmak üzere iki kastan oluşur. M.occipitofrontalis arkada occiputtan başlayıp alına kadar gelirken, M.temporoparietalis ise kulağın üst kısmından başlayıp ve yukarıda galea aponeurotica’da sonlanır. İki kas parçası da aponeurosis bağ dokusuyla bağlantı yaparak kafatasının üzerini örterler. Epicranius’un önde bulunan parçası kaşların yukarı kalkmasını ve alnın yatay olarak kırıştırılmasını sağlar.
    • M.auricularis posterior, superior ve anterior kasları kulağın etrafını sarar ve kulağı öne, arkaya ve yukarı yönlere hareket ettirmektedir.
    • Yüz mimiklerindeyse M.orbicularis oculi üç parça kastan oluşarak göz kapağının kapatılmasını sağlar. M.corrugator supercilli kaşların medial yarısında m.orbicularis oculi kasının derininde bulunur, kasıldığı esnada kaşları birbirine yaklaştırır. M.corrugator supercilli’nin medial tarafında bulunan m.depresor supercilli kaşların iç kısmını aşağı doğru çeker.
    • Burun çevresinde ki kaslardan M.procerus küçük bir piramit biçimindedir ve kasıldığı zaman burun kökünde kırışıklıklar ortaya çıkarır. M.nasalis iki parça kastan meydana gelir ve burun kanatlarının açılıp kapanmasını sağlar.
    • Ağız çevresinde bulunan ve lifleri aşağı-içe doğru uzanan  M.levator labii superior kası üst dudağın yukarı doğru çekilmesini sağlar. M.zygomaticus majör ve minör kasları gülme esnasında dudak kenarlarını yukarı ve yana doğru çeker. M.risorius tebessüm kası, M.depresor labii inferior alt dudağı aşağı doğru çeken kas, M.depresor anguli oris ağız köşesini aşağı doğru çeken kas, M.orbicularis oris dudakların kapanmasını sağlayan kas ve M.buccinator ise ıslık çalma hareketini yaptıran kastır.
    • Fasial paralizi yüzde çok karşılaşılan bir hastalıktır ve halk arasında yüz felci olarak bilinir. 7.kranial sinirin tutulumuna göre bu kasların paralizisi neticesinde yüzde mimik hareketleri alınamaz.

    ]]>
    Veteriner Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/veteriner-anatomi.html Mon, 29 Oct 2018 22:19:39 +0000 Veteriner anatomi, hayvanlarda dolaşım, solunum, boşaltım, genital, sinir, endokrin sistem, meme, duyu organlarının anatomik yapısı ve fonksiyonel özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. Evcil memeli ve kanatlı hayvanların vücudun Veteriner anatomi, hayvanlarda dolaşım, solunum, boşaltım, genital, sinir, endokrin sistem, meme, duyu organlarının anatomik yapısı ve fonksiyonel özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. Evcil memeli ve kanatlı hayvanların vücudunu inceler. Konulara yaklaşım farklılığı nedeniyle, bu alanda farklı öğrenim metotları uygulanmaktadır. Anatomi, canlıyı birtakım sistemler halinde inceliyorsa buna sistematik anatomi, sistemleri evcil hayvanlar arasında karşılaştırmalı olarak inceliyorsa karşılaştırmalı anatomi denir. Veteriner anatomi, canlıyı sistemler halinde değil de birtakım bölümlere ayırdıktan sonra dıştan içe doğru ya da içten dışa doğru incelemektedir.  

    Veteriner anatomi eğitiminde kullanılan sistematik anatomi
    • Hareket sistemi 
    • Sindirim sistemi
    • Solunum sistemi
    • Boşaltım sistemi ve üreme sistemi
    • Dolaşım sistemi
    • Sinir sistemi
    • Duyu organları 
    Veteriner anatomi, vücut incelenirken baş kuyruk doğrultusunda dört ayak üzerinde duran bir hayvanda; organların  normal duruş, konumları tanımlanır ve bu tanımlamada bir takım tasarlanmış düzlemlerden yararlanılmaktadır. İncelenen hayvanlar; Otla beslenenlerde at, tek toynaklılar, sığır, koyun, keçi, kedi, köpek, kaz, ördek, güvercin, çeşitli kuş türleridir. Anatomik terimleri öğrenirken ilk olarak vücut düzlemleri ve doğrultu, yön ve konum bildiren sözcüklerden başlamak gerekir. 

    ]]>
    10 Sınıf Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/10-sinif-anatomi.html Tue, 30 Oct 2018 11:47:33 +0000 10. Sınıf Anatomi, kelime  olarak Yunanca'da ''çıkarmak'' anlamına gelen ''ana'' ve ''kesmek'' anlamına gelen ''tome''den üretilmiştir. Canlıların yapısı ve düzeni ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Hayvanlarla ilgilenen hayvan a 10. Sınıf Anatomi, kelime  olarak Yunanca'da ''çıkarmak'' anlamına gelen ''ana'' ve ''kesmek'' anlamına gelen ''tome''den üretilmiştir. Canlıların yapısı ve düzeni ile ilgilenen bir bilim dalıdır. Hayvanlarla ilgilenen hayvan anatomisi ve bitkilerle ilgilenen bitki anatomisi olarak iki alt dala ayrılmaktadır. Temel tıp bilimlerinden  insan anatomisi ise insan vücudundaki organların tanımlanması, büyüklüğü ve biçim gibi özelliklerinin ortaya konması, birbirleriyle olan ilişkilerin belirlenmesi ve bunların hekimliğe uygulanması ile ilgili bilimsel uğraş alanıdır.

    10. Sınıf Anatomi alt bölümleri nelerdir

    Topografik anatomi,
    vücut yapılarını bölgesel olarak inceleyen anatominin alt dalıdır.

    Sistematik anatomi, vücut yapılarını organ sistemleri düzeyinde ele alan anatomi dalı.

    Karşılaştırmalı anatomi, insan ile diğer canlıların vücut yapılarındaki benzer ve farklılıkları karşılaştıran bir bilim dalıdır. Bu anatomi dalı insan  anatomisini daha iyi anlamak için kullanılmaktadır.

    Klinik anatomi, vücut yapılarının hastalıkları teşhis etme aşamasındaki rollerini ortaya koyan alt uğraş alanıdır.

    Nöroanatomi, sinir sistemi anatomisi ile ilgili bir alt daldır

    Patolojik anatomi, hastalıklı organları inceleyen daldır.

    Radyolojik anatomi, radyografi sonucu elde edilen radyogramda organ yapılarının ve organlar arası ilişkileri inceleyen bir daldır.

    Anatominin inceleme alanına giren vücut yapıları, kemikler, kıkırdaklar, eklemler, ligamentler (bağlar), kaslar, solunum sistemi, dolaşım sistemi, ürogenital sistem, sindirim sistemi, sinir sistemi, endokrin sistem, deri.

    10. sınıf anatomi, günümüzde sağlık meslek liselerinde anatomi dersi fizyoloji ile birlikte verilerek anatomi ve fizyoloji adı altında öğrencilere aktarılmaktadır.

    Anatomi ve fizyoloji dersinin tanımı, vücudun temel yapısını, vücudu oluşturan organ ve sistemlerin yapı ve işlevlerini tanıtan mesleki bilgi ve becerilerin verildiği bir derstir.

    Anatomi ve fizyoloji dersinin amacı, öğrenciye, insan vücudunun temel yapısını, hareket, sinir  ve endokrin sistemleri, vücut sıvıları, elektolitleri ve kan, dolaşım, solunum, sindirim, boşaltım, üreme sistemleri ile  duyu organlarının yapısı ve işlevlerini bilme kabiliyetinin  kazandırılması hedeflenmektedir. 
    ]]>
    Diş Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/dis-anatomisi.html Tue, 30 Oct 2018 14:08:37 +0000 Diş Anatomisi, Dişler sindirim sisteminin başlangıcıdır. Cansız kemik parçaları gibi görünüyor olsa da aslında tamamen yaşayan bir organdır. Taş gibi görünseler de altta, yumuşak etten-sinirden-damardan bir özleri var Diş Anatomisi, Dişler sindirim sisteminin başlangıcıdır. Cansız kemik parçaları gibi görünüyor olsa da aslında tamamen yaşayan bir organdır. Taş gibi görünseler de altta, yumuşak etten-sinirden-damardan bir özleri vardır. Dişler de insanlar gibi, doğar, yaşar ve ölür; fakat uygunsuz ağız hijyeni ve bakım ihmaline bağlı olarak dişlerimizin ömürleri, insan ömründen çok daha kısa sürmektedir.  Bedendeki en sert doku olan diş minesi kadar dayanıklı bir koruma ile kaplı bu yapıların, büyük kısmı yumuşak doku temelli organlardan oluşan insanın kendi hayatı kadar bile ömür sürememe ironisi, dişlerin bir suçu değil, bilakis; tamamen dişlerin sahibi olan bireylerin yanlış alışkanlıklarının bir neticesi ve toplumda bireylerin diş sağlığı kültürlerinin gelişecek biçimde eğitilmemiş olmasından dolayı dişlerinin değerini bilip koruma ve bakımını yapmamasının bir sonucudur.

    Diş anatomisi: Diş, anatomik olarak üç ana bölüme ayrılır.

    Dişin Taç kısmı: Diş etlerinin üst kısmında görünen beyaz bölümdür. Beyaz kısmın ismi mine tabakasıdır. Mine, insan bedenindeki en sert maddedir. Diğer tüm beden kemiklerinden daha dayanıklıdır. Mine beyaz rengini ve sağlamlığını; hidroksi apatit kristallerini yapı maddesi olarak kullanarak birbirlerine sıkı bağlar oluşturan kolajen fiberlerin organik konfigürasyonundan almaktadır.

    Dişin boyun kısmı: Diş ve diş etlerinin birleştiği noktadadır. Diş etinin diş dış yüzeyine değdiği bölgede mine tabakası biterek, diş eti kenarı bölgesinde çene kemiğinin başladığı yerde dişin daha alt kısmındaki bölgelere doğru uzanan sement başlar. Sement dişin kemik içine giren ve ağız içinde görünen bölümüne göre çok daha uzun olan kök kısmı boyunca çevresini sarar.

    Dişin kök kısmı: Çene kemiğinin içerisine implantasyonu sağlayan, diş binasının temelidir. Bir dişin cinsine göre bir ile üç adet kökü bulunabilir. Dişin en alt kısmının ucunda kök ucu açıklığı bulunur. Bu noktadan dişin beslenmesini sağlayan damarlar ve duyularını alan sinirler dişin iç kısmına girer ve diş pulpa kısmı olarak adlandırılan, diş içerisindeki kanal boyunca sırası ile dişin kök, boyun ve taç  bölümünü kat ederek en yukarıya kadar içeri merkez kısımda olmak üzere ilerlerler.

    Dişte bulunan diğer yapılar:

    Dentin, diş minesi gibi sert yapılı bir kemiktir lakin dayanıklılığı çok daha az ve rengi de sarıdır. Diş minesinin alt tabakasında bulunur ve dişin içini dolduran ve sağlamlığına katkıda bulunan, diş hacmini oluşturan dokudur. Diş kökünde dentin'in ortasından diş pulpası  geçerken, dış kısmınıysa sement katmanı sarar.

    Dişin çene kemiğiyle yaptığı eklemin sağlamlığına katkıda bulunan en önemli yapı; diş biçiminde "periodontium" olarak görülen periodontal ligamentlerdir. Sementle çene kemiği arasında çok kuvvetli tutunma sağlayan bu lifler kemiğin içine kadar girerek, dişi sapasağlam bir biçimde kemiğe bağlı tutar. Periodontal ligamentin içine gömüldüğü ve dolayısıyla içinde dişin kendisin taşıyan çene kemiğindeki çukurcuk bölümlerinin özel ismi alveolar kemiktir.
    ]]>
    Baş Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/bas-anatomisi.html Wed, 31 Oct 2018 00:25:36 +0000 Baş Anatomisi: İnsan kafası; Kranium kafatası ve kafa tabanı olarak iki kısımda incelenir. Bu bölümlerdeki kemiklerin birbirine sıkı bir şekilde bağlantıları vardır ve bu bağlantı noktalarına sütür ismi verilir. Kafa Baş Anatomisi: İnsan kafası; Kranium kafatası ve kafa tabanı olarak iki kısımda incelenir. Bu bölümlerdeki kemiklerin birbirine sıkı bir şekilde bağlantıları vardır ve bu bağlantı noktalarına sütür ismi verilir. Kafa kemikleri çok sağlam ve dayanıklıdır. Kemiklerin bu şekilde dayanıklı ve sağlam olması başın üst orta kısmında bulunan beyini korumak içindir. Doğum ile birleşmeye başlayan bu kemikler, doğumdan sonra hala bazı yerlerde açık, membranla kaplı bölgeler içerir. Bu kısımlara fontanel denilir. Kafa kemikleri, çocuğun gelişim süreci içerisinde ergenliğe kadar herhangi bir açıklık kalmayacak şekilde kapanma ve büyüme gerçekleşir.

    Baş Anatomisi İçinde Bulunan Kemikler

    • Maksilla; 2 adet (üst çene kemiği, yüzün her iki yan tarafında) göz çukurunu alttan ve yandan korur. iskeletin yüz bölümünde mandibuladan sonraki en büyük alanı kaplayan kemiktir.
    • Zygomatic kemik; 2 adet, göz çukurunun yanı ve aşağı kısmında kalmaktadır.  göz çukurunu alttan ve yandan korumaktadır.
    • Temporal kemik; 2 adet, kulakların olduğu kısımdadır. Temporal kemik şakak olarak bilinen yüzün kısımlarını destekler.
    • Frontal kemik: 1 adet, alın kısmında bulunur. Frontal kemik başın en ön kısmında yerleşmiş olan bir kemiktir. Dikey ve yatay olarak üzere iki kısma ayrılır. Dikey kısmına frontal skuam, yatay kısmına ise orbital denir.
    • Parietal kemik: 2 adet, frontal ve temporal kemiklerin üzerinde kafa kubbesini oluştururlar. Başın kenarları ile çatısının birleştiği kemiktir. Her iki kemikte düzensiz bir dörtgen biçiminde olup, iki yüzeyi, dört kenar ile dört açısı vardır.
    • Occipital kemik 1 adet Kafatasının arka alt kısmında bulunan yassı kemiktir.

    İç Kısımdaki Kemikler: Başın iç kısımda da bir takım kemikler vardır.

    • Sphenoid kemik 1 adet
    • Ethmoid kemik 1 adet
    • Lacrimal kemik 2 adet
    • Nasal kemik 2 adet
    • Palatine kemik 2 adet
    • Nasal konka 2 adet
    • Vomer 1 adet

    İnsanların yüz kısmında toplamda 14 adet kemik bulunmaktadır. Diğer oluşum mandibula temporomandibular eklem ile kafatası arasında bağlantı kurmaktadır. Bu bildiğimiz çene kemiğidir.

    Başın alt tarafından bakıldığında görünen büyük boşluk foramen magna denilen oluşumdur ve buradan medulla spinalis beyinle bağlantı kurar. Başta var olan diğer küçük delikler arter, ven ve sinirleri hem koruyor hem de geçişleri için pasajlar teşkil ediyor.

    Baş anatomisi içerisinde bulunan yüz anatomisinde beş adet boşluk vardır. Gözler, burun ve ağız. Yüz kısmının beslenmesi external karotid arter den gelen kanlanmayla olur. Sinir yapısı ise trigeminal sinir ve facial sinir aracılığı olmaktadır. Mimik kasları yüz hareketlerini meydana getirirken, çiğneme kasları da çiğneme işlevini sağlamaktadır.

    ]]>
    Ayak Kemikleri Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/ayak-kemikleri-anatomisi.html Wed, 31 Oct 2018 15:29:24 +0000 Ayak Kemikleri Anatomisi; Dışarıdan basit gibi görünmekle birlikte tüm vücudun ağırlığını taşıyan ayak kemikleri insan iskeleti içinde önemli bir yer tutar. İnsan vücudunun ağırlığını taşıma, dengeli bir şekilde ağ Ayak Kemikleri Anatomisi; Dışarıdan basit gibi görünmekle birlikte tüm vücudun ağırlığını taşıyan ayak kemikleri insan iskeleti içinde önemli bir yer tutar. İnsan vücudunun ağırlığını taşıma, dengeli bir şekilde ağırlığı dağıtma ve hareketi sağlama görevini üstlenmiş kemik yapılardır. Ayak kemikleri anatomisi incelenirken ayak bileği, ayak tarağı ve parmaklar ayrı ayrı incelenir. Her bir ayak iskeletinde 26 adet kemik bulunur. Ayak kemikleri anatomisi incelenirken ayakta yer alan eklemler de kemiklerle birlikte incelenir. Bu eklemler Talus ile başlar. Özellikle ayak bileği üst üste binmiş iki eklemden oluşur. Tibua ve fibula kemikleri ile beraber bu eklemler ayak bileğini oluşturur. Ayak arka alt kısmını oluşturan topuk talus kemiği olarak adlandırılır. Talus, subtalar eklemler ile birleşerek yukarı ve aşağı doğru hareketi sağlar. Yeni doğanlarda ayak kemikleri anatomisi incelenirken 12 yaşına kadar kemik doku varlığı değil de yumuşak doku varlığı söz konusudur. Çocuk ayaklarında kemik yerine kalsiyum içeren yumuşak elastiki dokuların varlığı kabul edilir. Bu yumuşak doku 12 yaşından sonra kemik yapı olarak kabul edilir. Çünkü çocukların ayaklarındaki kalsiyum 10-12 yaşında bütünleşerek ayak kemikleri anatomisini oluşturur. 

    Ayak bileği kemikleri ( Ossa tarsi);  Ayak bileğinde yedi adet kemik bulunur. Topuk kemiği, aşık kemiği, sandal kemiği, zar kemik,ve üç tane konik kemik bulunur. Arka sıra kemikleri iki büyük kemiktir. Eklem kemiği, aşık kemiği ayak bileği eklemine katılır. Topuk kemiği, ayak iskeletinin en büyük kemiğidir. Topuk çıkıntısı oluşturur. Topuk kemiği ile aşık kemiği arasında yer alan topuk eklemi ayağın dikey ekseni etrafında hareket etmesine olanak sağlar.

    Ayak tarak kemikleri (Ossa metetarsi); Ayak tabanıyla, ayak sırtını beş tane uzun bir kemik oluşturur. El tarak kemiklerine benzer. Birinci metatarsal kemik diğerlerine göre daha uzundur. Bunun sebebi ise yerden kalkışta ağırlığı taşıdığı içindir.Birinci metatarsal kemik diğer metatarsal kemiklerden biraz daha kısa ve daha kalın yapılır. Taşınan yükün büyük bir bölümü birinci ve ikinci metatarsal kemikler tarafından taşınır. Tüm yük ve ağırlığın metatarsal kemiklere binmesi yüzünden en çok ayak hastalığı bu kemiklerde görülür. Kadınlarda baş parmak çıkıntısı olarak görülen hastalıklar bu kemiklerdeki yıpranmadan kaynaklıdır. Topuklu ayakkabı ve dar ayakkabılar metatarsal kemiklerde aşınmaya neden olmakta ve kemiğin yuvarlak uçlarında iltihap oluşturmaktadır. Üçüncü ve dördüncü metatarsal kemikler ise ayak sinirleri ile temas ettiklerinde morton nöronu hastalığı ortaya çıkar. 

    Ayak parmak kemikleri (Ossa digitorum pedis); Ayak parmakların iskeletini oluşturan küçük kemiklerdir. Baş parmakta iki tane bulunur. Diğer parmaklarda ise üç tane kemik bulunur. Bunların hepsinin aralarında yer alan eklemler vardır.
    ]]>
    Anatomi Kafa Kemikleri https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-kafa-kemikleri.html Thu, 01 Nov 2018 06:39:07 +0000 Anatomi Kafa Kemikleri; Kafatası kemikleri beyni çepeçevre saran ve oldukça güçlü bir yapıya sahip olan bir kemik çeşididir. Kendine özgü bir yapıya sahiptir. Bu yapı girinti ve çıkıntılardan oluşabilir. Bunun sebebi ise kem Anatomi Kafa Kemikleri; Kafatası kemikleri beyni çepeçevre saran ve oldukça güçlü bir yapıya sahip olan bir kemik çeşididir. Kendine özgü bir yapıya sahiptir. Bu yapı girinti ve çıkıntılardan oluşabilir. Bunun sebebi ise kemik birleşme kısımlarının birbirleriyle iç içe geçebilecek şekilde tasarlanmış olmasıdır. Yeni doğan bebeklerde bu kemikler tam olarak iç içe geçmiş değildir.
    • Alın Kemiği: Os Frontale
    • Temel Kemik: Os Sphenoidale
    • Elmacık Kemiği: Os Zygomaticum
    • Kalbur Kemik: Os Etmoidale
    • Tırnaksı Kemik: Os Tecrimale
    • Satura Sagittalis
    • Sutura Coronalis
    • Duvar Kemik
    • Sutura Squamosa
    • Temel Kemik: Sphenoidale
    • Şkak Kemiği: Os Temporale
    • Burun Kemiği: Os Nasale
    • Üst Çene Kemiği: Os Maxilla
    • Alt Çene Kemiği: Os Mandibula
    • Sutura Coronalis
    • Artkafa Kemiği: Os Occipitale
    Anatomi kafa kemikleri; Bu kemiklerin neredeyse tamamı oynamaz eklemlerden oluşur. Oynayan tek eklem kısmı çene kısmındaki kemiktir. Yetişkinlerde kemikler sert olup aynı zamanda zamanda küçük çocuklara oranla daha fazla kemik yapısına sahiptir. Küçük çocuklarda ve bebeklerde bu durum tam tersidir. Cranimu oluşturan kemikler bulunduğu yerlere göre iki ana gruba ayrılır. Beyin bölümüyle ilgili olan kısmı koruyacak bir şekilde eklemleşme yapan bölüme ise ossa cranii adı verilir. 
    ]]>
    Anatomi Rahim https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-rahim.html Fri, 02 Nov 2018 04:43:01 +0000 Anatomi Rahim, Kadın üreme organı olan rahim dış genital organlar ve iç genital organlar olmak üzere iki bölümden oluşur. Dış genital organlar; büyük dudak (Labia majora), küçük dudaklar (Labia minora), klitoris ve kızlık za Anatomi Rahim, Kadın üreme organı olan rahim dış genital organlar ve iç genital organlar olmak üzere iki bölümden oluşur. Dış genital organlar; büyük dudak (Labia majora), küçük dudaklar (Labia minora), klitoris ve kızlık zarı olarak gözlenir. İç genital organlar ise; hazne (vajina), rahim (uterus), rahim ağzı, tüpler ve yumurtalıklar (over) olmak üzere daha çok kadının üremesi ile ilgili olduğu bölüm olarak gözlemlenir. Şimdi rahmin anatomisini tek tek inceleyim.

    Anatomi Rahim Dış Genital Organlar 

    Büyük Dudaklar (Labia Majora): Kadının üre organı olup dışarıda bulunan en belirgin kısımda oluşmaktadır. Yukarıdan aşağı doğru uzanan içleri çok bol miktarda yağ bezleri ve ter dolu, kan damarları ve sinirler bulunan karşılıklı iki deri kıvrımdan oluşmaktadır. Üst kısımlar genellikle kıllarla doludur ve iç kesimlere doğru kıllar kaybolur. Özellikle cinsel ilişki sırasında bu bölümde kanlanma artarak ödem oluşur ve şişen büyük dudaklar erkekte bulunan torbaların karşılığı olarak bilinir. 

    Küçük Dudaklar (Labia Mimora): Vajinanın girişinde büyük dudakların hemen altında vajinanın girişini çevreleyen yaprak görüntüsünde iki küçük deri uzantısından oluşur. Ebatları kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu bölümde kıl veya yağ dokusu bulunmaz. Çok fazla kan damarı ve sinir hücreleri bulunmaktadır.

    Klitoris: Erkeklerde bulunan penisin karşılığı kadınlarda klitoris olarak adlandırılır. Kadının cinsel organının bulunduğu yerin hemen üstünde küçük dudakların bittiği yerde bulunur. Çok fazla miktarda sinir ve duyu hücresi içinde barındırır. Cinsel ilişki sırasında klitoris sertleşir ve klitorisin duyarlılığı artar. 

    Kızlık Zarı (Hymen): Vajinanın hemen girişinde yaklaşık olarak 1 cm aşağı bağ dokusu ve damarlardan oluşan ince bir bir deriden oluşmaktadır. Zarın tam ortası adet kanamasının geçeceği biçimde açıktır. Tıpta bu açıklığa hymenal orifis adı verilmektedir. İlk cinsel ilişki ile birlikte kızlık zarının yırtılması ve bir miktar kanaması beklenir. Ancak her kızlık zarı yırtılmasında kanama meydana gelmeyebilir. Bu nedenle operasyon ile kanın dışarı atılması gerekir. Kızlık zarının bisiklet spor veya düşme gibi durumlarda yırtılması mümkün değildir. 

    Anatomi Rahim İç Genital Organlar 

    Vajina (Hazne): Tüp görüntüsünde olan vajina dış ortam ile rahmin arasında bir bağ kurulması sağlar ve elastik bir yapıya sahiptir. Cinsel ilişki bu bölgede gerçekleşir. Doğum esnasında bebek bu kanalı geçtikten sonra dünyaya gelir. Vajina doğumda genişlerken doğum sonrasında hızla kendini toparlayan bir yapıya sahiptir. 

    Rahim (Uterus): Görüntü ve şekli itibari ile armut biçimdedir. Düz kas hücrelerinden oluşarak 6 veya 8 cm arası boyutlarda ve içi endometriyum olarak bilinen bebeğin yerleştiği bir tabaka ile örtülü organdır. Bu organlar gebelik esnasında mucizevi bir şekilde incelip büyürler. Daha sonra doğum gerçekleşince tekrar eski hallerini alırlar. 



    ]]>
    Kulak Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/kulak-anatomisi.html Fri, 02 Nov 2018 11:40:08 +0000 Kulak Anatomisi, 5 ana bölgeye ayrılarak incelenir. Bunlar dış kulak, orta kulak, iç kulak, kulak arkası, beyin sapı ve beyinde işitme ve dengeyi değerlendirme bölgeleri. Kulak organı 2 adettir. Bunun ana sebebi sesin geldiği yön Kulak Anatomisi, 5 ana bölgeye ayrılarak incelenir. Bunlar dış kulak, orta kulak, iç kulak, kulak arkası, beyin sapı ve beyinde işitme ve dengeyi değerlendirme bölgeleri. Kulak organı 2 adettir. Bunun ana sebebi sesin geldiği yönü belirlemeyi sağlamaktır. Bu şekilde kişiler sesin geldiği yöne doğru hareket edip söyleşiye sürdürme, kendini koruyabilme gibi yaşamsal işlevlere sahip olurlar. Kulak hem işitme hem de denge işlevine sahip bir organdır. 

    Kulak Anatomisi

    Dış Kulak : Ucu kapalı bir boruya benzeyen dış kulak yolu kulak kepçesi ile sesi toplayarak kulak zarına yönlendirmeyi sağlar. Dış kulak yolunun kapalı olduğu uçta kulak zarı ile sonlanır ve dış kulak yolu kıvrımlıdır. Bu kıvrımlar sayesinde sesin orta-üst frekanslara yükseltilmesini sağlar. Düz cisimlerin kulak zarına ulaşmasına da yardımcı olan bu kıvrımlar koruyucu görev görür.

    Orta Kulak: Orta kulak bir boşluktur ve dışarı bakan kısmında kulak zarı vardır. Boşluğun diğer duvarları kemikten oluşur. Orta kulak boşluğunun içi hava doludur. Bu havanın basıncı ile dış ortam basıncının aynı tutulması sağlıklı bir orta kulak için gereklidir. Orta kulak havasının basıncını östaki borusu sağlar. Östaki borusunun bir ucu genizde, diğer ucu orta kulak boşluğu tabanında yer alan 2 adet ucu vardır ve bir kum saatini andırır. Östaki borusu geniz arkasındaki boşluğa açılarak ota kulak havasının basıncını sağlar. Östaki borusundan gelen hava ile orta kulağa dolan hava, kulak zarının gergin olmasını sağlar ve bu da işitme keskinliğini sağlar. Orta kulakta çekiç, örs ve üzengi olmak üzere 3 adet kemikçik vardır.

    İç Kulak: İç kulak, işitme ve denge organlarının bitişik olarak yer aldığı bölgedir. Salyangoz şeklindeki işitme organında 3 boyutlu denge algılayıcısı yarım daire kanalları ve ortak havuzları yer alır. Tıpta labirent adı verilen bu bölgenin içinde üstten alta dış-iç-dış sıvı kanalları bulunur. İşitme organı iç sıvı kanalında yer alan tüylü hücrelerden oluşur. Salyangozun tabanı daha geniş ve üst kısmı daha dardır. Tiz sesler algılayan taban kısmıdır ve kalın sesler üst kısımda algılanır. Tüylü hücreler, yarım daire kanallarındaki konumlarına göre hareketin uzaysal konumlandırmasını fark ederler.

    Kulak Arkası: Kulak arkası, iç kulak ile beyin sapı arasındaki sinirlerdir ve dar bir kemik kanal içinde 4 adet sinir vardır. Bunlar üst, alt, denge ve yüz sinirleridir. Bu sinirler beyin sapı ile işitme ve denge organları arasındaki iletişimde sorumludur.

    Beyinde işitmeyi-dengeyi değerlendirme bölgeleri ve Beyin sapı: Beyin sapında bulunan çekirdekler, iletilen bilgileri beynin ilgili bölgelerine gönderirler. Bu çekirdekler aynı zamanda akustik refleks ile beyni aşırı yüksek sesten korumaya çalışırlar. Aşırı yüksek ses geldiğini fark eden beyin sapındaki çekirdekler, yüz siniri aracılığıyla komut göndererek üzengi kemikçiğini geri çeken kasın devreye girmesini sağlarlar ve bu sayede iç kulağa ses çok daha az iletilir. 
     
    ]]>
    Orta Kulak Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/orta-kulak-anatomisi.html Fri, 02 Nov 2018 20:45:45 +0000 Orta Kulak Anatomisi, Orta kulak, kulak zarı ile iç kulak arasındaki boşluktur. Sesin iç kulağa iletilmesinde görev almaktadır. Tamamıyla kapalı değildir. Östaki borusu aracılığı ile dış ortamla bağlantılıdır. Orta Kulak Anatomisi, Orta kulak, kulak zarı ile iç kulak arasındaki boşluktur. Sesin iç kulağa iletilmesinde görev almaktadır. Tamamıyla kapalı değildir. Östaki borusu aracılığı ile dış ortamla bağlantılıdır. Orta kulak düzensiz bir dikdörtgen prizma biçimindedir. Ön kısım daha dardır.

    Orta kulak anatomisi: Kulak zarı ile başlar ve oval pencere adı verilen iç kulağın başlangıç noktasında sona bulur. Kulak zarı ve iç kulak arasında mekanik bir iletim vardır. Orta kulağın boğaz ile bağlantısı vardır ve burun ve boğaz boşluğuna açılan, orta kulağın dışarıdaki havayla bağlantısını sağlayan östaki borusuysa dış ve orta kulak arasındaki basıncın dengelenmesini sağlar. Kulak zarını titreştirip, sesin mekanik iletimi çekiç, örs, üzengi adı verilen kemikçiklerle sağlanır. Orta kulak, dış kulaktan iç kulağa geçen akustik enerjinin miktarını çoğaltmak ve iç kulağı aşırı yüksek seslerden korumak görevini gerçekleştirir.                        

    Orta Kulak Östaki borusu ile nazofarenks ve dış ortamla, aditus antrum vasıtasıyla mastoid hücrelerle bağlantılıdır. Timpan boşluk küp biçiminde düşünülecek olursa bu boşluğu sınırlayan altı adet duvar sırasıyla şöyledir: Tavan "tegmen timpani" adını alır ve  orta kafa çukuru ile komşudur. Taban bulbus vena jugularis ve vena jugularis ile komşudur. Arka duvar mastoid ile irtibatlıdır. Arka duvar üst kısımda aditus ad antrum bulunur. Daha alt kısımda eminensia piramidalis vardır, oval pencere hizasına denk gelir. Eminensia piramidarum içindeyse M.stapedius yerleşir. Arka duvar dış bölümünde foramenden korda timpani orta kulağa gelir. Piramidal eminens ile korda timpani arasındaki boşluğa fasial reses denir. Burası fasial sinirin ikinci dirseğiyle komşudur. Fasial reses arkasındaki çukurluksa fossa inkudis adını alır; inkusun kısa kolu bu bölgede bulunur. Arka duvar ön bölümünde prosessus kokleiformis yerleşmiştir. Burası malleus boynunun arkasında M.tensor timpaninin yapıştığı küçük bir deliktir. Fasial sinirin horizontal parçası arkasından geçer. Ön duvarda A.carotis internanın yaptığı çıkıntı, östaki borusu ve m. tensor timpani bulunur. Medial duvarı kokleanın bazal kıvrımının bölgede yaptığı kabartı olan promontoryum tarafından oluşturulur. Promontoryum arka üst bölümünde stapes tabanının yerleştiği oval pencere, alt arka kısmındaysa membrana sekondaria tarafından örtülen yuvarlak pencere bulunur. Yuvarlak pencerenin ön kenarında yerleşen oluk içinden Jakobson siniri geçmektedir. Dış duvarını ise skutum, kulak zarı ve hipotimpanum oluşturulur.

    Orta kulağın kulak zarı hizasındaki bölgesine mezotimpanum, üst bölgeye epitimpanum, alt bölüme ise hipotimpanum ismi verilir.

    Orta kulakta üç tane hareketli kemikçik vardır. Malleus, inkus, stapes. Malleus kapitum mallei manubrium mallei ve kollumdan oluşmaktadır. Prosessus brevis ve prosessus lateralis adında iki küçük çıkıntı bulunur. İnkusunda kurus brevis, kurus longum ve gövde bölümleri vardır. Stapesin ise kurus posterior, kurus anterior ve kaput kısımları bulunur. Stapesin her iki kururası arasındaki açıklık foramen obturatoria ismini alır ve obturator membran ile örtülüdür.

    Kemikçikler manubrium mallei timpan zara, ligamentum anulare ile oval pencereye bağlanırlar. Ayrıca kemikçikleri orta kulağa bağlayan iki kas ve dört adet ligament bulunur. Bunlar anterior, superior ve lateral malleolar ligamentler ile inkusun ligamentum posteriorudur. Kaslar M.stapedius ve M.tensor timpanidir. M.tensor timpani malleusun boyun kısmına yapışır ve n.mandibularis tarafından innerve edilir. M.stapedius ise piramidal eminens içinde yer bulur ve stapes boynu veya başına yapışır. N.fasialisin dalı tarafından innerve olur. Orta kulak hissini timpanik pleksus sağlar.

    ]]>
    Dış Kulak Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/dis-kulak-anatomisi.html Sat, 03 Nov 2018 15:36:28 +0000 Dış Kulak Anatomisi, İki bölümden oluşur. Dışa doğru çıkıntı yapan kısmına kulak kepçesi denir. Kulak kepçesi sesin yönünün belirlenmesinde görev alır. Burayı orta kulağa bağlayan kanal ikinci kısmı yapar ve d Dış Kulak Anatomisi, İki bölümden oluşur. Dışa doğru çıkıntı yapan kısmına kulak kepçesi denir. Kulak kepçesi sesin yönünün belirlenmesinde görev alır. Burayı orta kulağa bağlayan kanal ikinci kısmı yapar ve dış kulak yolu ismini alır. Dışarıdan içeri doğru uzanan bu kanal yaklaşık 2,5 cm kadardır ve "S" harfi biçiminde kıvrılmıştır. Kıkırdak kısım üzerinde tragi kılları vardır. Kanal içerisinde bezlerin salgısı ve bunların üzerine binen tozlar neticesi kulak kirleri oluşur. Kirler birleşip kuruduğu zaman kanalı tıkayabilir ve işitmeye engelleyebilir.

    Dış kulak anatomisi nasıldır

    Başın iki yanında bulunan aurikula, düzensiz girinti ve çıkıntılardan meydana gelmiştir. İç ve dış olmak üzere iki yüzü vardır. İç yüz konkavdır. En derin yeri konka aurikula adını alan çukur bir bölgedir. Konka aurikula; derine doğru, dış kulak yoluyla (DKY) devam etmektedir.

    Aurikulayı çepeçevre saran çıkıntıya heliks denmektedir. Heliksin önünde bulunan ikinci bir kabarıklık vardır ve antiheliks ismini alır. DKY’nun ön tarafında bulunan çıkıntı tragus bunun hemen altındaki ikinci bir çıkıntı antitragusdur. Aurikulanın altında lobül bölümü bulunmaktadır.

    Aurikula; dışta deri içte elastik kıkırdaktan meydana gelmiştir. Cilt, lobül kısmı dışında kıkırdağa sıkı sıkıya yapışmıştır. Lobül bölümünde gevşek bağ dokusu bulunmaktadır. Aurikulada kıl ve yağ follikülleri rudimenter bir yapıdadır. Aurikula kas ve bağlar aracılığı ile kafatasına bağlanmıştır. Bu kaslar rudimenter yapıdadır.

    Ön yüzün büyük bir kısmının duyarlılığını, V. kafa çifti sağlar, kavum konka bölümüne VII. kafa çiftinden dallar gelir. Arka yüzün innervasyonu C2 ve C3 aracılığıyla olur. A.temporalis ve a.oksipitalis’in dallarıyla beslenir. Venler arterleri izlemektedir. Postaurikuler, preaurikuler ve kulak altı lenf ganglionlarına dökülür.

    Dış kulak yolu (DKY): Kavum konka kısmından, kulak zarına kadar olan kısımdır. Yaklaşık olarak 25-30 mm uzunluğundadır. Kemik ve kıkırdak olmak üzere iki parçadan oluşmaktadır. Kıkırdak parça dışta, kemik parçaysa içte bulunur. Erişkinlerdeki kemik bölüm daha uzundur. Çocuklardaysa timpan kemik gelişimini henüz tamamlamadığı için kıkırdak kısmı daha uzundur. Bu sebeple orta kulak enfeksiyonları kolaylıkla DKY arka duvarı ve mastoid kemiğe geçebilmektedir.

    Kıkırdak kısımda cilt kalındır; özellikle arka ve üst tarafta zengin bir cilt altı yağ dokusu yer alır. Bu bölgede yağ, ter ve serümen bezleri ile kıl follikülleri bulunmaktadır. Kemik bölümdeyse cilt altı dokusu giderek azalır, kulak zarına doğru tamamen kaybolur. Cilt direk periosta yapışıktır.  

    DKY’nda iki adet kemik sütür yer almaktadır. Altta timpano-mastoid sütür ve timpano-skuamöz sütür vardır. Bu sütürler arasındaki deri parçasında zengin bir vasküler ağ bulunmaktadır. DKY’nu örten cilt dokusu, içte kulak zarı ile devam eder ve bunun dış yüzünü örter. DKY ön duvarı; mandibuler fossa ve parotis beziyle, alt duvar parotis beziyle komşudur. Arka duvarıysa mastoid kemik ile komşudur.


                             


    ]]>
    Koroner Arter Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/koroner-arter-anatomisi.html Sat, 03 Nov 2018 21:52:50 +0000 Koroner Arter Anatomisi, arterin kelime anlamı atardamardır. Atardamarlar kalpten pompalanan kanı beyin, kas, kol, bacak, akciğer, karaciğer, mide, dalak gibi hayati organlara taşımakla görevlidir. Tüm dokular atardamarl Koroner Arter Anatomisi, arterin kelime anlamı atardamardır. Atardamarlar kalpten pompalanan kanı beyin, kas, kol, bacak, akciğer, karaciğer, mide, dalak gibi hayati organlara taşımakla görevlidir. Tüm dokular atardamarlar sayesinde beslenir. Koroner arter, aort ile miyokard içindeki kapiller ve yatak arasındaki damar yollarıdır. Sağ ve sol olmak üzere 2 büyük arter bulunmaktadır. Sağ koroner arter ve sol koroner arter karşılıklı aort kapak liflerinin arkasından çıkarlar. Orifisleri sık bir biçimde valsalva sinüslerinin üst 1/3'ündedir. Aortik kapağın, oblik yerleşmesinden dolayı sol koroner arterin orifisi daha yukarıda ve daha arka kısımdadır. Kalp anatomisini 3 ana başlık altında incelemek mümkündür.

    Kroner arter anotomisi nasıldır

    Sol ana koroner arter (LMCA): Sol ana koroner arter, valsalvanın sol sinüsinden, anterior inferioruna ve pulmoner turunkus ile sol atrial appendiks arasında sola doğru uzanır. Uzunluğu 10-20 cm arasındadır.

    Sol ön inen koroner arter(LAD), sol ana koroner arterden çıkar çıkmaz, pulmoner konusun hemen arka tarafında birinci septal dalını verir. Sol ön inen koroner arter kalp apeksini dolaştıktan sonra 1-2 cm ilerledikten sonra bifurkasyon şeklinde sona erer.

    Diagonal arter, sol ön inen koroner arterin sol ventriküre verdiği yan dallardır. Diagonal arterler, süperiordan  inferiora doğru olan kısımlardır. Sol ön inen koroner arter, pek çok septal perfortör dallarla septumun 2/3'ünü ve apikal kısmını besler. Diagonal arterler, sol ventrikülün anterolateral bölgesini beslemektedir. Diğer diagonal arterler çok ince olup ilk 3 diagonal arter cerrahi açıdan çok büyük önem arz eder. 

    Sirkumfleks  koroner arter (Cx): Sol koroner arterden çıkıp, anrtiovenküler  oluk devamınca sol atrial apendiks altına doğru ilerler. Seyri boyunca, sol ventriküle  birtakım yan dallar verir. Sirkumfleks arter dalları, birinci ve ikinci marjinal gibi isimler almaktadır. Sol koroner arter dominantlığı olan kişilerde  sirkumfleks dal aşağı doğru, son bir dal olan posterior desenden koroner arteri verir. İnsanların yaklaşık %10'luk kısmında sirkumfleks posterior interventriküler nodu beslemektedir. Bu tip dolaşıma sol dominant, predominant  denir. İnsanların %5'inde ise, sınüs nod arteri sirkumfleks arterden çıkmaktadır. 

    Sağ koroner arter (RCA): Sağ koroner arter, valsalva sinüsünün sağ ön kısmından çıktıktan sonra atrioventriküler alan devamınca aşağı doğru epikardial yağ dokusu içerisinde bulunur. Sinoatrıal düğüme giden arter, sağ koroner arterin ilk 2 cm'lik kısmından çıkmaktadır. İnsanların %90'lık kısmında atrioventriküler sulkustan posterior interventriküler sulkusa doğru uzanıp, anjiyografik olarak sol anterior oblik pozisyonda "c" şeklinde görülmektedir. Atrial dalların çoğu, sağ koroner arterden çıkıp ve bunların sol koroner arter dolaşıma etkisi azdır. Sağ koroner arterin diğer dalları ise, akut marjinal dal ile anterior ventriküler daldır. Pek çok hastada sağ koroner arter, bifurkasyon yaparak posterıor desendan arter(PDA) ve sağ ventrüküler posterior dallarını verir. PDA, posterıor ınterventiküler sulkusta ilerleyerek apekse kadar uzanmaktadır. Bazı küçük dallar septumu delerek, septumun 1/3' lük arka kısmını besler. Atrioventriküler  nod arteri insanların yaklaşık %90'ında sağ koroner arterden çıkar. Sol ventrikülün, diyafragmatik yüzü hangi arter tarafından kanlanıyor ise cerrahi olarak o koronere dominant koroner adı verilmektedir.                   

    ]]>
    Anatomiye Giriş https://www.anatomi.gen.tr/anatomiye-giris.html Sun, 04 Nov 2018 19:37:05 +0000 Anatomiye giriş, insan vücudunun yapı ve fonksiyonlarını inceleyen bilim dalının ilk aşamasıdır. Anatomi modern tıp öğreniminin temel konusudur. Anatomi keserek iç yapının ortaya çıkarılması ve incelenmesi anlamına gelir. Anatomiye giriş, insan vücudunun yapı ve fonksiyonlarını inceleyen bilim dalının ilk aşamasıdır. Anatomi modern tıp öğreniminin temel konusudur. Anatomi keserek iç yapının ortaya çıkarılması ve incelenmesi anlamına gelir. Anatomi ana bilim dalı ülkemizde yaygındır ve aşağıda belirteceğimiz maddeler halinde incelenmektedir.

    Anatomiye giriş konuları

    Makroskopik anatomi: İnsan vücudunu çıplak gözle inceleyen bilimdir. İnsan vücudunu meydana getiren organlar ve sistemlerinin birbiri ile olan ilişkisi incelemektedir.

    Mikroskobik anatomi: Büyüteç ya da çeşitli mikroskoplar kullanarak insan vücudunu doku, hücre ve daha küçük yapılar halinde inceleyen bilim dalıdır. Histoloji veya sitoloji olarak da adlandırılır. Doku ve organlardaki yapı ve fonksiyonları ortaya çıkartır.

    Gelişim anatomisi: Anne karnındaki embriyonun gelişimini inceleyen anatomi alt dalıdır. Bu alt bilim dalına ilave olarak radyolojik, cerrahi ve patolojik anatomi olarak alt dallara ayrılır.
    • Sistematik anatomi: İnsan vücudunu sistemler şeklinde anlatır. Sistemi oluşturan doku ve organların işlevlerini öğrenmeye yarar.
    • Topografik anatomi: İnsan vücudunu bölgeler halinde inceler. Böylece belli bir bölgedeki yapılar sistem ayırt edilmeksizin birlikte incelenir. Örneğin; karın, baş,kol, ön kol bölgesi gibi.
    • Yüzeysel anatomi: Çıplak bir insanda gözlenen yapılar ile derinde ve vücut içinde yerleşmiş organların çıplak vücut üzerine izdüşümünü inceleyen bilim dalıdır.  

    ]]>
    Safra Kesesi Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/safra-kesesi-anatomisi.html Mon, 05 Nov 2018 06:36:34 +0000 Safra kesesi anatomisi, incelemek için işe öncelikle şeklinden ve vücudumuzda bulunduğu yerden başlayalım. Safra kesesi karnımızın üstündeki bölümde, karaciğerin önüne ve altına yapışık halde bulunan, karaciğerin sağ v Safra kesesi anatomisi, incelemek için işe öncelikle şeklinden ve vücudumuzda bulunduğu yerden başlayalım. Safra kesesi karnımızın üstündeki bölümde, karaciğerin önüne ve altına yapışık halde bulunan, karaciğerin sağ ve sol lobunun birleşim yerinde bulunan armut şeklindeki 30-50 ml kapasitesindeki 7-10 cm arasındaki uzunlukta bulunan bir organdır. 

    Safra kesesinin anotomisi nasıldır

    Safra kesesi görevi: Safra kesesi korpus, infundibulum, fundus ve boyun olmak üzere 4 bölümden oluşan ve karaciğerde üretilen safranın biriktiği ordan da bu safranın bağırsağı atılmasını sağlayan organdır. Yağların sindirimi ve vücuttaki emilimi açısından görevi çok önemlidir. Safra kesesi bazen karaciğerin parankimi içine gömülü olduğu gibi daha ayrı ve serbest halde de olabilir. 

    Safra kesesinin yapısı: Safra kesesinin içindeki epitel doku kolumnar türdedir. Sindirim sisteminde bulunan gastrointestinal organlara göre histolojik bakımdan farklıdır. Safra kesesi taşların ana safra kanalına geçişini engeller. Safra kesesi beslenmesi büyük oranda hepatik arterdeki sağdan çıkan sistik arterle olur. Safra kesesindeki venöz dönüş karaciğere yapışık olduğu alanda direkt karaciğere olur. Lenfatiği ise safra kesesi boynunda olan lenf noduna dökülmektedir. 

    Safra kesesinin kesitinde görülecek olanlar

    Hepatosistik üçgeni: Burası sistik kanal ana safra kanalı ile karaciğer kenarının meydana getirdiği üçgen yapıdır.

    Calot üçgeni: Burası sistik kanal ana safra kanalı ile sistik arterin meydana getirdiği üçgen yapıdır.

    Safra kesesi fonksiyonu: 

    Karaciğerden salgılanan safranın depolanması ve safra suyunun absorbe edip yoğunlaştırma görevini üstlenen organdır. Yemek yenildiği sırada safra kesesi kasılarak yoğunlaştırılan safra on iki parmak bağırsağına boşaltılır. Adından farklı olarak bu organda safra üretimi yapılmaz. Açlık sırasında oddi sfinkteri belirli bir basınç oluşturmakta ve karaciğerde üretilen safra, buradan safra kesesine yönlendirilmektedir. Yemek yenildiği sırada mide çıkışı gerilerek doğal bir refleks olarak safra kesesinde kasılma olur. Gevşeyen oddi sfinkteri sayesinde yenilen besinler on iki parmak bağırsağına ulaşır ve kana kleksistokinin adı verilen peptit yapıdaki hormonun salgılanmasına neden olur. Kan yolu ile oddi sfinktere ve safra kesesine ulaşan hormon safra kesesinin boşalmasına neden olur. Aç olduğumuz zaman safra kesesi de dolu olur. Yemek yenildiğinde boşalan safra kesesi küçülür. Karın ultrasonografisi aç karnına çekildiğinde safra kesesinin dolu olduğunun görüntülenmesi sağlıklı bir şekilde çalıştığını gösterir. Eğer kese küçük görüntüleniyorsa kesede iltihap olduğunu gösterir. Bu da safra kesesinde taş sorunu olduğunu gösterir.
    ]]>
    Anatomi Terimleri https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-terimleri.html Mon, 05 Nov 2018 08:32:47 +0000 Anatomi terimleri iki ana bölümde incelenebilir. Birincisi genel anatomik terimler diğeri ise hareketler ile ilgili anatomik terimler.Şimdi iki başlık altında bu terimleri ve anlamlarını inceleyelim.G Anatomi terimleri iki ana bölümde incelenebilir. Birincisi genel anatomik terimler diğeri ise hareketler ile ilgili anatomik terimler.
    Şimdi iki başlık altında bu terimleri ve anlamlarını inceleyelim.

    Genel Anatomik Terimlerden bazıları:
    Anterior: Ön ve önde bulunan anlamındadır. Ventralis kelimesi de aynı anlamda kullanılır.
    Posterior: Arka ya da arkada anlamında kullanılır. Vücudun sırt bölgesinde oluşan durumlar için kullanılır.
    Superior: Üstte ya da yukarıda anlamında kullanılır.
    Inferior: Aşağı ya da aşağıda anlamında kullanılır.
    Medialis: İç tarafta ya da orta bölgeye yakın oluşumlar için kullanılır.
    Laterolis: Dışta ya da yanda anlamında kullanılır.
    Intermedius: İki oluşum arasında olan anlamındadır.
    Medianus: Orta hatta bulunan anlamındadır.
    Apicalis: Tepe ile ilgili anlamındadır.
    Basalis: Taban ile alakalı anlamındadır.
    Centralis: Merkeze yakın oluşumlar için kullanılır.
    Peripheralis: Merkezden uzakta bulunan anlamına gelir.
    Internus: İçerde veya içe ait olan anlamındadır.
    Exernus: Dışarda ya da dışa ait olan anlamındadır.
    Proximalis: Gövdeye yakın ya da bitişik olan anlamına gelir.
    Distalis: Gövdeden uzak olan anlamına gelir. 
    Verticalis: Dikey veya düşey anlamındadır.
    Horizontalis: Yatay veya enine anlamına gelmektedir.
    Superficialis: Yüzeysel, deriye yakın olan anlamındadır.
    Profundus: Deri yüzeyinden uzakta ya da derinde olan anlamındadır.
    Palmaris: Elin ön yüzüne ait olan anlamına gelir.
    Plantaris: Ayağın tabanına ait olan anlamına gelir.

    Hareketler ile ilgili Anatomik terimlerden bazıları:

    Flexio: Bükme veya bükülme anlamına gelir. Eklem kolları arasındaki açının küçülmesini sağlayan hareket için kullanılır.
    Extentio: Eklem kolları arasındaki açının büyümesi, genişletilmesini sağlayan hareket anlamındadır.
    Abductio: Eklem kolunun orta hattan uzaklaşması hareketi anlamındadır.
    Circumductio: Dairesel hareketler kombinasyonu anlamındadır.
    Rotatio: Vücudun bir bölümünün veya bir kemiğin uzun ekseni etrafında döndürülmesi hareketidir.
    Inversio: Ayak tabanının orta düzlemden uzaklaşıp, dış yana doğru bakacak şekilde döndürülmesi hareketidir.
    Supinasyon: Ön kolun dışa döndürülmesi, avuç içinin öne bakması anlamındadır.
    Pronasyon: Ön kolun içe döndürülmesi, avuç içinin arkaya bakması durumudur.
    Elevation: Yukarı doğru kaldırma anlamına gelir.
    Depression: Aşağı doğru bastırma anlamına gelir.

    ]]>
    Omuz Eklemi Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/omuz-eklemi-anatomisi.html Mon, 05 Nov 2018 22:32:50 +0000 Omuz Eklemi Anatomisi, Omuz, kolumuzla gövdemizin birleşim yeridir. Gün içinde en fazla kullandığımız kısımlardan birisidir. Omzun anatomisi oldukça yoğundur. Birçok oluşumu bünyesinde bulundurur. Bedenin hareketli Omuz Eklemi Anatomisi, Omuz, kolumuzla gövdemizin birleşim yeridir. Gün içinde en fazla kullandığımız kısımlardan birisidir. Omzun anatomisi oldukça yoğundur. Birçok oluşumu bünyesinde bulundurur. Bedenin hareketli iki eklemi kalça ve omuz eklemidir. Omuz kompleks bir yapıdır. Bu yapı, içerisinde üç kemik, dört eklem, 26 kas ve özel yapıları barındırır.

    Omuz eklemi anatomisi nasıldır

    Kemikler

    Klavikula (köprücük kemiği): Ana rahminde ilk oluşmaya başlayan kemiktir. Ancak oluşumu en geç biten kemiktir. İskelet sisteminin en kolay kırılan kemiğidir. Bedenin ön kısmında, dışta kürek kemiği ile içte göğüs kemiği ile eklem oluşturur. Çok sayıda kas sarmalar.

    Skapula (kürek kemiği): Üçgen şeklinde yassı bir kemiktir. Bedenin arka kısmındadır. Çok sayıda kas yapışmıştır. Kol kemiğiyle güçlü bir top-yuva eklem yapmaktadır.

    Humerus (kol kemiği): Uzun bir kemiktir. Üstte kürek kemiği ile alttaysa ulna ile direkt eklem yapar. Çok sayıda kas yapışmıştır.

    Eklemler

    Akromioklavikular eklem: Köprücük kemiği ile kürek kemiği üst dış kısmı arasındadır. Kıkırdak disk ile tamamlanır. Az da olsa hareket yapabilmektedir. Eklem bütünlüğü ligament ve bir eklem kapsülüyle desteklenir.

    Sternoklavikular eklem: Köprücük kemiği ile göğüs kemiği arasındadır. Omuzla göğüs arasındaki bütünlüğe katkıda bulunur. Kemik uçları ise kıkırdak kaplıdır.

    Skapulotorasik eklem: Kürek kemiği ile arka kaburga kemikleri arasındadır. Kürek kemiği kaburgalarla arka bölümde eklem yapar. Eklem kayarak hareket eder. Kayma hareketi ile kol hareketlerinde etkilidir.

    Glenohumeral eklem: Kürek kemiği ile kol kemiği arasındadır. Kol kemiğinin geniş üst başıyla kürek kemiğinin dar yuva kısmı arasındaki eklemdir. Top-yuva biçiminde bir eklemdir. Kolun geniş başına uygun olmayan omuz yuvası, labrum denilen esnek bir kıkırdakla desteklenir. Labrumun esnek yapısı, omuzun en hareketli eklem olmasının en önemli etkenidir.

    Kaslar: Omzun hareketini gerçekleştiren yapılardır.

    Omuz ligamentleri
    • Lig. conoideum: Skapulanın korokoid çıkıntısnın mediali ile claviculanın lateral kısmı arasındadır.
    • Lig. trapezoideum Skapulanın korokoid çıkıntısı ile claviculanın lateral kısmı arasındadır.
    • Lig. glenohumerale inferius
    • Lig. glenohumerale superius
    Omuz Kasları

    M. deltoideus: Omzun karakteristik kabartısını meydana getiren kastır. Koldaki esas abduktor kasdır. Kolu esas kaldıran kastır. Adduksiyon hariç kolun bütün hareketlerini yaptıran tek kastır. Adduksiyon kalkık duran kolu aşağı indirme görevini yapar. Yürüyüş esnasında kolların öne ve arkaya doğru sallanmasına yarar. N. axillaris tarafından uyarılır. Skapulanın akromion çıkıntısına tutunmaktadır.
    M. supraspinatus: Koldaki abduksiyon hareketini başlatan kastır. Çalışmadığı zaman kolumuzu diğer kolumuzun yardımıyla ancak kaldırırız. 15 derecelik kaldırmadan sonra deltoid kası devreye girer. Kolun rotasyon hareketinde işlevi yoktur.
    M. teres major: Kola extansiyon, iç rotasyon ve adduksiyon yaptıran kastır. Extansiyon kolun arkaya doğru olan hareketidir.
    M.teres minör: Kola dış rotasyon yaptırır.
    M. infraspinatus: Kola dış rotasyon yaptırır.
    M. subscapularis: Kola iç rotasyon yaptıran esas kastır. Adduksiyon da yaptırır. 

    Eklem kapsülünün çevresindeki bağlar kemik stabilitesini sağlar. Stabiliteyi sağlayan en önemli tendon biceps kasının uzun başının tendonudur. Kürek kemiğinden başlayan dört kas, tendonlarında birleşerek rotator manşeti oluşturur. Rotator manşet üzerinde bir eklem sıvısı kesesi (bursa) bulunur. Omuz bölgesinde sekiz tane bursa ke]]> Anatomi Testis https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-testis.html Tue, 06 Nov 2018 03:00:41 +0000 Anatomi testis, testis torbası içince yer alır. Testisler erkeklerde temel üreme organı olup iki çifttir. Oval şekilde yanlardan basık küçük bir kuş yumurtası kadardır. Testisler erkek üreme hücresi olan sperm hücreleri ile sp Anatomi testis, testis torbası içince yer alır. Testisler erkeklerde temel üreme organı olup iki çifttir. Oval şekilde yanlardan basık küçük bir kuş yumurtası kadardır. Testisler erkek üreme hücresi olan sperm hücreleri ile spermleri üretir. Testislerin işlevlerini yerine getirebilmesi i.in testis torbası içinde yer almaları zorunludur. Çünkü testislerin içindeki spermler normal vücut sıcaklığı olan 36.5 derecede yaşayamaz. Bunun için testisler vücut dışında biraz daha soğuk ortamda bulunur. Testislerin ön kenarı her iki yüzü  ve uçları düz zar ile kaplıdır. Arka kenarının sadece yan kısmı periton ile kaplıdır. Zarsız olan bölümde bol miktarda damar ve sinir bulunur. Testis dokusunun dış kısmı elastik olmayan bap dokudan bir kapsül ile kaplıdır. Bu kapsül arka kenarından testisin içine girerek damar ve kanalların vücut içine girmesine olanak sağlar. Anatomi testis katmanlara ayrılır. Her katmanda çok katlı bağ dokudan oluşmuş 2-3 adet denilen kanalcık bulunur. Bu kanalcıklar da sperm üreten hücreler ve sertoli hücreleri bulunur. Sertoli hücreleri spermin gelişimi için gerekli besleyici maddeleri salgılar. Ergenlik döneminde başlayan sperm üretimi yaşam boyu devam eder.


    Testis Görevleri
    • Testosteron hormonu salgılanmasını sağlamak
    • Sperm üretilmesini sağlamak
    • Erkeklere özgü bazı fiziksel özelliklerin gelişmesini sağlamak
    • Sperm işlevlerini korumak
    • Salgıladığı testosteron hormonu ile ergenlik dönemine gelmiş erkeklerde sesin kalınlaşmasını sakal bıyık çıkmasını vücut kaslarının gelişmesini sağlamak cinsel isteği arttırmak gibi  şeyleri sağlar
    Anatomi Testis Hastalıkları

    Testislerde ağrı küçülme ya da büyüme testislerde dolgunluk hissi şişkinlik ele gelen gelişmiş damarlar testis hastalıklarının belirtileridir. Bunların fark edilmesi durumunda üroloji doktoruna mutlaka görünülmelidir. Bazı testis hastalıkları ise şunlardır:
    • İnmemiş testis
    • Testis torsyonu
    • Testis iltihabı
    • Testis kanseri
    • Epididmit
    • Orşit
    • Spermatosel
    ]]> Anatomi Dokular https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-dokular.html Tue, 06 Nov 2018 07:59:34 +0000 Anatomi Dokular, yetişkin bir insanda dörde ayrılmaktadır. Doku aynı işleve sahip hücrelerin bir araya gelerek oluşturduğu yapılara denir. Yetişkin bir insandaki dört doku ise şunlardır. Epitel doku, destek doku, sinir doku, kas Anatomi Dokular, yetişkin bir insanda dörde ayrılmaktadır. Doku aynı işleve sahip hücrelerin bir araya gelerek oluşturduğu yapılara denir. Yetişkin bir insandaki dört doku ise şunlardır. Epitel doku, destek doku, sinir doku, kas doku. Anatomi dokuları anlamak için bu dört doku çeşidini ayrı ayrı incelemek gerekir.

    Anatomi dokular nelerdir

    Epitel Doku; Anatomi dokulardaki sargı ve örtü sistemindeki dokudur. Bu dokudaki hücreler birbirine bitişik ve çizgi halinde birleşmişlerdir. Epitel doku hücrelerine epitel hücre denir. Epitel dokunun çeşitleri görevleri vardır. Bu görevler ise şunlardır:
    • Vücudun ve organların iç ve dış yüzlerini sararak dış etkilerden korur.
    • Endokrin salgı bezlerinin yapısını oluşturarak salgı yapar.
    • Sindirim ve boşaltım organlarında bulunan epitel doku maddelerin emilimini sağlar.
    • Bazı epitel dokularda bulunan duyu hücreleri aracılığıyla duyu alma kasılma işlevini yapar.
    İşlevlerine göre epitel doku da örtü epitel salgı epitel miyoepitel ve nöroepitel olmak üzere dörde ayrılmaktadır.

    Destek Doku; Anatomi dokulardaki organ arası boşlukta organların içinde  bulunan ve görev yapan dokulardır. Doku ve organlar arasında bağ kurar destek sağlar. Destek dokunun destekleme fonksiyonun yanı sıra metabolizma fonksiyonu da vardır. Vücutta yağ doku bağ doku kıkırdak doku kemik doku ve kan doku olmak üzere beş destek doku çeşidi vardır.

    Kas Doku; 
    Anatomi dokulardaki kas doku kasılabilir protein içeren farklılaşmış hücrelerden oluşmuş dokudur. Kas hücre ya da lifleri bir araya gelerek kas demetlerini kas demetleri bir araya gelerek vücudumuzdaki kasları oluşturur.
    Kas hücreleri ince uzun ve mekik yani iğ şeklindedir. Kas hücreleri arasında sinir ve kan damarlarından zengin bağ dokusu vardır. Bağ doku aynı zamanda kas liflerinin birbirlerine bağlanmasını da sağlar.
    Kas doku yapılarındaki fibrillerin enine çizgili görünüp görünmediklerine göre düz kas doku ve çizgili kas doku olarak ikiye ayrılır. Çizgili kas doku da iskelet ve kalp kası olarak ikiye ayrılır.

    Sinir Doku; Anatomi dokulardaki sinir doku nöron olarak adlandırılan sinir hücresi, nöronların uzantıları ve nöronlara destek görevi yapan hücrelerden oluşur. Sinir dokuyu oluşturan hücrelere uyarabilme ve uyartıyı algılayabilme iletebilme özelliğine sahiptir. Bu özellik aracılığı ile organlar uyum içinde çalışır. Aynı zamanda dış dünyayla vücut arasında işlevsel olarak bağlantı da sağlanmış olur.
    ]]>
    İnce Bağırsak Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/ince-bagirsak-anatomisi.html Tue, 06 Nov 2018 23:11:21 +0000 İnce Bağırsak Anatomisi, sindirim sisteminin bir yapısıdır. İnce bağırsak sindirim kanalının mideden sonra başlayıp yaklaşık 5-6 metre uzunluğunda kalın bağırsakla sonlanan en uzun organdır. Yaklaşık olarak çapı 3-4 san İnce Bağırsak Anatomisi, sindirim sisteminin bir yapısıdır. İnce bağırsak sindirim kanalının mideden sonra başlayıp yaklaşık 5-6 metre uzunluğunda kalın bağırsakla sonlanan en uzun organdır. Yaklaşık olarak çapı 3-4 santimetredir. Yiyeceklerin kimyasal sindirimi ve emilimi ince bağırsakta gerçekleşir. Bu işlemler emilim yüzeyinin genişliği özel yapılar mukus ve hormon salınımıyla gerçekleşir. İnce bağırsağın besinlerin sindirimini, emilimini sağlamak ve emilemeyen besinlerin kalın bağırsağa geçişini sağlamak gibi görevleri vardır.

    İnce Bağırsak Anatomisi, Bölümleri

    İnce bağırsak anatomisini anlayabilmek için ince bağırsağın bölümlerini bilmek ve tek tek incelemek gerekir. İnce bağırsak yukarıdan aşağıya doğru on iki parmak bağırsağı jejunum ve ileum olmak üzere üç bölüme ayrılır.

    On iki parmak bağırsağı ince bağırsağın ilk bölümüdür. Yaklaşık 25 cm uzunluğunda ve 3-5 cm çapındadır. On iki parmak bağırsağı C harfi şeklindedir ve kavisin içine pankreas başı yerleşmiştir. On iki parmak bağırsağının büyük bölümü karın arka duvarında yer alır. On iki parmak bağırsağı ince bağırsağın diğer bölümlerine göre daha kalın ve hareketsiz olan tek bölümüdür. Üst kısmının mukozası düz iken alt kısmı kıvrımlıdır. On iki parmak bağırsağının iç kısmında iki büyük kabartı vardır. Buraya pankreas salgısını boşaltan kanal ve safrayı boşaltan kanal açılır. On iki parmak bağırsağı üç bölümden oluşur. Üst parça inen parça pars horizantalis ve yükselen parça.

    Jejenum on iki parmak bağırsağından sonra gelen ince bağırsak kısmının yarısını oluşturan bölümünü teşkil eder. On iki parmak bağırsağıyla arasında keskin bir sınır yoktur. Damar yönünden zengin olduğu için pembe görünümlüdür. Bir zar ile kavun durumuna bağlanmış durumdadır. Jejenum on iki parmak bağırsağına göre daha kalındır. Çapı 4 cm kadardır.

    İleum ince bağırsağın son kısmıdır. Çapı jejenuma göre daha küçüktür ve kalın bağırsağa yaklaştıkça daralır. Jejenuma göre daha açık renktedir. Son kısmında kalın bağırsakla arasında bir kapak vardır.

    İnce Bağırsakta Sindirim

    İnce bağırsak anatomisinin önemli bir yanı da besinlerin burada gerçekleşen sindirimidir. İnce bağırsakların sindirimi gerçekleştirebilmesi için bazı salgı ve enzimlere ihtiyacı vardır. Midenin asidik içeriği ince bağırsağa geçtiğinde on iki parmak bağırsağının başlangıç bölümünde bulunan burunner bezleri tarafından musin salgılanır. Musin mukozayı mide asidine karşı korur ve mukozayı kayganlaştırır. Bunun dışında ince bağırsakta salgılanan enzimlerde sindirimde büyük rol oynar. Karbonhidratlar proteinler ve yağların hepsi ince bağırsak tarafından sindirilebilir. Özellikle yağların tek sindirile bildiği yerin on iki parmak bağırsağı olması önemli bir husustur.

    İnce Bağırsakta Emilim

    İnce bağırsak anatomisinde emilim oldukça önemlidir. Çünkü bütün besinler ince bağırsakta emilir. İnce bağırsakta karıştırma hareketleri ile besinlerin mukoza ile teması sağlanır. Normal insanlarda proteinlerin karbonhidratların ve yağların nerede ise tamamı ince bağırsaktan geçerken emilir. Emilen besinler damar ve lenflerle dolaşıma katılır.
    ]]>
    Anatomi Dolaşım Sistemi https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-dolasim-sistemi.html Wed, 07 Nov 2018 07:01:05 +0000 Anatomi dolaşım sistemi, bütün canlılar yaşamlarını idame ettirebilmeleri için enerjiye ihtiyaçları vardır ve bu enerji vücutta alınan besinler ile sağlanmaktadır. Aynı şekilde canlı hücrelerin canlılığını koruyabilmes Anatomi dolaşım sistemi, bütün canlılar yaşamlarını idame ettirebilmeleri için enerjiye ihtiyaçları vardır ve bu enerji vücutta alınan besinler ile sağlanmaktadır. Aynı şekilde canlı hücrelerin canlılığını koruyabilmesi ve devam ettirebilmesi için oksijen ve besinlerin aynı anda alması şarttır. Bütün bunlarla beraber, enerjinin atık madde olarak kabul edilen karbondioksit gazı ve diğer atık maddelerin temizlenmesi ve dışarı atılması da gerekir. Hücrelerin gereksinimi için oksijen ve besin hücrelerine ulaştırılması ve hücrelerde enerji meydana gelmesi için oksijenle yanma işlemi sonucunda ortaya çıkan karbondioksit gazının ve daha sonra oluşan diğer atık maddelerin boşaltılmasını sağlayan dolaşım sistemidir. Dolaşım sisteminin oluşum aşamaları 3'e ayrılır. Bunlar; kalp, damar ve kandır. Anatomi dolaşım sistemi sadece insanlara ait olan bir durum değildir. Bitkiler ve diğer canlılar içinde bu sistem geçerlidir. Aynı şekilde bu canlılar için de hayati bir önem arz etmektedir.

    Anatomi dolaşım sistemi aşamaları

    Kalp: Vücudumuzun en önemli organlarından bir tanesidir. Göğüs boşluğunda ve göğüs kafesinin hemen altında iki akciğerin ortasında yer almaktadır. Koniye benzer büyüklükte ve her bireyin kendi sol yumruğu kadardır. Kalbin iki tane işlevi vardır. Birinci görevi kanı akciğerlere pompalayarak oksijen üretilmesini sağlar. İkincisi ise kanı kasarak adeta pompa gibi çalışarak tüm vücudu göndermek ve hücreler için gerekli olan kanı geri toplama görevini yapar. Kalp yapısal olarak çizgili kaslardan bir yapısı vardır ve istem dışı çalışmaktadır. Aynı şekilde yapısal olarak 4 odacıktan meydana gelir. Sağ tarafta kalan kısımda temiz kan sol tarafta ise kirli kan bulunur.

    Damarlar: Damarlar kalp ile birlikte bir bütün halindedirler. Birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Günlük hayatımızda damarları elektrik akımı dağıtan kablolara benzetiyoruz. Kalp tarafından pompalanan kanı tüm vücuda taşınma işlemi yaparlar. Yapıları itibariyle boruya benzeyen ve bütün vücudu ağ gibi saran bir şekle sahiptirler. Akciğerlerde bulunan temizlenmiş oksijen ve yüklenmiş kanı  hücrelere taşımak amacıyla hücrelerin içerisinde kirlenen kanı tekrar toplamak gibi bir görevi vardır ve bütün bunları yapabilmeleri için de her yere uzanmaları gerekir.. 

    Kan: Damarların içerisinde bulunan ve sürekli damarlar içerisinde dolaşan kırmızı renkli sıvıya kan diyoruz. Sindirim sistemi tarafından, sindirilmiş olan besinleri akciğerde temizlenmesinin ardından yüklenen oksijen ile beraber hücrelere taşımak amacıyla görevini yapmaktadır. Ayrıca hücrelerde meydana gelen karbondioksit gazını akciğerlere hücrelerde açığa çıkan zararlı olan maddeleri karaciğere ve böbreklere iletmektedir. Kanın vücut ısısını dengeleme adına vücudu mikroplardan korur, hormonların salgılarını ile ilgili organlara ulaştırma gibi birçok önemli görevleri mevcuttur.
    ]]>
    Kadın Vücudu Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/kadin-vucudu-anatomisi.html Thu, 08 Nov 2018 00:07:25 +0000 Kadın Vücudu Anatomisi; Kadın anatomisi incelenirken üreme sistemi iç genital organlar ve dış genital organlar iki alt başlık olarak ele alınmaktadır. İç genital organlar bacakların hemen üstünde yer alan leğen kemikleri ve be Kadın Vücudu Anatomisi; Kadın anatomisi incelenirken üreme sistemi iç genital organlar ve dış genital organlar iki alt başlık olarak ele alınmaktadır. İç genital organlar bacakların hemen üstünde yer alan leğen kemikleri ve bel kemiğinin oluşturmuş olduğu kemik çatı tarafından korunmuştur. 

    Kemik çatı, kadın ve erkek iskeleti birlikte incelendiğinde en temel farklılığı gösteren anatomik yapıdır. Erkek iskeleti üstten incelendiğinde kemik çatı açıklığı bir kalp gibi görünürken kadın iskeletinde kemik çatı açıklığı yuvarlaktır.  Bu farklılığın temel nedeni doğum anında bebeğin başının leğen kemikleri tarafından oluşturulan doğum kanalına zorlanmadan girmesini sağlamaktır. Yine benzer şekilde kadın ve erkek iskeleti karşılaştırmasında iskeletler önden incelendiğinde kemik çatının erkeklerde daha dar, kadınlarda daha geniş olduğu fark edilir. Geniş kemik çatı yine doğum anı ile ilgili bir özellik olup bebeğin doğum kanalından dışarı rahatça çıkabilmesine olanak sağlar. Yine anatomik olarak bu bölgenin kas yapısı incelendiğinde erkeklerde kemik çatı etrafındaki kaslar daha sıkı iken kadınlarda gebelik sürecinde bel bölgesi genişleyeceğinden bu bölgedeki kaslar ve bağlar gevşemeye daha elverişli yapıdadır. Kadın anatomisini oluşturan önemli bir anatomik yapı olan iç genital organlar kemik çatı içerisinde yer alır. 

    İç Genital Organlar; Kadın vücudu anatomisini oluşturan iç genital organları vajina, rahim, tüpler ve overlerdan oluşur. Vajina, tüp şeklinde bir yapıya sahip olup 8-15 cm'e kadar esneyebilme potansiyeline sahiptir. Doğum anında bebek vajina kanalından ilerler. Normalde katlı bir yapıya sahipken doğum anında bu katlar bebeğin başının geçebileceği kadar genişler.  Rahim, düz kas hücrelerinden oluşur. İç kısmı endometrium boşluğu olarak adlandırılan bir zarla kaplıdır. Döllenen yumurta hücresi bu zarın içerisinde gelişir. Fallop tüpleri,rahmin sağ ve sol yanlarında bir boynuz gibi uzanan ve dış uçları bir saçağa benzeyen yumurtalama dönemlerinde yumurtalıklardan atılan yumurta hücrelerinin kanal içine alınmasını sağlarlar. Overler, yumurtalık adı verilen yapılardır. Yumurta hücreleri burada olgunlaşarak folikül haline gelir.  

    Dış Genital Organlar; Kadın dış genital bölgesinin anatomik yapısı incelenirken üstte çatıyı oluşturan leğen kemiklerinin birbirleri ile orta hatta birleşerek oluşturduğu kabarıklık olan pubis tepesi ile altta anüs ve dış dudakların oluşturduğu temel yapı baz alınır. Pubis tepesi cilt ve cilt altı yağ dokularını içerir. Üzeri genital kıllarla kaplıdır. Pubis tepesinin hemen altında klitoris yer alır. Dış büyük dudaklar vajina girişini sağlı sollu örten cilt kıvrımlarının dışta yer alan kısmıdır. Üzeri genital kıllarla ve cilt altı yağ tabakası ile kaplıdır. İç küçük dudaklar klitorisin üst kısmından vajina girişinin altına uzanan kıvrımlı yapılardır. İç küçük dudaklar normalde bacakların kapalı olduğu pozisyondayken dışarıdan görünmezler. Dış büyük dudaklar gibi cilt altı yağ dokusu iç dudaklarda görülmez. Vajina girişi, iç dudakların devamında yer alan 2 cm'lik kısımdır, hymen yırtıldıktan sonra vajina ile birleşir. Hymen, kızlık zarı olarak da adlandırılan ve cinsel organların gelişme dönemine kadar genital organları enfeksiyonlardan koruyan ince deri tabakasıdır.

    ]]>
    Eklemler Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/eklemler-anatomi.html Thu, 08 Nov 2018 10:01:48 +0000 Eklemler Anatomi, Eklem kemiklerin birbirlerine eklendikleri yerlere denir ve hayatımızda hareket kabiliyeti açısından önemli rol oynar. Üç çeşit eklem vardır. Bunlar;Oynamaz eklemler: Eklemler arasında ekl Eklemler Anatomi, Eklem kemiklerin birbirlerine eklendikleri yerlere denir ve hayatımızda hareket kabiliyeti açısından önemli rol oynar. Üç çeşit eklem vardır. Bunlar;

    Oynamaz eklemler: Eklemler arasında eklem boşluğu ve dolayısıyla eklem sıvısı yoktur. Örneğin kafa kemikleri arasındaki eklemler, alt ve üst çenede diş ve çenenin meydana getirdiği eklemler...
    Yarı oynar eklemler: Eklemler arasında kıkırdak bir doku vardır ancak bu doku zamanla kemikleşir. Bu yüzden eklem normal oynar eklemlerimiz kadar hareketli değildir ancak oynamaz eklemler kadar da durağan değildir. Bulunduğu yere göre sadece aşağı yukarı, sadece sağa sola gibi sınırlı hareketler yapabilir.
    Oynar eklemler: Eklem yüzü, eklem kapsülü, eklem boşluğu ve bağlarda meydana gelir. Ekleme katılan kemiklerin eklemleşmiş yüzlerine eklem yüzü denir. Eklem boşluğu ve eklem yüzünü çevreleyerek bir arada durmalarını sağlayan yapıya eklem kapsülü denir. Bu kapsülün iç tarafı sinovya denen eklem sıvısını sentezler. Eklem yüzü ve eklem kapsülü arasında kalan kısım eklem boşluğudur. Ekleme katılmış kemikler arasındaki bağa ise eklem bağı denir. 
    Üst ekstremite eklemleri: Omuz eklemi, dirsek eklemi, el bileği eklemi, karpal eklemler, el tarak ve el parmak iskeleti eklemleri.
    Alt ekstremite eklemleri: Sakroiliak eklem, simfizis pubica, kalça eklemi, diz eklemi, ayak bileği eklemi, tarsal eklemler, ayak tarak ve ayak parmak iskeleti eklemleri.
    Baş-boyun eklemleri: Temporamandibular eklem, atlantooksipital eklem, atlantoaksiyal eklem.

    ]]>
    Kedi Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/kedi-anatomisi.html Thu, 08 Nov 2018 19:52:19 +0000 Kedi Anatomisi: Avlanmak üzere yaratılan, mükemmel bir anatomi ne olabilir sorusunun şüphesiz ki tek bir cevabı vardır, oda kedi anatomisi’ dir. Kedilerin anatomik yapıları, onların avlanmaya yön Kedi Anatomisi: Avlanmak üzere yaratılan, mükemmel bir anatomi ne olabilir sorusunun şüphesiz ki tek bir cevabı vardır, oda kedi anatomisi’ dir. Kedilerin anatomik yapıları, onların avlanmaya yönelik elverişli olması nedeniyle, onların doğada hayatta kalabilme şanslarını da, çok fazla arttırmaktadır. Bilhassa kedilerde yaratılan iskelet sistemindeki pek çok avantajlı farklılıklar ile diğer tüm donanımları ile üstün bir anatomik yapının, canlı misalleri gibidir.

    Kedilerin İskelet Sistemleri: Kedilerin iskelet sistemleri içinde, öne çıkan en belirgin özellik kemiklerin birbiri arasındaki oluşumlar nedeniyle, vücutlarının sahip olduğu esnek yapıdır. Toplam 230 kemikten meydana gelen iskelet sistemleriyle, özellikle boyun bölgesindeki sabit olmayan kemikler hem saldırı için, hem de savunma ve olağan üstü refleksler için kediye ayrıcalıklı imkan sağlamıştır. Ayrıca kafatası kemiklerinin sağlamlığı ile de baş bölgesi yüksek derecede oldukça korunmuş durumdadır.

    Kedilerin Gözleri: Kedilerin özellikle karanlıkta, insanlara nazaran, 6 kat daha iyi görebilen göz yapıları mükemmeldir. Kedilerin kendilerine karşı yapılan herhangi bir saldırı halinde çok fazla zarar görmemesi için, içe doğru olan gözleri, uzağı çok iyi görür ve keskindir.

    Kedilerin Kulak Ve Bıyıkları: Konumuz kedi anatomisi olunca, kulakların ve bıyıkların özelliklerinden bahsetmememiz doğru olmaz. Kedilerin kulakları, insanların duyamadığı pek çok sesi duyabildiği gibi, bıyıklarının sayesinde gözleri kapalı olsa ve hiç ses olmasa dahi, çevrede olup biten her şeye hakim bir yapısı vardır.

    Kedilerde Koku Alma Duyusu: Kedilerin burunlarındaki koku alma duyusu çok güçlüdür. Bununla birlikte, kediler için kokuların büyük önemi vardır. Mesela yön belirlemede işeyerek bıraktıkları koku izleri, diğer tüm kediler tarafından anlaşılmaktadır. Ayrıca bir erkek kedi, çiftleşme zamanında o bölgede olan dişi kediyi, koku sayesinde bulabilir.

    Kedilerin Ağız Ve Diş Yapısı: Normal olarak göründüğünden çok daha büyük olabilen ağız yapıları ile 30 adet delici, koparıcı ve ezici dişlere sahip bulunan kediler, kendi büyüklüklerindeki bir hayvanı çok rahat bir şekilde avlayabilirler. Kedi ailesi ile ilgili olarak bilinen bir diğer gerçekse, vahşi kediler olan vaşakların, kendilerinden çok daha büyük hayvanları da avlaya bilmesidir.

    Kedilerde Kas Yapısı: Kediler aerodinamik ve güçlü kas yapıları ile koşma sıçrama ve tırmanma hareketlerini kolayca yapabilmektedir. Kedilerin anatomik yapı özellikleri nedeniyle, refleksleri de çok hızlıdır.

    Ortalama olarak 7-10 ay içerisinde ergenliğe ulaşan kediler, doğada tek başına avlanma ve hayatta kalabilme kabiliyetleri oldukça kuvvetlidir. Günümüzde her ne kadar evcilleşmiş olan ve insanlarla iç içe yaşayan, gerektiğinde her koşula ayak uydurabilen kediler, en eski tarihlerden bu yana dostlarımız olmaya da devam ediyor.

    ]]>
    El Kemikleri Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/el-kemikleri-anatomisi.html Fri, 09 Nov 2018 11:23:24 +0000 El Kemikleri Anatomisi, el, 2 tane ön kol kemiği (ulna ve Radius), 5 tane tarak kemiği (metakarpallar), 8 tane bilek kemiği (karpallar) ve 19 tane parmak kemiği dahil olmak üzere 29 tane kemikten oluşur. El benzersiz hareket becerisi El Kemikleri Anatomisi, el, 2 tane ön kol kemiği (ulna ve Radius), 5 tane tarak kemiği (metakarpallar), 8 tane bilek kemiği (karpallar) ve 19 tane parmak kemiği dahil olmak üzere 29 tane kemikten oluşur. El benzersiz hareket becerisine sahip eklem çeşitlerini ve üç ana siniri içerir. El kavrama amaçlı özelleştirilmiştir çünkü dokunma duyusunun asıl organıdır. Elin ulnar yönü parmaklar ve avuç içi içerisinde kuvvetlice kavramayı gerçekleştirirken, radial yönü parmaklar ve baş parmak ile pinch (çimdik) kavramayı gerçekleştirir. Elde bulunan kemikler stabilite amaçlı olarak merkezi ve sabit tek üniteyle çevikliği ve kuvvet amacı ile üç taşınabilir üniteler şeklinde ayrılırlar.

    El Kemikleri Anatomisi; Sabit ünite 2. ve 3. Metakarpale sıkıca bağlanmış 8 karpal kemiği içerir. Baş parmak yani birinci karpometakarpal eklem, kuvvetlice tutmayı ve ince manipülasyon amaçlı fleksiyon, adduksiyon, abduksiyon ve ekstansiyona izin verir. İşaret parmağı ise müstakil ekstrinsik ekstansör ve fleksörler ile kuvvetli instrisik adalelerin yardımı sayesinde hareketleri baş parmakla ya da tek başlarına yapabilirler. Orta, yüzük ve minik parmak 4. ve 5. metakarpallerin eklemlerindeki hafif hareketleri de katkı sağlayarak kuvvetli kavrama fonksiyonunu gerçekleştirirler. Elin 2 arkı bulunmaktadır. Transvers ark, el ayası ortası boyunca uzanır. Longitudinal ark el avuç içinin ortasından bilekten parmaklara kadar geçer.

    Kemikler az öncede belirttiğimiz gibi stabilite ve hareket amaçlı basit elemanlardır. Kemiklerin birbirleri ile buluşup birbirlerinden güç aldıkları aktif hareket eden bölgeler eklem olarak adlandırılır. Eklem yerlerinde sürtünmelerden dolayı erozyona uğramaması için kemik uçalrı kıkırdak örtüler ile kaplanmıştır. El bileğinde yerleşim sıralarını ve isimlerini bu branştan olan doktorların bile saymakta zorlandığı sekiz tane mink kemikler yer almaktadır. Bu sekiz kemik; skafoideum, lunatum, trikuetrum, pisiforme, trapezium, trapezoideum, kapitatum, hamatumdan oluşmaktadır. Avuç içi ve el sırtı bölgelerinde ise ayakta bulunan tarak kemiğine denk olarak kemik grubu bulunmaktadır. Bu kemiklere metakarp adı verilir. Her parmak tabanına özgü olmak üzere beş tane metakarp kemiği vardır. En başında ise parmaklarımızın oluşmasını sağlayan falanks kemikleri bulunmaktadır. Başparmağın iki, diğer parmaklarda ise üç falanks görülür. Yerleşim yerlerine göre parmak kökü diye proksimal falanks, ortada falanks ve distal falanksa ise parmak uç kemikleri olarak bilinir.


    ]]>
    Meme Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/meme-anatomisi.html Fri, 09 Nov 2018 15:17:52 +0000 Meme Anatomisi: Meme, göğüs duvarına bağlarla tutunmuş, süt üretebilen bezlerden meydana gelen damla şeklinde bir organdır. Memenin kendisinde kas dokusu bulunmadığı gibi, göğüs duvarının en büyük kasları olan pektor Meme Anatomisi: Meme, göğüs duvarına bağlarla tutunmuş, süt üretebilen bezlerden meydana gelen damla şeklinde bir organdır. Memenin kendisinde kas dokusu bulunmadığı gibi, göğüs duvarının en büyük kasları olan pektoral adı verilen kasların üzerine yerleşmiş ve süt bezlerinin etrafı yağ dokusuyla kaplanmıştır. Meme, süt bezleri ile bunların arasında bulunan alan kas ve destek dokuları, yağ, sinirler, kan ve lenf damarlarından oluşmaktadır. Meme organı kadın üreme organlarındaki değişime ayak uydurarak her ay gelişir, şişme olur ve süt üretimine hazırlanır.

    Memede Süt Verme Nasıl Olur Memenin üzerinde etkili olan, üç önemli hormon östrojen, progesteron ve prolaktindir. Memedeki bu hormonlar, kadınlarda memenin ergenlik çağındaki gelişiminden üretkenlik dönemi boyunca menopoza ulaşana kadar, aylık değişimleri ile hamilelik sonrası süt üretimiyle sorumludur. Her memede süt bezleri olan yuvarlak şekilli 15-20 lob vardır.

    Bu lobların etrafını saran yağ dokusu memenin şekil ve boyutunu oluşturur. Her lobun içerisinde sayısı belli olmayan ve süt üretimini sağlayan süt bezleri bulunur. Küçük bir ampul şeklinde olan bu bezler hormonsal uyarılara cevap olarak süt üretimine geçer. Süt bezinden çıkan süt kanalları bir araya gelerek, daha büyük kanalları oluşturur. Meme içerisinde, gövdesi meme başına yayılan ve bir ağacın dallarına benzer görüntü oluşturur.

    Meme Anatomisi, Yapısı: Meme başının çevresinde bulunan ve rengi koyu olan yuvarlak bölüme areola denir. Meme başı ile areolada bu kısımlara sert bir yapı sağlayan özel kas lifleri vardır. Areolada bundan ayrı montgomery bezleri bulunur. Bu bezler areola üzerinde, küçük ve deri seviyesinden yükselen kabarcıklar olarak görülür.

    Bu bezlerdeki salgılar areolanın kayganlık özelliğini verir ki, bu, normal bir durumdur. Memenin alt kısmında kol hareketlerinin olmasını sağlayan pektorallis majör isimli büyük bir kas yapısı vardır. Meme bu kas yapısının üstünde durur. Pektorallis majör adalesi, göğüs duvarının başlangıcından meme altına doğru gider ve kolun üst kısmına bağlanır.

    Ayrıca kol ile göğsün birleşen yerinde aksilla (koltuk altı) kıvrımını oluşturur. Her kadında meme biçimi değişiklik gösterir ve her kadına göre, memedeki yağ oranı, memenin görünümü, memenin dokusu, kadının yaşı, hamilelik ile emzirme durumu, genetik sebepler ve memenin deri kalitesi, esnekliği ve hormonların etkisine göre değişiklik gösterir. Menopozla birlikte hormon seviyesinde azalma görülür. Bu durumda, süt bezlerinin bir kısmı küçülüp, yok olabilir. Bu olaydan sonra yağ dokusu meme artar. Meme kadın vücudunun en önemli bir organı ve yapısıdır. Meme anatomisinde meydana gelebilen birçok hastalıkta meydana gelebilir.

    ]]>
    Anatomi Kas Sistemi https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-kas-sistemi.html Fri, 09 Nov 2018 19:08:54 +0000 Anatomi kas sistemi; insan ve hayvan vücudunun, iç organlarının, hareket etmesini sağlayan dokulara kas adı verilmektedir. Kasların vücuttaki görevi, güç oluşumunu sağlamak ve hareket sağlamaktır. Kas hareketlerinin büyük Anatomi kas sistemi; insan ve hayvan vücudunun, iç organlarının, hareket etmesini sağlayan dokulara kas adı verilmektedir. Kasların vücuttaki görevi, güç oluşumunu sağlamak ve hareket sağlamaktır. Kas hareketlerinin büyük çoğunluğu bilinç dışında oluşarak, yaşam için gerekli fonksiyon hareketlerinin gerçekleşmesi için çok büyük önem taşımaktadır. Gönüllü kas hareketleri ise vücudun hareket etmesi için kullanılmaktadır. Kaslar, vücut iskeleti ile beraber canlıya hem destek olmakta hem de iskeletin hareketini sağlamaktadır. Vücut iskeletin dikliği ve organizmanın şekil içerisine girmesi kaslar sayesinde olmaktadır. Omurgalılarda bulunan kaslar, eklemler ile birbirine bağlanmış olan iskeletin kasılıp gevşeme yolu ile hareket etmesini sağlamaktadır. Ayrıca omurgalı hayvanlarda iç organların yapısında yer almakta olan kaslar bu organlarda da hareketi sağlamaktadır. Kaslar çizgili, düz ve kalp kası olmak üzere üç ayrı şekilde incelenmektedir. Çizgili kaslar bizim istediğimiz şekilde çalışan kaslardır. Düz kaslar ise isteğimiz dışında çalışan kaslardır. Kalp kası da bir çizgili kas olmasına rağmen, isteğimiz dışında çalıştığı için, başlı başına ayrı olarak incelenmiş ve kalp kası ismi verilmiştir. Aynı zamanda anatomi kas sisteminde bulunan üç kasın ortak özellikleri bulunmaktadır.

    Düz kaslar;
    • Kan damarları ve iç organlarda düz kas bulunmaktadır.
    • Otonom sinir sistemi tarafından uyarılarak istem dışı hareket etmektedirler.
    Çizgili kaslar;
    • Çizgili bir görüntüleri bulunmaktadır.
    • Somotik sinir sistemi tarafından uyarılan, vücut iskelet kaslarının kasılması ile hareket etmektedirler.
    • Hareket yetenekleri düz kaslara göre daha fazla olmaktadır.
    Kalp kası;
    • Yapısal açıdan vücut iskelet kaslarına benzemektedir. Aynı özellikleri taşımaktadır.
    • Çizgili görünümdedirler.
    • Fonksiyonel açıdan, düz kaslara benzer özellikleri vardır ve otonom sinir sistemi tarafından kontrol edilmektedirler.
    Anatomi kas sistemi, kasların ortak özellikleri;
    • Uyarılabilme özellikleri bulunmaktadır. Kas doku sinir uyarıları ile uyarılabilir yapıya sahiptirler. Kasın uyarana cevabı kasılma şeklindedir.
    • İletebilme özelliği bulunmaktadır. Kas doku diğer sinerjist ve sinerjist haricindeki kaslara elektrik sinyalleri yolu ile kasılmayı iletme özelliği bulunmaktadır.
    • Kasılabilme özelliğine sahiptir. Kas sinir uyarıları ile kasılabilmekte, böylece boyunda uzama kısalma ve geriliminde bir değişme olmaktadır.
    • Esnek olma, kas kasılmadan sonra gevşerken eski şekline dönebilme özelliğine sahiptir.
    • Vizkozite özelliği bulunmaktadır. Kasların, viskoz kitle özelliği bulunmaktadır. Kas kasılırken şeklini değiştirmek isteyen iç ve dış kuvvetlere karşı iç sürtünme ile direnç göstermektedir. Bu özelliği ile kas kasılması sırasında bir engelleme ortaya çıkarken, buda kası kopma, yırtılma gibi durumlardan korumaktadır.
    Anatomi kas sisteminde, kasılma çeşitleri; izometrik kasılma, konsantrik kasılma, izotonik kasılma, ekzantrik kasılma, oksotonik kasılma, izokinetik kasılmadır.
      ]]>
      İç Kulak Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/ic-kulak-anatomisi.html Sat, 10 Nov 2018 01:49:37 +0000 İç Kulak Anatomisi: Kulaklarımız genel olarak halk arasında her ne kadar işitme duyu organımız olarak bilinse de anatomisi incelendiğinde görevleri bakımından sadece işitme fonksiyonu ile sınırlı olmadığı görülmektedi İç Kulak Anatomisi: Kulaklarımız genel olarak halk arasında her ne kadar işitme duyu organımız olarak bilinse de anatomisi incelendiğinde görevleri bakımından sadece işitme fonksiyonu ile sınırlı olmadığı görülmektedir. Fonksiyonları arasında aslında vücutta iki adet kulak bulunması farklı görevlerin de olduğunun kanıtıdır. İşitme dışında bir diğer önemli fonksiyonu kulaklar vücudun dengesini sağlamakta ve sesin direkt olarak beyne göndermesi ile birlikte iki adet olmasından dolayı sesin hangi tarafta olduğunu geldiğini belirlemekle birlikte vücudun yön güzergahını da belirlemede fayda sağlamaktadır. Şöyle ki her hangi bir sesin gelmesi ile kafamızı sese doğru çevirirken aslında yönümüzü de belirtmekte ve kulaklarda bulunan kulak memeleri ile birlikte vücudun düz durmada dengede olmasını da sağlamaktadır. Kulaklar kendi içerisinde anatomisi incelendiğinde dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç kısımda ele alınmaktadır. Belirtmiş olduğumuz fonksiyonların yerine getirilmesine iç kulak kısımında bulunan dokular sayesinde meydana gelmektedir. Yani iç kulak bir nevi kulaklarımızın ana merkezi olmakla birlikte önemli görevleri yerine getirmektedir. İç kulak kısımında da aynı şekilde kendi arasında anatomi olarak farklı bölümlere ayrılmaktadır. Bu bölümler ve görevleri kısaca açıklayacak olursak

      İç Kulak Anatomisi Kemik Labirent Bölümü (Labyrinthus Osseus): İç kulakta kemik labirent kısımı fonksiyonu bakımından hem işitme hemde denge kurma bakımından iki kısımdan meydana gelmektedir. iç kulak kısımı genel olarak Dış Labirent ve iç labirentler olarak iki kısımdan meydana gelmektedir. Dış Labirent kısımı ise girintili ve çıkıntılı olarak yarım daire şekline bir nevi salyangoz şekline benzeyen ve içeriğinde  perilympha adı verilen sıvı bulunmakta ve iki labirent arasında bulunan bu sıvı sayesinde dışarıdan gelen sesin beyne iletilmesi sağlanır. Bu sıvılar sayesinde frekans olarak ses dalgaları algılanmaktadır. 

      İç Kulak Anatomisi Zar Labirent Bölümü (Labryrinthus Membranaceus):İç kulak anatomisinde daha önce belirttiğimiz dış labirent kısımının içeriğinde bulunan ve zarın yapısını oluşturan endolenfa sıvısından meydana gelmektedir. Bu sıvılar iç kısımda dört adet kapalı olarak tüp şeklinde sistematik olarak boruları andıran yapıdan meydana gelmektedir. Ve dört aşamada bulunan bu sistemin hepsi bütün olarak zarı oluşturmaktadır. Ve endolenfa adı verilen sıvıların sayesinde dış ve orta kulaktan gelen sesleri net olarak algılamaktadır. Ve aynı zamanda kapalı bir şekilde olan sistematik olarak iç içe boruları andıran zar labirent kısımı vücudun dengesini sağlamaktadır. Denge konusunda işitmede olduğu gibi ana merkezi zar labirent kısmıdır.
      ]]>
      Larynx Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/larynx-anatomi.html Sat, 10 Nov 2018 11:27:36 +0000 Larynx Anatomi; kas, kıkırdak ve fibroelastik bağlardan oluşan, dil kökü ile trachea arasına yerleşmiştir. Larynx anatomisi görevleri bakımından özelleşmiş olmak üzere solunum yolunun önemli bir bölümüdür. Sesin olu Larynx Anatomi; kas, kıkırdak ve fibroelastik bağlardan oluşan, dil kökü ile trachea arasına yerleşmiştir. Larynx anatomisi görevleri bakımından özelleşmiş olmak üzere solunum yolunun önemli bir bölümüdür. Sesin oluşumundan kaynaklı ve yabancı cisimlerin devamındaki hava yolu bölümlerine kaçmasını engeller. Buda sfinterik fonksiyondan sorumludur.   Larynx en büyük kıkırdaktır. İki dörtgen lamina ve bu laminaların arka kenarında yukarı ve aşağıya doğru uzanan ikişer uzantıdan oluşur. Cartilago thyroidea laminaları öndedir. Kadınlarda ise 120, erkeklerde 90'lık açıyla prominentia laryngeayı oluşturarak birleşirler. Larynx kıkırdakların en sağlam ve en kalın olanıdır. Sadece larynxdeğil tüm solunum yollarını tam bir halka şeklinde olan tek kıkırdak yapısıdır.Önde dar bir kemeri arkada ise geniş bir laminaya sahiptir. Laminanın dış yüzünde eklem oluşturan belirgin bir eklem oluşturur. Laminanın üst kenarının yanlarında ise cartilago arytenoidea, alt yüzlerinin oturduğu eklemleri yer alır.  Larynx ses tellerinin bulunduğu organdır. Gerçek ses telleri arytenoid ve thyroid kartılajlar arasına uzanır. Bu iki kartılajın hareketleri sesi etkiler. Her iki ses teli arasındaki olan aralığa mizmar aralığı denir. Sesin tizlik, ton ve netlikleri larynx kaslarının bu aralığı genişletip daraltmasıyla verilir.

      Larynx sfinkter fonksiyonu; Aditus laryngisteki sfinkter, yutmada fonksiyoneldir. lokma dil ve palatum durum arasında arkaya doğru itilirken larynx dil köküne doğru çekilir. Epiglottis dil kökü tarafından arkaya doğru itilmekte ve larynx girişi kapanır. Lokma epiglottis üzerinden, sıvı gıdalar ise aditus laryngeus'un yan tarafında bulunan fossa priformislerden geçerek oesophagus'a geçer. Öksürme ve hapşırmada rima glottisbir sfinkter gibi çalışır. Thorax içi basınçlar artar. Sıkışmış havanın serbest kalması ile hapşırma gerçekleşir. Solunum yollarında ki yabancı partiküller pharnyx'e atılır.

      Larynx eklemi; Art cricothyroidea bir çift synovial eklemlerdir. Her iki taraftan geçen transvers bir eksen etrafında krikoid kıkırdak öne ve arkaya dönme hareketleri yapar. Eklemde iki hareket gerçekleşir. Birinci harekette, kıkırdakların vertikal eksen çevresinde yaptıkları rotasyon hareketidir. Böylelikle procvocalisler çi veya dışa doğru hareket edilir. İkinci hareket ise, kayma hareketidir. Kayma hareketi arytenoid kıkırdakların hafifçe öne, arkaya yada içe ve dışa izin verir.

      Larynx gırtlak; Ses organı olan gırtlak, boyun bölgesinde yutak ile nefes borusu arasında yerleşmiştir. Gırtlağın iskeleti kıkırdaklar tarafından oluşturulur. Kıkırdak yapıların arasını dolduran bağ dokusu ve ligamentler bu oluşumları birbirine bağlar. Larynx iç kasları ise kıkırdaklara tutunurlar. Bu kıkırdakların hareket etmesini sağlar. Bu hareketler sayesinde hem seslendirme hemde soluk yolunun açılması yada kapatılması kontrol edilir. Larynx iskeleti üçü tek ve üçü çifttir.
      ]]>
      Dirsek Eklemi Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/dirsek-eklemi-anatomisi.html Sun, 11 Nov 2018 10:58:33 +0000 Dirsek Eklemi Anatomisi, Dirsek eklemi, hem dönel (trokoid) hem de menteşe eklem olarak kaldırma ve davranır, itme ve çekme, eli boşlukta tutma için stabil bir bağlantı sağlamaktadır. Menteşe, kubital eklemde bulunarak humeroradia Dirsek Eklemi Anatomisi, Dirsek eklemi, hem dönel (trokoid) hem de menteşe eklem olarak kaldırma ve davranır, itme ve çekme, eli boşlukta tutma için stabil bir bağlantı sağlamaktadır. Menteşe, kubital eklemde bulunarak humeroradial (kapitelleredial) ve humeroulnar (trokleoulnar) eklemler tarafından oluşmaktadır. Proksimal radioulnar eklem trokoid tip eklem iken, trokleoulnar eklem esas eklem olarak bilinir. Bu eklemler de ortak olan bir sinovyal kaviteyi paylaşırlar. Dirseğin ortak fleksör tendonu medial epikondilden ve humerusun suprakondiler çıkıntısı ile orjin alır. Biseps tendonu dirsek ekleminden çaprazlayarak burada radial tüberositaya insersiyo yapmaktadır. Dirsek üç kemikten oluşmaktadır. 

      Dirsek Kemikleri

      Humerus (Kol Kemiği) : Kolda bulunan uzun bir kemiktir. Alt kısımda ulna ve radius ile eklem yaparak birbirini tutar. Alt kısmında medial (iç) ve lateral (dış) epikondilleri bulunmaktadır. Bu bölümde medial epikondil bölümü ulvar sinir bölgesi olarak bilinmektedir. Humerus medialde radius, lateralde ulnayla ile birleşir. 
      Radius (Dış Ön Kol Kemiği) : Radius kemiği de uzun bir kemiktir. Üst kısımları humerusla lateralde eklemleşerek dış tarafta birleşir. Ulna ile radius kemiğinin ortak eklem yüzeyi vardır. 
      Ulna (İç Ön Kol Kemiği) : Ulna kemiği de uzun bir kemiktir. Humerus ile iç kısımda birleşir. Radius ile ulna kemiğinin ortak eklem yüzeyi vardır. 

      Dirsek Eklemi Anatomisi

      Dirsek anatomisi, iki ayak ve iki kol olmak üzere dört normal hareketimize olanak sağlar. Bu dirsek hareketleri ekstansiyon hareketi halk dilinde pazı şişirirken dirseğimizi bükme hareketi; fleksiyon hareketi yani, kolu anatomik duruşunda tutma dirseği 5 lik açı ile stabil olarak kalması; el rotasyonu yani halk dilinde tornavida sıkar gibi dirseği el hareketinin dönme hareketine katkısı; radius kemiğinin ulva kemiği etrafında dönmesi tıpkı bir masa tenisi oynar gibi topa falsolu bir şekilde vurmanızı sağlayan hareket gibidir. Bu nedenle dirseğimiz bütün hareketleri yerine getire bilme açısından çok büyük rol oynar. Oluşan bu yapılar ve kollateral bağlar, el bileği bükücü, eklem kapsülü, doğrultucu kaslarla birlikte dirsek hareket sistemi bütünlüğüne önemli ve büyük katkı sağlar. Dirsek eklemlerimiz hareketlerimizi ve ellerin ve ayakların fonksiyonlarını yerine getirmemizi sağlar. Ekstansiyon ve fleksiyon hareketleri dirsek eklemi ile yapılan en geniş olan harekettir. 
      ]]>
      Kalp Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/kalp-anatomisi.html Mon, 12 Nov 2018 09:44:30 +0000 Kalp Anatomisi, anlamak için kalbin yapısı ve işlemini öğrenmek gerekir. Kalp anatomisi nelerden oluşur Kalp anatomisi nasıl çalışır Kanı ritmik hareketlerle pompalayarak kanın damarlar vasıtasıyla hücrelere ulaşmasını sa Kalp Anatomisi, anlamak için kalbin yapısı ve işlemini öğrenmek gerekir. Kalp anatomisi nelerden oluşur Kalp anatomisi nasıl çalışır Kanı ritmik hareketlerle pompalayarak kanın damarlar vasıtasıyla hücrelere ulaşmasını sağlar. Yani kalp dolaşım sisteminin motor organıdır. Çizgili kastan yapılı içi boş hayati bir organdır. Çizgili kastan yapılmış olmasına rağmen diğer çizgili kaslardan farklı olarak istemsiz çalışır.  Vücudun ihtiyacını bağlı olarak kalp dakikada 5-35  litre arasında kan pompalayabilir. Ortalama bir yaşam süresinde kalp 300 milyon litre kan pompalar. Kalp anatomisi günümüzde hala en çok incelenen anatomi dalıdır.

      Kalbin Konumu Ve Komşulukları

      Kalp anatomisini anlayabilmek için şimdide kalbin bulunduğu konuma bakalım.  Göğüs boşluğunda iki akciğer arasında ve iman tahtası kemiği dediğimiz göğsümüzün tam ortasından geçen kemiğin arkasında diyafram kasının üzerinde dördüncü beşinci ve altıncı kaburgaların arka yüzeyinde üçte ikisi orta çizginin solunda üçte biri sağında yer alan kas dokudan oluşmuş bir organdır.  Her kişinin kalbi kendi yumruğu büyüklüğünde olduğu söylenmektedir. Yetişkin bir kadında ortalama 200-280 yetişkin bir erkekte ise 250-390 gram arasındadır.

      Kalbin Odacıkları

      Kalp anatomisinin iç yapısı ise  dört odacıktan oluşur. Bunlar sağ kulakçık sol kulakçık sağ karıncık ve sol karıncık olmak üzere dörde ayrılır. Kalbin sağ ve sol yanı bir duvar aracılığı ile ayrılır. Sağ kulakçık ve sağ karıncık beraber sağ kalbi sol kulakçık ve sol karıncık ise sol kalbi oluşturur. Sol kalpte oksijence zengin temiz kan bulunmaktadır. 
      • Sağ Kulakçık: Kalbin tepesinin sağında bulunur. Buraya yukarıdan üst ana toplardamar aşağıdan alt ana toplardamar açılır. Bu damarlar ile kirli kan kalbe döner.
      • Sağ Karıncık: Piramit şeklinde bir boşluktur. Kalbin ön yüzünün büyük bir kısmını oluşturur. Bu boşluktan kirli kan akciğere temizlenmek amacı ile yollanır. Pompalama görevi nedeniyle duvarı kalındır.
      • Sol Kulakçık: Sol kulakçık kalbin arkasında sol üst yanında yer alır. Bu boşluğa akciğerlerden oksijen ile temizlenen dönen kanı getiren dört adet akciğer toplardamarı açılır. Buraya gelen kan sol karıncığa geçer.
      • Sol Karıncık: Kalbin diyafram kasına bakan yüzünde yer alır. Sol kulakçık vasıtasıyla kan buraya dökülür. Sol karıncık bu kanı aort atardamarı ile bütün vücuda dokuya hücreye pompalamakla görevlidir. Bütün temiz kanı pompalamakla görevli olduğundan kalp duvarı diğer odacıklara göre oldukça gelişmiştir.
      Kalbin Kapakları

      Kalp anatomisinin kapakları iki  adet odacıklar arasında iki adette büyük damarlarda olmak üzere dört adet kapak yer alır. Kalp kapakçıklarının amacı kalpte kan akışının tek yöne ilerlemesini sağlamak ve kanın geriye kaçmasını dönmesini engellemektir. 

      Kalbin Damarları

      Kalp anatomisinin bir diğer önemli yanı ise kalbe giren çıkan damarlardır. Tıpkı diğer organlarda olduğu gibi damarlardan oluşur ve oksijenlenmesi gerekir. Her ne kadar kalbin dört odacığı kanla dolu olsa da kalp kendi içindeki kanla değil aort damarlarından ayrılan sağ  sol kalp atardamarlarından beslenir. Başlangıçta iki ana dal halinde olan bu arterler dallara ayrılır.
      ]]>
      Sindirim Sistemi Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/sindirim-sistemi-anatomisi.html Mon, 12 Nov 2018 16:57:54 +0000 Sindirim Sistemi Anatomisi, 6 ana bölümden oluşur. Gastrointestinal sistem diye adlandırılan sindirim sistemi, tüketilen gıdaların parçalanması, öğütülmesi, sindirim emilimi, kat haldeki atıkların vücuttan dışarı atılması Sindirim Sistemi Anatomisi, 6 ana bölümden oluşur. Gastrointestinal sistem diye adlandırılan sindirim sistemi, tüketilen gıdaların parçalanması, öğütülmesi, sindirim emilimi, kat haldeki atıkların vücuttan dışarı atılmasını sağlar. Sindirim sistemi, 5 metre boyunda bir kas kütlesidir. Ağızdan başlayıp anüse kadar devam eder. Sindirim sistemi bölümleri yemek borusu, mide, ince bağırsak, kalın bağırsak, rektum ve anüstür. Tüketilen gıdalar yutulur ve yemek borusu tarafından mideye gelir. Ardından midede ufak parçalara ayrılır ve mide sıvılarıyla karışır ve pankreas ve karaciğerden gelen sıvılarla birlikte ince bağırsağa ve sonra kalın bağırsağa geçer. Kalın bağırsağa geçen katı atıklar buradan da rektum ve anüs aracılığı ile vücuttan atılır.

      Sindirim Sistemi Anatomisi

      Yemek Borusu: Yemek borusu bir tüp geçit şeklindedir ve 25 cm uzunluğunda bir kas kütlesinden meydana gelir. Yemek borusunun bitiminde bir kapak vardır ve bu kapağın görevi tüketilen sıvı ve katı gıdaların mideye inişini sağlamaktadır. Yutulan lokmalar, yemek borusunun itici hareketleriyle mideye doğru itilir. Yemek borusunun bu itici hareketleri genelde hissedilmez ve istemsiz kas aksiyonlarıdır.
      Yemek borusunun 2 ucundaki sfinkter normalde kapalıdır ve üst kısımda bulunan yutma esnasında açılır ve yutulan lokma yemek borusuna geçer. Alt kısımda bulunan sfinkter yemek borusundan mideye geçişte açılır ve midenin üstündedir.

      Mide: Mide, tüketilen besinlerin geçici olarak toplandığı organdır. Midede 1.5 litre sıvı tutulabilir ve bu miktar 4 litreye kadar çıkabilir.
      Mide, korpus gövde, fundus ve antum olmak üzere 3 ana bölümden oluşur. Mide için kaplayan mukoza adlı örtüden, sıvı salgılanır ve bu sıvı sindirim için gereklidir. Midede yer alan bezler ve hücreler birçok yararlı salgı üretir. Böylece içine giren tüm besinler kolayca fiziksel ve kimyasal olarak parçalanır ve bölünür.

      İnce Bağırsaklar: Sindirim sistemi bölümleri içinde en uzun olan ince bağırsak yaklaşık 6 metredir. Genişliği 2.5 cm olduğu için ince bağırsak denmiştir. İnce bağırsakların içi emilim-absorbsiyonu görevinden sorumludur. İnce bağırsağın içindeki kıvrımlar neticesinde emilim tabanı geniştir. Sindirimin iyi olabilmesi için bu kadar geniş bir alanı vardır. İnce bağırsakta oldukça çok miktarda katı ve sıvı gıdalar emilmektedir.

      Kalın Bağırsak: Sindirim sisteminde bulunan son organ olan kalın bağırsak, sindirilmiş besinlerin kalıntıları ve sindirilemeyen maddelerden meydana gelen katı atıkların kurutulması görevini yapar. Yaklaşık uzunluğu 1.5 metredir. İnce bağırsakla birleştiği noktadan anüse kadar 6 alt kısma bölünmüştür. Sindirim kanalının son bölümü olan kolon tabakası kaslardan meydana gelen bir tabakadır ve atıkların itilme hareketini yapar. Bu itme hareketleri ince bağırsağa göre çok yavaştır. Kolonda meydana gelen hareketlenmeler yiyeceklerle ve yapılan hareketlerle çoğalır, uyku sırasında azalır. Kolonda oluşan mukus iç zemini kaygan bir hale getirir ve atık maddeler rektum ve anüse kolya bir şekilde geçer.

      Rektum: Kalın bağırsakta ilerleyen atıklar bağırsağın son kısmı olan dışkının depolandığı rektuma gelir. 

      Anüs:  Kalın bağırsağın dışa açıldığı ağza anüs denir. Bu bölgede dışkı kontrolünü sağlayan kaslar vardır.


      ]]>
      Radyolojik Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/radyolojik-anatomi.html Tue, 13 Nov 2018 02:07:59 +0000 Radyolojik anatomi, radyografi vasıtasıyla gözlemlenen organ biçim ve şekillerinin, organlar arasındaki ilişkilerin incelenmesine denir. Hastalıkların, yaraların ve ekleme bağlı rahatsızlıklarının teşhisinde x ışınını Radyolojik anatomi, radyografi vasıtasıyla gözlemlenen organ biçim ve şekillerinin, organlar arasındaki ilişkilerin incelenmesine denir. Hastalıkların, yaraların ve ekleme bağlı rahatsızlıklarının teşhisinde x ışınının kullanılmasından bu yana radyolojik anatomi oldukça ilerlemiştir. Radyolojik anatomi, radyografi sonucunda elde edilen şekil ve bulguları inceler. Organların belli yönlerden (yandan, önden, yarı yandan, yatay ve dikey olarak vb) muayenesi, kemiklerin yapısının, eklemlerin ve bazı organların incelenmesini kapsamaktadır. 

      Radyolojik Anatomi
      Gerçek ya da ihtimal organik boşlukların iç yapısı, saydam olmayan bir madde (idrar yolları, yemek borusu, kanallar veya damarlara) ya da gaz şırınga edilerek meydana çıkarılır. Teşhisle elde edilen bulgularla yapılan kıyaslama, ışığın, kişinin ve ekranın bulunduğu yerler göz önünde bulundurularak sabit bilgiler üzerinde anamorfozları değerlendirmeye imkan sağlar. Bu değişiklikler ara sıra belli bir planın görünümünü tespit etmek, bir planı büyültebilmek, başka türlü görülemeyen bir detayı ortaya çıkarabilmek açısından önemlidir. Radyolojik anatomi, canlıda normal şekilleri ve patolojik şekilleri görebilmeye, patolojik olguları tespit etmekle tıbbi ve cerrahi teşhise yardımcı olmaktadır.
      ]]>
      Anatomi Modülü https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-modulu.html Tue, 13 Nov 2018 09:13:54 +0000 Anatomi Modülü,Vücudu meydana getiren organları ve bu organların yapılarını inceleyen bir bilim dalıdır. Kendi içinde de bölümlere ve sistemlere ayrılır.İskelet Sistemi: Kemikler ve hareketi me Anatomi Modülü,

      Vücudu meydana getiren organları ve bu organların yapılarını inceleyen bir bilim dalıdır. Kendi içinde de bölümlere ve sistemlere ayrılır.

      İskelet Sistemi: Kemikler ve hareketi meydana getiren eklemlerden oluşmuştur. Kalsiyum, fosfor ve koulojen  denilen lifli bir maddeden oluşur. Her kemiğin, süngerimsi bir yapıda iç bölümü, bunu çevreleyen sert ve sıkı yapıda dış bölümü vardır. Kemikleri çevreleyen yapıya tıkız denir. Üzerini örten zara ise periost denir. Kemiler tek başlarına hareketsiz olmalarına rağmen bir bütün şekilde hareket olanağı sağlar. Başta 22, göğüste 25, omurgada 26,  üst extremitede 64, alt extremitede  62, kulakta 6, dilde 1 adet kemik olmak üzere toplam 206 kemikten oluşan bir sistemdir. 

      Kemik türleri 3'e ayrılır.

    • Yassı Kemikler: Yüzeyleri geniş yapıları incedir. Kafatası, göğüs kemiği, kürek kemikleri yassı kemiklere örnektir.
    • Kısa Kemikler: Yapısal bakımdan kısa ve küçük olan kemiklerdir. Omurgalar, el ve ayaktaki kemikler kısa kemiklere örnektir.
    • Uzun Kemikler: Merkezden boyuna doğru büyüyen kemiklerdir. Uzun kemiklerin gövdesi boyunca bir kanal oluşur. Buraya kemik iliği adı verilir. Kol kemiği, uyluk kemiği, kaval kemiği ve kamış kemiği uzun kemiklere örnektir.
      • Baş kemikleri:

      Baş bölgesinde 14'ü kafada 14' ü yüzde 1'ide dilde olmak üzere 29 kemik bulunur. Baş kemikleri 2 bölümde incelenir.

    • Kafatası Kemikleri: Kafatasının tavanını ve tabanının oluşturan kemiklerdir bu kemikler yassıdırlar ve hareketsiz eklemlerle birbirine bağlıdırlar.
    • Yüz Kemikleri:  Göz çukurları, ağız-burun boşluklarını çevreleyen kemiklerdir. Üst çenede 1 tane  tek 6 tane çift olmak üzere toplam 13 kemik bulunur.

    • Anatomi Modülü
      • Gövde Kemikleri:

      Omurga ve göğüs kafesi kemikleri vücut iskeletinin gövde bölümünü oluşturur. 33-34 adet omurun birbirine bağlanması şeklindedir. Yetişkin insanlarda S şeklindedir. 5 bölümden oluşur. Boyun bölgesi (7 omur), göğüs bölgesi (12 omur), bel bölgesi (5 omur),  sağrı bölgesi (5 omur), kuyruk bölgesi (5 omur) 'den  oluşur. 2 omurun arasında eklem görevi yapan yastıklara disk denir.

      Kas Sistemi: Vücudun hareketi için, iskelet sistemi, eklemler ve kas sistemleri bir bütün oluşturur. Kassal hareketliliği sinir sistemi sağlar. İnsan vücudunda 600 den fazla kas bulunur. 3 ana tip kas vardır.

      • İskelet Kasları (Çizgili Kaslar)
      • Düz Kaslar (Çizgisiz Kaslar)
      • Kalbin Özelleşmiş Kalp Dokusu

      VÜCUTTA BULUNAN KASLAR:

      • Baş Kasları
      • Boyun Kasları
      • Mimik Kasları
      • Sırt Kasları
      • Karın Kasları
      • Gögüs Kasları
      • Omuz Kasları
      • Kol Kasları
      • Kalça Kasları
      • Uyluk Kaslarıdır.
      ]]> Kafa Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/kafa-anatomisi.html Tue, 13 Nov 2018 10:19:38 +0000 Kafatası Anotomisi;Kafatası yetişkin bireyler de oldukça serttir, hatta vücudun en sert yeri denilebilir. Fakat yeni doğan bebekler de işler farklıdır. Ana rahminden çıkan  bebeğin kafa tası kırıl Kafatası Anotomisi;

      Kafatası yetişkin bireyler de oldukça serttir, hatta vücudun en sert yeri denilebilir. Fakat yeni doğan bebekler de işler farklıdır. Ana rahminden çıkan  bebeğin kafa tası kırılmaması  için bebeklerin kafatası sert değildir. Henüz  sekiz kemik bir birine oturmamıştır ve aralarında boşluk bulunmaktadır. Kemikleri oluşturan kıkırdak ve yumuşak yapı oluşmuştur ve kemiklerin sertmeşmemesinden dolayı doğum esnasın da bükülme ve esneme olur. Kafatası esneyerek aradaki boşluğu doldurur, hatta kemikler bir birilerinin üstüne çıkarlar ve böylece bebeğin doğum esnasında kafatası küçülmüş olur ve doğum sorunsuz gerçekleşir.

      Kafa Kemikleri  İki Kısımda İncelenir
      1) Neurocranium kemikler, encephalonu içine alırlar. Tek ve çift olmak üzere iki kısımda incelenirler.

      Çift olanlar; İçinde merkezi sinir sisteminin oturduğu kemikler (neurocranium, ossa cranii, craniales) : Beyin ve diğer merkezi sinir sitemi yapılarını saran kısımı çevreleyen kemikler. 

      Tek Olanlar;
      Os frontale (frontal kemik), os parietale (sağ sol olmak üzere iki çift), os occipitale (ense kemiği olup içinden omuriliğin çıktığı foramen magnumu barındırır), os sphenoidale (Sfenoid, yarasa veya kaması kemik, hipofiz bezini taşıyan Fossa hypophysialis, bu kemik üzerindeki Sella turcica "Türk eğeri" üzerindedir), os temporale (kulak kemiği).

      2) Splanchnocranium kemikler, ortiba burun ve ağız çevresindeler 
       (visocranium, ossa faciei, facialia): Yüzü oluşturan kemiklerdir. Maxilla (üst çene kemiği), os palatinum (damak kemiği), oz zygomaticum 8elmacık kemiği), mandibula (alt çene kemiği).

      Kafa Anatomisi
      Kafada Bulunan Organlar
      • Göz, görmeyi sağlar
      • Burun, koklamayı ve nefes alıp vermeyi sağlar. Ağız ile solunum yapılamayan durumlarda solunum işini üslenir.
      • Ağız, Sindirim sistemini ve nefes alıp vermeyi sağlar.Aynı zaman da boşaltım sistemine de yardımcı olur. Ağızda bulunan dil gıdaların tadını almaya ve konuşma esnasında ciğerden gelen sesleri  diş yardımı ile seslere çevirerek iletişimi sağlar.  Dişler yiyecekleri öğütmeye yarar. Ağız ve etrafında ki yapılar yüzün estetiğini sağlar.
      • Kulak, Dış dünyada bulunan sesleri beyne komut eden organdır. Aynı zamanda içerisinde bulunan orta kulak ise vücuden dengesini sağlar. Aksi takdirde baş dönmelerine sebep olur.
      • Beyin, Hormonların salgılanmasını ve duyu organlarının çalışmasını çalışmasını sağlar. İstemli hareketleri koordine eder.Susama, acıkma, vücut sıcaklığına ve kan basıncına hükmeden organizmadır.
      • Zeka, Hırs ve irade merkezleridir.
      ]]>
      Anatomi Kemikler https://www.anatomi.gen.tr/anatomi-kemikler.html Tue, 13 Nov 2018 17:09:17 +0000 Anatomi Kemikler, Anatomik olarak kemikler, vücuda destek olan, hareketlere yardımcı, çevrelediği yapıları koruma görevi üstlenen yapıların ortak adıdır. Çok sert yapıları olmasına karşı, esnek bir yapıya sahiptirler. Kemi Anatomi Kemikler, Anatomik olarak kemikler, vücuda destek olan, hareketlere yardımcı, çevrelediği yapıları koruma görevi üstlenen yapıların ortak adıdır. Çok sert yapıları olmasına karşı, esnek bir yapıya sahiptirler. Kemiğe sertliğini kazandıran içerisinde bulunan, manganez, fosfor, kalsiyumdur.  Yeni doğan bir bebekte, 270 adet kemik bulunmaktadır, 14 yaşında 256 adet kemik, erişkinde 206 adet kemik vardır. 25-30 yaşlarında 70 kg lık bir bireyde toplam 5-6 kg kemik yapısına sahiptir. Fibroz doku ve hücreler kemiğe yumuşaklık vermektedir. İnorganik kısım ise, inorganik kısımdır bu da kemiğe sertlik vermektedir. Radyoopaktır X ışınlarını geçirmez.  

      Anatomi Kemikler: İnsan vücudunda iskelet sistemi, şekline göre 3'e ayrılmaktadır. Uzun kemikler, yassı kemikler ve kısa kemiklerdir. 

      Uzun kemikler, uzunluk olarak, kalınlığından daha fazladır. Şekil olarak silindire benzemektedir. Uzun kemiklere örnek verecek olursak, kol ve bacakları gösterebiliriz. Vücudumuzda ki en uzun kemik uyluk kemiğidir. uzun kemiklerin yapı olarak gövde, uç ve gövde ile uç arasında kalan kısımdır.  Uzun kemiklerin boyuna uzamasını sağlayan yapısında bulunan kıkırdaktır. 

      Anatomi Kemikler
      Yassı Kemikler: genişliği ve boyu kalınlığından daha fazladır. 
      • Yassı görünümlü kemiklerdir.
      • Sarı ilik ve kemik kanalı bulunmaz. 
      • Kırmızı kemik iliği bulunmaktadır.
      • Göğüs, kafatası ve kaburga kemikleri yassı kemiklere örnek verilebilir.
      Kısa Kemikler: El ve ayak bileği kemikleridir. Vertebralarının, kısa çıkıntılı yerleri kemik iliği içermektedir. 
      • Omurga, el ve ayak bilek kemikleri kısa kemikler arasındadır. 
      • Genişlik, boy  ve eni aynı olan kemiklerdir.
      • Sarı ilik ve kemik kanalı bulunmamaktadır.
      ]]>
      Topografik Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/topografik-anatomi.html Wed, 14 Nov 2018 12:19:41 +0000 Topografik Anatomi, İnsan ve hayvanların bölümlere ayrılarak incelenmesi demektir. Sistemleri inceleyen anatomidir. Oluşumların dokuların organların aksine işlevleri inceler. Anatomi ise beden yapısı, gövde yapısıdır. Canlı va Topografik Anatomi, İnsan ve hayvanların bölümlere ayrılarak incelenmesi demektir. Sistemleri inceleyen anatomidir. Oluşumların dokuların organların aksine işlevleri inceler. Anatomi ise beden yapısı, gövde yapısıdır. Canlı varlıkların şekil ve yapılarını inceleyen bir temel tıbbi bilimdir. Tıbbın temelini oluşturur.İslam tıbbının en büyük alimlerinden olan İbn-ün- Nefis (1210-1288)  topografik anatomi ile ilgili olarak "insan oğlu yaratıldığından beri bedeninin iç kısımlarını merak etmiştir." Eski dönemlerde  insan vücudu ile  iç katmanları  ile ilgili o günlerden beri araştırmalar yapılmaktadır. Topografik anatomik çalışmalar yapabilmek için maymunlar kullanılmıştır. Ama zaman geçtikçe insan cesetleri üzerinde anatomik incelemeler olmuştur.
      İnsan Anatomisinin bölümleri

      Patalojik anatomi: Organların normalden, sıkıntılı sapmalarını inceleyen dal. Çok önemli olduğundan dolayı bugün bir bilim dalı olarak okutulmaktadır.Bir organda kanama, kalp adalesinde geçirilmiş bir enfarktüs, akciğerde geçirilmiş bir tüberküloz, tümörün nerede olduğu bu bilim tarafından bilinir.
      Makroskabik anatomi: insan vücut yapısı, herhangi bir araç-gereç açılarak gözle incelenebilir; organlar ve dokuların yapısı şekli bir birleriyle ilişkileri gözlenebilir bu tür anotimiye mikroskobik anatomi denir. Mikroskobik anatomi sistematik ve topografik olarak ikiye ayrılır.

      Sistematik anatomi: Vücudun bütün sistemlerini ayrı ayrı inceleyen bilimdir. Kemik bilimi, kas bilimi bunlara örnek gösterilebilir.

      Topografik Anatomi
      Topografik anatomi: Daha önceleri, tıbbi, cerrahi veya uygulamalı anatomi denilen bu bilim dalı hayvanlar üzerinde araştırılmıştır.Sonra insan vücudunun herhangi bir bölgesinde doku katmanlarının üzerinde incelenmiş ve şu sıraya konulmuş; deri, adale, damar, sinir ve kemik katları olarak inceler. Cerrahi işlemlerde topografik anatomiyi bilmenin büyük bir önemi vardır. Örneğin bir insanın eli ağrıdığında bunu deriden tutun kemik, sinir hücreleri, dokular, kan damarları kanın miktarına kadar inceler topografik anatomi.

      Mikroskobik ve gelişim anatomisi de bunlara dahildir. İncelemeler bu şekilde devam eder gider topografik anatominin alanları çok geniştir ve bunlar farklı dersler olarak okutulup farklı şekilde doktorlar tarafından insanların hastalıkları doğrultusunda kullanılır. İnsanlar bilimden bu şekilde yararlanır.
      ]]>
      Sırt Kasları Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/sirt-kaslari-anatomi.html Wed, 14 Nov 2018 14:48:02 +0000 Sırt kasları anatomisine göre bu adaleler üst eksteremiteleri gövdeye bağlarlar. Üst ekstremitelerin hareketi ile alakalıdırlar. Servikodorsal alanda bulunurlar. Bölgenin yüzeysel fasyası kalın ve kuvvetli olup; yağ dokudan Sırt kasları anatomisine göre bu adaleler üst eksteremiteleri gövdeye bağlarlar. Üst ekstremitelerin hareketi ile alakalıdırlar. Servikodorsal alanda bulunurlar. Bölgenin yüzeysel fasyası kalın ve kuvvetli olup; yağ dokudan meydana gelir. Genel yüzeysel fasya ile devamlıdır. Bölgenin derin fasyası iyi fibröz dokudur. Bu fasya lig. nuchae, bütün torakal vertebraların proc. spinosuslarına ve lig. supraspinaleye tutunur. Lateralde ise scapulanın acromion ve spina scapula bölümlerine tutunur. Buradan bu yana fascia deltoidea ve fascia axillaris ile sürdürür.
       
      Sırt kasları; yüzeysel ve derin sırt adaleleri biçimde 2 gruba ayrılır. 
      Derin adaleler: Omurları birbirlerine birleştiren kaslardır. Omurganın sağ tarafındaki ve sol tarafındaki enlemesine uzanmakta olan çıkıntılar ile kaburgalar arasında bulunan boşlukları doldurur. Derin sırt adaleleri, uzunca lifler şeklinde kuyruk sokumu ile başı arasındaki bütün omurga süresince sıralanır. Gövdenin yüksek durması ve balansta kalmasını olanağı sağlar. Omura bitişik adaleler çok fazla kısadır ve sadece omurlar aralarında bulunur. Derin sırt adaleleri, 2 taraflı kasıldığı zaman omurgayı ve gövdeyi geriye gerçek çeker. Yüzeysel kaslar: m. trapezius, sırttaki en yüzeysel kastır. Scapulayı (kürek kemiği) ile omzu yukarıya ve içe çeker. Bununla beraber scapulayı aşağıya gerçek çeker ve ortada üstelik yaklaştırır. Kolun başı üzerlerine kaldırılmasında başka kaslara destekçidir. 
      Sırt Kasları Anatomi
      M. latissimus dorsi: Bel ve üst sırt kasıdır ve bütün beli kaplar. Kolun kuvvetli abdüktorüdür ( ortada çizgiden uzaklaştırma), öne ve yukarıya kalkmış meydana gelen kolu aşağıya ve arkaya çeker. Kol yukarıda sabit olarak ise gövdeyi yukarıya çeker. m. rhomboideus major ve m. rhomboideus minör adaleleri scapulanın(kürek kemiğinin) iç kenarını içe gerçek çeker. m. levator scapula boynun arka harici kısmındadır ve scapulayı içe ve yukarıya çeker. 

      Musculus trapeziuss
      Üçgen biçimde bir kastır. En yüzeysel sırt kasıdır. Protuberentia occipitalis externa, lig. nuchae, bütün torakal vertebraların proc. spinos usları ve lig. supraspinaleden başlar. Üst kısmının lifleri clavicula'nın lateral 1/3'üne; orta parçasının lifleri, acromiona; alt parçasının lifleri ise spina scapula'nın medial ucundaki üçgen biçimde meydana gelen trigonun spinae scapulae'ya tutunur. Üstüne lifleri Musculus levator scapulae ile beraber scapulanın yukarıya kaldırılmasını olanağı sağlar ve omuzun çökmesini önler.
      Musculus latissimus dorsi
      Vücudun en yayvan kasıdır (Latıssımus; en yayvan). T6-T12 vertebraların proc. spinosusları, Fascia thoracolumbalis, lig. supraspinale ve nihai 4 kaburgadan başlar. Çoğunlukla scapulae'nın angulus inferiorundan başlayan minik bir demetide bulunur. Humerus'un sulcus intertubercularisinin tabanına insersiyo yapar. Pelvise tutunan bir üst ekstremite kasıdır. Kola ekstansiyon, adduksiyon ve iç rotasyon hareketlerini yaptırı.
      Musculus levator scapulae
      Musculus trapeziusun alt bölümünde bulunur. C1-C4 vertebraların proc. spinosuslarndan başlar. scapula'nın margo medialisinin üst bölümünde sonlarnır. Omuz üstünde yük taşırken omzun çökmesini önlemekte Musculus trapezius'a yardım eder. Omuz sabit iken boyuna lateral fleksiyon yaptırır. Nervus accessorius boyun üçgeninde bu kasın üstünden geçer. Nervus dorsalis scapulae aracılığıyla uyarılır. 
      Musculus rhomboideus minör-Musculus rhoumboides major
      Musculus rhomboideus minör C7-T1 vertebraların proc. spinosuslarından başlar. Scapulae'nın Margo medialisinin Spina scpulae hizsının üst bölümüne insersiyo yapar. Bazı durumlarda bu kasın üst hizasından oksipital kemiğe silindirik bir kas gurubu uzanmaktadır. Musculus rhomboideus major T2-T5 vertebraların proc. spinosuslarıdan başlayıp ve scapulae'nın margo medialisinin spina scapulae hizasının alt bölümünde olan]]> El Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/el-anatomisi.html Wed, 14 Nov 2018 17:12:06 +0000 El anatomisi, dokunma duyusunun esas organı el, kavrama için özelleşmiş bir organdır. Elin radial tarafı olan kısım parmaklar ile başparmak ve de pinç kavramayı gerçekleştirirken aynı zamanda unlar tarafı da parmaklar ile El anatomisi, dokunma duyusunun esas organı el, kavrama için özelleşmiş bir organdır. Elin radial tarafı olan kısım parmaklar ile başparmak ve de pinç kavramayı gerçekleştirirken aynı zamanda unlar tarafı da parmaklar ile avuç içi arasında kuvvetli kavramayı gerçekleştirmektedir. Elde bulunan kemikler stabilite için merkezi ve sabit bir ünite ile kuvvet ve çeviklik için toplam üç mobil üniteden meydana gelmektedir. Sabit olan ünite iki ve üç metakarpellere sıkı bir şekilde bağlanmış sekiz karpal kemik içerir. Sabit olan ve uzanım gösteren üç mobil ünite:

      Başparmak birinci karpometaarpal eklem (KMK), ince manipülasyonlar ve kuvvetli tutma için ekstansiyon, adduksiyon, abduksiyon ve fleksiyona izin vermektedir.

      İşaret parmağı bağımsız fleksörler ve ekstrinsik ekstansör ile kuvvetli intrisik kasların yardımı ile hareketleri bağımsız şekilde ya da başparmak ile birlikte yapma yetkisi vardır.

      Yüzük, orta ve küçük parmaklar beşinci ve dört metakarpellerin KMK eklemlerin de bulunan hafif hareketlerin de katkı sağlaması ile kuvvetli kavrama foksiyonun da görev almıştır.

      El Anatomisi

      Elin Yapısal Antomisi

      Kemikler

      El ve birlikte bilek toplam 27 kemikten meydana gelmiştir. Bu kemiklerden 19 tanesi ( 14 falakans, 5 metakarpal) uzun kemik olmaktadır. Kemikler 5 ayrı ışınsal dizinden oluşturulmaktadır. Her bir dizi ise karpo metakarpel eklemden başlamakta olup üç eklem içermektedir. Başparmak dizisi veya radial dizi en kısa kemik olup iki falankstan oluşur. Bu dizinin temeli ise os trapezium ile os scaphoideum’a uzanmaktadır.

      Eklemler

      Vücudun önemli büyük oynak eklemlerinden sayılan bilek eklemi karmaşık bir yapıda olmaktadır. el iskeleti yapısına dahil edilen bu eklemler parmakları ayrı ayrı oynatabilme yetkisine sahiptir. Eklem bağları sayı bakımından az olmakta ve fibroz tabakanın lateral ve medial tarafından yoğunlaşmıştır. Parmak da bulunan eklemler iki ayrı grupta incelenmektedir. Bunlar başparmak ve diğer parmaklar eklem dizisidir.

      Kaslar

      El parmak hareketlerinin gerçekleşmesi intrinsik ve ekstrinsik kaslarla olmaktadır. Ekstrinsik kaslar ön koldan başlar ve ele ulaşarak etkisini sağlar. İntrinsik kaslar ise hipotenar, tenar ve orta kompartıman kasları olmak üzere üç grup da ele alınmıştır. 

      ]]>
      Kalça Anatomisi https://www.anatomi.gen.tr/kalca-anatomisi.html Thu, 15 Nov 2018 07:00:22 +0000 Kalça anatomisi, yuva ve top şeklinde çok eksenli sinoviyal bir eklem olan kalça kemiği, yürüme ve  ayakta durma özelliğine sahip mükemmel bir yapıda olmaktadır. Kalça eklemi, sabitliğimin yoğun bir kısmını eklem kap Kalça anatomisi, yuva ve top şeklinde çok eksenli sinoviyal bir eklem olan kalça kemiği, yürüme ve  ayakta durma özelliğine sahip mükemmel bir yapıda olmaktadır. Kalça eklemi, sabitliğimin yoğun bir kısmını eklem kapsülü sayesinde gerçekleşmektedir. Omuz eklemi ve kalça eklemi insan vücudun da bulunan en hareketli eklemlerdir. Lakin bu eklem femur başının asetabulum içinde yeteri şekilde kapanmış olması ile ve de uyum sağlaması ile omuz eklemine oranla daha sabit olmaktadır. Simetrik yapısı ve sabit akstaki rotasyona izin verir ve aynı zaman da eklem üzerinde bulunan kasların etkisini kolaylaştırır.  Stabilite bağ, eklem yüzleri ve kas yapılarının ortak hareketi, birlikteliği ise sağlanmaktadır. Kalça eklem stabilitenin yoğun bir bölümü etraf kas yapılarından daha çok eklem kapsülü ile gerçekleşmektedir.

      Kalça ekleminin yeri ise uyluk kemiği adı verilen kemiğin, leğen kemi ile birleştiği yerde bulunan oynak kısımdır. Çoğunlukla kişilerde görülen kalça ağrıları bu oynak kemikten kaynaklanabiliyor. Ancak herkes de farklı nedenden ve farklı bölge de görülebilir. Her yaş da ve her kişide görülen bilen bu ağrılar çoğu zaman kasık da meydana gelebilir ve aynı zamanda uyluğun ön yüzünde de meydana gelebilir. Vücutta yer alan eklem kemikleri arasında en güçlük olan kemiklerden bir tanesi de kalça kemiği olmaktadır.

      Kalça Anatomisi

      Kalça Ekleminin Hareket Genişliği

      • Fleksiyon 135°
      • Ekstansiyon 10-30°
      • Abdüksiyon 40-45°
      • Addüksiyon 20-30°
      • İç rotasyon 35-40°
      • Dış rotasyon 45°
      • İç rotasyon (90° fleksiyonda) 45°
      • Abdüksiyon (90° fleksiyonda) 65-90°
      • Dış rotasyon (90° fleksiyonda) 40°
      • Addüksiyon (90° fleksiyonda) 40° şeklindedir…

      Omuz eklemi kadar olmasa da kalça ekleminin de hareket genişliği oldukça fazla olmaktadır. Kalça ekleminin hareketi kuvvetli kaslar ile sağlanmaktadır. Bu güçlü kaslar kişinin rahat hareket etmesinde etki sağlamaktadır. ]]>
      Karın Kasları Anatomi https://www.anatomi.gen.tr/karin-kaslari-anatomi.html Thu, 15 Nov 2018 07:22:59 +0000 Karın kasları anatomik olarak abdominal boşluğu göğüs boşluğundan ayıran musculo-tendinöz yapıdır. Diafragmanın seviyesi; solunumun fazına, kişinin beden yapısına göre mühim farklılıklar gösterir. Söz gelişi göğ Karın kasları anatomik olarak abdominal boşluğu göğüs boşluğundan ayıran musculo-tendinöz yapıdır. Diafragmanın seviyesi; solunumun fazına, kişinin beden yapısına göre mühim farklılıklar gösterir. Söz gelişi göğüs kafesi yayvan meydana gelen şahıslarda, dar olanlara göre çoğunlukla dah yüksek yerleşim gösterir.
       
      Karındaki kaslar
      Rectus Abdominis (Yüksek Karındaki Kası): Göğüs kemiğinden leğen kemiğine kadar uzanan bu adaleler six pack olarak isimlendirilir. Kasık kısmında ve 5. 6. ve 7. kaburga kemikleri aralarında yer alır. Bağlayıcı doku kısımlarının fit bantlarından meydana gelen bu adaleler, karındaki adalelerinin belirli olmasını olanağı sağlar. En basit nitelikleri gövdenin bükülmesine destek etmek, karındaki kası baskısını artırmak ve pelvisi balansta tutmaktır.
      External Obliques (Harici Bölge Karındaki Kası): Karının ön ve hemen yan yüzeylerinde yer alır. 8. kaburga kemiğinden leğen kemiğine gerçek uzanır. Kasık bölesinde veya rectus abdominisin ortada aşağıya bölgesine de uzanır. Gövdeyi yana gerçek rotasyon yaptırır ve hem de batını sıkıştırır.
      Internal Obliques (İç Bölge Karındaki Kası): harici eğil karındaki adalelerinin alt kısmında yer alır. Vücudun ortada kısmının çaprazla yukarıya gerçek ve içe gerçek kasılmasını olanağı sağlar. Kalça kemiği ve dokularından başlar ve 3. ve 4. kaburga kemiğine denli uzanır. Harici eğik karındaki kasıyla beraber çalışarak aynı misyonu görür.
      Karın Kasları Anatomi
      Transverse Abdominis (Enine Karındaki Kası): Karındaki bölgesinin en içte olan kasıdır. İç eğik karındaki kasının altından uzanır ve bütün karındaki bölgesini sarar. Bu kaslara sizin ağırlık kaldırma kemeriniz de diyebiliriz. 6. kaburga kemiğinden başlar ve kalça kemiği ve dokuları süresince kasık bölgenize kadar ilerler. Batını bölgesini sıkılaştırmaya destekçi olur.
       
      Diafragmanın motor ve duyu sinir n. phericus'dur. Kocaman miktarda C4 spinal hudut aracılığıyla ortaya konulan n. pherinus'a, C5 ve C3'den de lifler katılmaktadır. Bu sinirin boyun kısmında, m. scalenus anterior üstünde izlediğini ve bu bölgede sinirin elektriksel stimülasyonunu ile solunumun uyarılabileceğini, veya devamlı hıçkırık veya diafragmatik ağrı benzeri vaziyetlerde yeniden bu kısımdan yapılacak anastetik maddelerle sinirin blokajının muhtemel meydana geldiğini hatırlayınız. N. phrenicus'un diafragmanın en mühim duyu hudut oluşu, diafragma ağrılarının, C3-C5 liflerinin boyun kısmında yayıldığı yerlerde de hissedilmesine (hemen yansıyan ağrı) yol açar.
       
      Karın Ön Duvarı Oluşumları
      Karındaki ön duvarı, kocaman ölçüde her 2 tarafta bulunan ve çeşitli yönlerde seyretme gösteren 3 kas tabakası (Haricitan içe gerçek sırasıyla; m. obliquus externus abdominis, m. obliquus internus abdominis ve m. transversus abdominis), bunların karındaki bölgesi ortada kısmında birleşmesi ile meydana gelen ve rektus kılıfı (vagina musculi recti abdominis) ismini verdiğimiz aponeurotik kılıf ve bu kılıf içinde yukarıdan aşağıya gerçek uzanan özellikte bir çift kas meydana gelen m. rectus abdominis aracılığıyla oluşturulur.  Anatominin önem derecesini tanımlamak amaçlı özellikte bir kinesioloji uzmanı olmanıza sebep yok. Yalnızca hangi karındaki kasının ne yaptığını ve hangi egzersizler ile daha etkili çalışabileceğini öğrenin. Karındaki kası amaçlı egzersizler bulmak çok fazla basit. Mühim olan gerçek kas grubunu gerçek idman gününde çalışmak. Her zaman, milyonlarca sporcu fazladan fazla sıkılaşmak ve daha ince özellikte bir bele elde etmek amaçlı mekik çekiyor. Basit mekik çekmedeki sıkıntı ise "temel" olması. Sonsuza denli mekik çekerek six pack sahibi olamazsınız. Görülebilmektedir karındaki kaslar içinse yepyeni egzersizler, destekleyen antrenmanlar ve gerçek özellikte bir beslenme düzeni. Bilim insanlarına göre mekik çekmenin, beden kompozisyonuna tesiri sıfırdır.
      ]]>